Kulak Burun Boğaz

Kulak Burun Boğaz Uzmanı Kimdir?
Tüm doktor muayenelerinin %50'den fazlasının Kulak Burun Boğaz problemleri için olduğunu biliyor muydunuz?

Kulak Burun Boğaz uzmanı kimdir?Kulak Burun Boğaz uzmanı kulaklar, burun, boğaz ve baş-boyunla ilgili yapıların tıbbi ve cerrahi tedavisi konusunda eğitilmiş bir doktordur. Kulak, burun, nazal geçiş, sinusler, gırtlak, ağız boşluğu, üst yutak ile yüz ve boyunda yer alan yapıların (boyun kitleleri, tiroid, tükürük bezleri gibi) hastalıklarının tedavisi Kulak Burun Boğaz'ın kapsamındadır. Kulak Burun Boğaz ABD'deki en eski tıbbi uzmanlık dalıdır.

Kulak: Bir Kulak Burun Boğaz uzmanının benzersiz ilgi alanı kulaklardır. Bu ise duyma bozuklukları, kulak enfeksiyonları, denge bozuklukları, yüz siniri veya kafa siniri bozuklukları ve aynı zamanda dış kulak ve iç kulağın doğumsal hastalıkları ve kanserlerinin tıbbi ve cerrahi tedavisini kapsar.

Burun: Burun boşluğu ve sinüslerin bakımı , Kulak Burun Boğaz uzmanının ilk görevlerindendir. Burun boşluğu, paranasal sinüsler, allerji, koku alma ve burun solunum bozuklukları ve burunun dış görünümü ile ilgili bozukluklar Kulak Burun Boğaz uzmanlığının ilgi alanıdır.

Boğaz: Kulak Burun Boğaz uzmanlığına özel olarak bu uzmanlık alanına gırtlak ve üst solunum ve sindirim yolu veya sindirim borusu hastalıklarının tedavisi girer. Bunun içinde de ses, solunum ve yutma ile ilgili bozukluklar vardır.

Baş ve boyun : Kulak Burun Boğaz uzmanları Baş ve boyun bölgesinin enfeksiyon hastalıkları, tümörleri (habis ve selim), yüz travması ve yüz deformitelerinin tedavisi için eğitilmişlerdir. Kozmetik, plastik ve onarım cerrahisi uygulamalarını yaparlar. Bir Kulak Burun Boğaz uzmanı diğer tıbbi ve cerrahi uzmanlıklardaki doktorlarla çalışabilir. Kafa tabanı hastalıklarının tedavisinde beyin cerrahları, kozmetik ve travmatik deformite tedavisinde plastik cerrahlar, göz yakınındaki yapısal anormalliklerin tedavisinde göz doktorları, çene ve diş travmalarının tedavisinde ağız cerrahları, sinüs hastalıklarında allerji, deri kanseri tedavisinde dermatologlar, baş boyun kanser tedavisinde onkologlar, çocuk ve genel toplumda genel enfeksiyöz, doğumsal, travmatik ve habis hastalık ve bozuklukların tedavisinde pediatrist ve aile hekimleri ile ortak alan paylaşırlar.

Uzmanlığın 7 alanı:
Otoloji/nöroloji: Dış, orta ve iç kulağın travmatik bozukluklar ve kanser gibi hastalıkları ve duyma ile dengeyi etkileyen sinir yolları ile ilgili bozuklukları kapsayan kulak hastalıklarının tıbbi ve cerrahi tedavisi

Pediatrik otolarengoloji : Çocuklarda kulak, burun ve boğaz hastalıklarının tıbbi ve cerrahi tedavisi

Baş boyun bölgesi: Tiroid ve paratiroid cerrahisi ile birlikte baş ve boyunda görülen tümörlerin (kanser ve kanser dışı) tıbbi ve cerrahi tedavisi

Yüz plastik ve rekonstrüktif cerrahisi:Yüz ve boynun kozmetik, işlevsel ve onarıma ihtiyaç duyan anormalliklerinin tedavisi

Rinoloji: Burun ve sinus boşluklarının tıbbi ve cerrahi tedavisi
 
Larengoloji:Ses ve boğaz ile ilgili bozuklukların tıbbi ve cerrahi tedavisi

Allerji: Üst solunum yollarını etkileyen allerjinin tıbbi tedavisi

Tanı ve Tedavi Hizmetleri

Rinoloji
Fasiyal Plastik Cerrahi
Otoloji-Nörootoloji
Baş-Boyun Cerrahisi
Larengoloji
Odyovestibüler ve konuşma bozuklukları çalışma grupları.
Pediatrik Otolaringoloji
Odyovestibüler laboratuvarımızda Yüksek Frekans Odyometri, ABR, MLR, LLR, EcochG, VEMP, Otoakustik Emisyon, İmpedansmetri ölçümleri yapılmaktadır. soft laser cihazı ile tinnitus tedavisi.
Ses hastalıklarının tanısı ve tedavisine kompüterize ses analiz sisitemleri ve videolarengostroboskopi olanaklarımız mevcuttur.
Obstrüktif Uyku Apnesi olan hastalarımızın tanısı Polisomnografi Laboratuarı' nda yapılmaktadır.
Nazal obstrüksiyonların objektif analizi için akustik rinometri, rinomanometri kullanılmaktadır.

Vertigo Nedir?

Latince ‘Dönmek' fiilinden gelen vertigo çoğunlukla iç kulak problemlerinden kaynaklanır. Taşıt  Tutması Nedir? Bazı insanlar gemi, uçak veya arabaya bindiklerinde mide bulantısı hissettikleri taşıt tutması herhangi bir tıbbi bozukluk anlamına gelmez sadece ufak bir rahatsızlıktır. Ancak bazı kişiler bu durumu yoğun yaşadıkları için yaşamları kısıtlanabilir. Denge sistemi: Baş dönmesi (Dizzines, vertigo) ve taşıt tutması denge sistemi ile ilgilidir. İç kulakta bulunan denge sistemi kişinin beynine vücudun nerede olduğunu, hangi yönde hareket ettiği ve dönüp dönmediğini bildirir. Denge duygunuz sinir sisteminin aşağıda belirtilen bölümleri arasındaki kompleks ilişkilerle sağlanır:  İç kulak hareketin yönünü yani dönüp dönmediğini, ileri veya geri, bir yandan diğer yana ve yukarı veya aşağıya doğru olduğunu belirler. Gözler vücudun yerini (baş aşağı vs.) ve hareketin yönünü belirler. Eklemlerde ve omurgada bulunan basınç reseptörleri vücudun hangi parçasının  aşağıda olduğunu ve neresinin yere değdiğini belirler. Kaslardaki ve eklemlerdeki algılama reseptörleri vücudun hangi parçasının hareket ettiğini belirler. Merkezi sinir sistemi (beyin ve omurilik) daha önceki dört sistemden gelen uyarıları işler ve sonuçta koordinasyonu sağlanmış bir algılama ortaya çıkar. Eklemlerde ve omurgada bulunan basınç reseptörleri vücudun hangi parçasının  aşağıda olduğunu ve neresinin yere değdiğini belirler. Kaslardaki ve eklemlerdeki algılama reseptörleri vücudun hangi parçasının hareket ettiğini belirler. Merkezi sinir sistemi (beyin ve omurilik) daha önceki dört sistemden gelen uyarıları işler ve sonuçta koordinasyonu sağlanmış bir algılama ortaya çıkar. Taşıt tutması ile baş dönmesi, merkezi sinir sistemine diğer dört sistemden birbirine zıt mesajlar geldiğinde ortaya çıkar.

Neler baş dönmesine neden olur? Dolaşım, yaralanma, enfeksiyon, alerji, bazı nörolojik hastalıklar baş dönmesine neden olur.
Dolaşım: Baş dönmesinin en sık nedenleri arasında yer alan dolaşım bozukluğu sebebiyle beyniniz yeterince kan almazsa başınız dönmeye başlar. Bu durumun en çok görülme nedenlerinden birisini arteriosklerozdur (damar sertliği).  Genellikle şeker, yüksek tansiyon, kan yağlarının yüksek olduğu durumlarda kalp fonksiyonları yetersiz olanlarda ve kansızlık şikayeti olanlarda rastlanır. Bazı ilaçlar, nikotin ve kafein gibi maddelerde beyne giden kan akımını azalttığı için baş dönmesine neden olur. Kan dolaşımı değişikliklerine son derece hassas olan iç kulak yeterince kan alamazsa daha özel bir baş dönmesi durumu olan vertigo ortaya çıkar.

Yaralanma: Kafatasında meydana gelen, iç kulağı da zedeleyen bir kırık sonrasında aşırı, kısıtlayıcı bir vertigoyla birlikte bulantı ve işitme kaybı gelişir. Baş dönmesi birkaç hafta sürer.

Enfeksiyon: Virüsler sinir bağlantılarını etkileyebilir. Bu vertigoya neden olurken işitme genellikle etkilenmez. Bakteriler sonucunda oluşan enfeksiyonlarda hem denge hem de işitme fonksiyonları bozulur.

Allerji: Bazı kişiler allerjik oldukları besinlerle veya havadaki parçacıklarla karşılaştıklarında baş dönmesi veya vertigo yaşayabilir.

Nörolojik hastalıklar: Multipl skleroz, sifiliz, tümör gibi sinir sistemini etkileyen hastalıklar dengenin bozulmasına neden olur.

Baş dönmesinin etkisini hafifletmek için yapabilecekleriniz : Aniden ayağa kalkmak veya başınızı bir taraftan diğer tarafa çevirmek gibi ani pozisyon değişikliklerinden kaçının. Hızlı baş hareketlerinden kaçının. Tuz, nikotin ve kafein gibi dolaşımı ürünlerin kullanımını azaltın. Sinirlilik hali, stres ve alerjiniz olan maddelerden uzak durun. Başınız döndüğü zaman dikkatli olun. Kesici aletler, araç kullanmak, yüksekte bulunmak gibi durumlardan kaçının.

Bademcik ve Geniz Eti

Lenfoid hücrelerden oluşan bademcik (Tonsil) ve geniz eti (Adenoid) 4-5 yaşlarda daha sık olmak üzere enfeksiyonlara bağlı olarak büyür ama ilerleyen yaşla birlikte küçülme eğilimi gösterir. Geniz etinin büyük olması burundan solunuma engel olur, kulak ve sinüslerin boşalımını bozarak işitme kaybı, horlama, ağızdan soluma, gece öksürüğü, burun akıntıları gibi çeşitli sorunlara yol açar. Kronik geniz eti iltihapları veya büyümeleri ortodontik bozukluklar, yüz gelişimi ve konuşma bozukluğuna yol açabilir. Bademcik ve geniz eti büyümesi üst solunum yolunu daraltacak boyuta ulaştığı zaman horlama ve apne adı verilen uykuda nefessiz kalma gibi son derece ciddi sorunlar ortaya çıkar.

Ne zaman ameliyat gerekir? Bademcikler ve geniz eti ilaç tedavisinin sonuç vermediği durumlarda ameliyat kesin çözümdür ve zorunlu haller dışında alt yaş sınırı 4-5'dir. Üst solunum yolunun bademcik ve geniz eti büyüklüğüne bağlı olarak tıkanması, bademcik etrafında abse (Peritonsiller abse), kötü huylu tümör şüphesi ve çene yapısını bozan geniz eti ve bademcik büyümesi durumlarında kesin olarak ameliyat yapılır. Ayrıca bademcik ameliyatlarının yüzde 40'ı da enfeksiyonlar nedeniyle yapılmaktadır.

Ameliyat riski nedir?Riski son derece düşük olan bademcik ameliyatları istatistiklerinde 14 bin ameliyattan birinde anesteziye veya cerrahiye bağlı ciddi komplikasyon bildirilmektedir. Ameliyat sonrası ciddi kanama oranı 5/1000 gibi düşüktür. Bademcikleri alınmış insanlarda lenfositlerin bazı tiplerinin sayısında azalma gösterilmiştir.

Baş - Boyun Kanseri

Baş boyun kanserleri erken teşhis ile tedavi edilebilirler. Baş boyun kanseri erken belirti verebilir. Erken teşhisin önemini unutmamalı ve doktora gitmeyi ihmal etmemelisiniz. Sigara ve tütün baş boyun kanserlerine bağlı ölümlerin en büyük etkenidir. Baş ve boyun kanserlerinin yüzde 30'unun sigara kullanımı ve alkol gibi spesifik faktörlere uzun süre maruz kalmayla yakın ilişkisi olduğu yapılan araştırmalarla ortaya çıkmıştır. Ağız ve boyun kanserine sigara ve içki kullanmayan yetişkinlerde neredeyse hiç görülmez.

Belirtileri nelerdir? Boyunda şişlik : Bu kanser tipinde genellikle vücutta herhangi bir yere dağılmadan önce boyundaki lenf düğümlerine yayılır. Boyunda 2 haftadan uzun sürede geçmeyen şişlikleri ciddiye alarak en kısa zamanda hekime muayene olmalısınız. Her şişlik kanser belirtisi olmamasına rağmen ağız, gırtlak, guatr kanseri, bazı lenf ve kan kanserinin ilk belirtisi olabilir. Bu yapıdaki şişlikler genellikle ağrısız olur ve gittikçe büyüme eğilimindedir. Ses değişimi : Pek çok gırtlak kanserinin ses değişimine neden olduğu unutulmamalıdır. 2 haftadan uzun süren ses kısıklığı ya da ses değişimleri yaşıyorsanız bir KBB uzmanına gitmeniz sizin için yararlı olabilir. Hekiminiz ses tellerinizi kolay ve ağrısız yöntemlerle muayene edebilir. Dudakta büyüme : Dil ve dudak kanserlerinin pek çoğu geçmeyen yara ve şişliğe neden olurken bu bölgede iltihap oluşmadıkça ağrı hissedilmez. Hastalığın ileri dönemlerinde ise kanama görülebilir. Yara ya da şişliğinin yanı sıra boyunda da bir kitleye varsa bu durumu önemseyerek en kısa zamanda bir uzmana gitmeniz sağlığınız açısından önemlidir. Diş doktorunuz ya da doktorunuz biyopsi (doku örnekleme testi) gerekip gerekmediğini değerlendirerek sizi bir baş boyun cerrahına sevk edebilir. Kanama : Ağız, burun, boğaz ve akciğer tümörleri kanamaya neden olabilir. Birkaç günden fazla bir süre tükürük veya balgamda kanama görülürse doktora görünmeyi ihmal etmemelisiniz.

Yutma problemi : Boğaz ve yemek borusu kanserleri katı gıdalar ile bazen de sıvıların yutulmasını zorlaştırır. Gıda belli bir noktada batma hissi uyandırıp ya mideye gider ya da ağızdan geri gelir. Bu durumda bir doktora başvurmalısınız.

Cilt değişimleri: Baş boyun kanserleri arasında en sık karşılaşılan türdür. Bazı türlerinde renk değişimi görülürken; alın, yüz, kulak gibi cildin güneşe maruz kaldığı yerlerin yanı sıra cildin herhangi bir yerinde de görünebilir. Genellikle küçük, soluk bir yara şeklinde başlar, yavaş yavaş büyür, ortasında gamze şeklinde bir çukur oluşur. Dudakta, yüzde, kulakta iyileşmeyen bir yara varsa hemen doktora başvurun.

Devam eden kulak ağrıları : Yutkunma esnasında kulak ve etrafında oluşan ağrılar,  yutkunma güçlüğü, ses kısıklığı ya da boyunda bir şişlik ile beraberse ihmal edilmemelidir. Bu boğazda büyüyen tümöre ya da enfeksiyona bağlı olabilir. Bir KBB uzmanının bu şikayetleri en kısa zamanda değerlendirmesi yararlı olacaktır.

Yukarıda yazılan belirtiler ve bulgular kanser olmayan durumlarda da mevcut olabilir.

Bebeğim Normal Doyuyor mu?

Çocuğunuzun işitme kaybının olup olmadığının belirlenmesi: Çocuğunuzun işitme kaybı olduğunu düşünüyorsanız haklı olabilirsiniz. Aşağıdaki kontrol listesi, çocuğunuzun bir işitme kaybı olduğunun belirlenmesinde yardımcı olacaktır. Her maddeyi dikkatlice okuyun ve sadece size, ailenize veya çocuğunuza uyan faktörleri dikkate alın.

İşitme kaybı için göstergeler:
Uyan her maddeyi kontrol edin.
Anne hamilelik sırasında, Kızamıkçık, viral bir enfeksiyon ve grip geçirmiş , Alkollü içecek tüketmiş,

Yenidoğan (doğumdan ilk 28 güne kadar), Doğumdaki kilosu 1600 gramdan düşük, Yüz ve kulaklarının görüntüsü farklı, Doğumda sarılığı oldu ve kan değişimi uygulandı. Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde beş günden fazla kaldı, Damardan iğne ile antibiyotik aldı, Menenjit geçirdi, Ailemde Erken yaşlarda olan veya gelişmiş, kalıcı veya ilerleyen işitme kaybı olan, bir veya daha fazla birey var,

 Bebeğim(29 gün ile 2 yaş arası), Damardan antibiyotik aldı. Menenjit oldu, Nörolojik bir bozukluğu var, Kulaktan kanamanın olduğu veya olmadığı kafatası kırığı olan ciddi bir yaralanma geçirdi, 3 aydan fazla süren, kulakta sıvının olduğu tekrarlayan kulak enfeksiyonu var. Çevreye Cevap Verme (konuşma ve lisan gelişimi),

 Yenidoğan (doğumdan 6 aya kadar), Beklenmedik yüksek sesli gürültülerle irkilmiyor, hareket etmiyor, ağlamıyor veya her hangi bir şekilde tepki vermiyor. Yüksek sesli gürültülerle uyanmıyor, Kendiliğinden sesleri taklit etmiyor, Sadece sesle sakinleştirilemiyor, Başını sesime doğru çevirmiyor,

Küçük bebeğim (6 ay-12 aya kadar) Sorulduğunda tanıdık kişi veya eşyaları gösteremiyor, Konuşma sesi çıkarmıyor yada konuşma sesi çıkarmayı bıraktı

12 aylıkken, “el salla” ,”elini çırp” gibi basit sözleri yalnız dinlemekle anlamıyor

Büyük bebeğim (13 ay-2 yaş )Hafif bir sesle ilk seslenişte doğru yöne dönmüyor, Çevreden gelen seslere duyarsız, İlk seslenişte cevap vermiyor, Sese cevap vermiyor veya sesin nereden geldiğini anlıyamıyor, Tanıdık insanlar ve evde çevresindekiler için basit kelimeleri kullanmaya ya da taklit etmeye başlamadı.Benzer yaştaki diğer çocuklar gibi ses çıkarmıyor ve konuşamıyor, Normal ses yüksekliğinde televizyon seyretmiyor , Anlama ve iletişim için kelimelerin kullanımında yeterli gelişmeyi göstermiyor,

Ne Yapmanız Gerekir?Bu göstergelerden bir veya daha fazlasını tespit ettiyseniz, çocuğunuzun işitme kaybı olması ihtimali olabilir. Çocuğunuzda bu göstergelerden bir veya daha fazlası varsa, çocuğunuzu kulak muayenesi ve işitme testine götürmeniz gerekir. Bu herhangi bir yaşta, doğumdan hemen sonra bile yapılabilir.Bu faktörlerden hiçbirini belirlemediniz, fakat çocuğunuzun normal duymadığından şüpheleniyorsanız, çocuğunuzun doktoru endişelenmiyorsa bile çocuğunuzun işitmesini ölçtürün.İşitme kaybı olmasa bile testin ona bir zararı olmaz. Ne var ki, çocuğunuzda işitme kaybı varsa, geç teşhis konuşma ve lisan gelişimini etkileyebilir.Bu kontrol listesi maddelerinin hiçbiri bulunmasa bile işitme kaybı mevcut olabilir.18 yaşın altındaki bir çok çocukda farklı derecelerde işitme kaybı vardır. Siz ebeveynler ve onların ana babaları bebeklerinizdeki işitme kaybını keşfedecek kişilersiniz. Çünkü onlarla en fazla vakit geçiren sizsiniz. Eğer herhangi bir zaman bebeğinizin işitme kaybı olduğunu düşünürseniz bunu doktorunuzla görüşün.Bebeğinizin duyması profesyonel olarak herhangi bir yaşta test edilebilir. Bilgisayarlı işitme testleri yenidoğanları taramayı mümkün kılar. Bazı bebeklerin diğerlerine göre ortalamadan daha fazla işitme kaybı olasılığı vardır. Bu listedeki herhangi bir maddeyi belirlerseniz, mümkün olan en kısa zamanda çocuğunuza işitme testi yaptırmalısınız. Okula başlamadan önce tüm çocuklara işitme testi yapılmalıdır. Bu anne, baba veya çocuğun farketmediği hafif işitme kayıplarını ortaya koyabilir. Tek kulaktaki bir kayıp bu yolla saptanabilir. Böyle bir kayıp, belirgin olmasa da konuşma ve lisanı etkileyebilir. İşitme kaybı kulak kiri veya kulakta sıvı birikmesinden bile kaynaklanabilir. Bu tipte geçici işitme kaybı olan bir çok çocuğun, ilaç tedavisi veya küçük bir cerrahiyle işitmesi düzeltilebilir. Geçici işitme kaybının tersine bazı çocukların kalıcı olan sinir kaynaklı sağırlığı vardır. Bu çocukların çoğunluğunun bir miktar kullanılabilir işitmesi olur. Çok azı tamamen sağırdır. Erken teşhis, erken işitme cihazı uygulanması ve özel eğitim programlarına erken başlamak, çocuğun mevcut işitmesini en yüksek seviyeye getirmeye yardımcı olabilir.

Burun Estetiği (Rinoplasti)

Burun içinde nefes almaya engel oluşturan kemik eğrilikleri (deviasyon) ameliyatı ile birlikte yapılabilirken rinoplasti çoğunlukla burun küçültmek olarak bilinir. Rinoplasti (Burun şekil bozukluğu düzeltme) de bazen burun büyültülebilir.Ameliyat sonrası beklentilerinizin olabilirliği doktorunuz tarafından ifade edilecektir. Ameliyat sonrası hayal kırıklığından kurtulmanın en iyi yolu burun şekil sorunlarınızı ve nelerin düzeltilip nelerin düzeltilemeyeceğini doktorunuzla tartışmaktan geçer.  Nefes almanız, burun akıntısı olup olmadığı, geniz ardına akıntı ve baş ağrısı olup olmadığını belirlemeniz bu ameliyatla birlikte bu problemleri de ortadan kaldıracaktır. Amaç yüze en uygun burunu yapmak . Burun estetiğinde amaç yüzünüze en uygun burunu yapmaktır.  Cildiniz, kıkırdaklarınızın inceliği,  önceden geçirdiğiniz burun ameliyatları başarı oranını etkiler. Tek başına en güzel burunun yapılması değil yüzünüze en uygun burunun yapılması önemlidir.

AMELİYAT VE SONRASI: Dünyada en çok yapılan estetik amaçlı ameliyatlar burun ameliyatlarıdır. 1-1.5 saati aşmayan ameliyat sonrasında morluk ve şişlik ile ağrı gelişen teknoloji ile birlikte daha az görülmektedir. Operasyon sonrasında burun içinde bir gün kalacak tampon ve burun dışını saran minik bir alçı konulacak. Ameliyatın ertesi günü ise burun içi boşaltılacak, nefes almanız normale dönecektir.

BURUN ESTETİĞİ SONRASI DİKKAT Edilmesi gerekenler: Burun üzerinde konulan ve 7-10 gün arasında kalacak olan alçının ıslanmaması gerekir. Bir hafta boyunca aşırı yüz hareketleri ve gülmekten kaçınmanız, 5 gün kontak lens takılmamanız, 3 hafta süre ile de burnunuza sert bir şekilde dokunmamanız gerekir. Yaklaşık iki ay boyunca da aşırı sıcak burnunuzun şişmesine neden olacağı için güneş ışığından uzak durmanız gerekir.
Dişlerinizi ilk 10 gün çok dikkatli fırçalamanız gerekir.
Ameliyat sonrası fazla fiziksel aktiviteden uzak durun.
Burnunuzdaki sargılar alınıncaya dek banyo yapılmamanız ve buharlı ortamda bulunmamanız gerekir.
Burun ameliyatlarından sonra göz altlarında ve yüzde şişme olabilir. Şişlikler 1-2 hafta içinde inecektir.
16 hafta boyunca her türlü gözlük kullanılmaması daha sonraki dönemde hafif bir çerçeve kullanmanız gerekir.
Burnunuz açıldıktan sonra burun cildini sıvı sabun veya özel losyonlarla temizleyiniz. Bantlarınız alındıktan sonra makyaj yapabilirsiniz.

Burun Gerisine Akıntı

Kısaca BGA adı verilen Burun Gerisine Akıntı boğazda akıntı toplandığını hissetmek veya burnun gerisinden akıntının aktığının farkına varmak anlamını taşır. BGA egzersiz, kalın salgı veya boğaz kasları ve yutma ile ilgili sorunlardan ötürü de ortaya çıkabilir.Normal olarak, burnu ve sinüslerin içini kaplayan salgı bezleri günde 250-500 ml. salgı üretir ancak yüzeyinde sadece mikroskopla görülebilen ve salgının geriye doğru hareket etmesini sağlayan hareketli küçük kıllar bulunur. Daha sonra farkına varmadan yutulan bu salgı zarları ıslatır ve temizler, enfeksiyonlara karşı savaşır. Bu salgının üretilmesi ve temizlenmesi sinirler, kan damarları, salgı bezleri, hormonlar, ve küçük kılcıklar arasındaki ilişkiye bağlıdır.

NORMAL OLMAYAN SALGlLAR: Artmış ince ve temiz salgı; soğuk algınlığı, grip, besinler, alerji, soğuk hava, acı biber gibi baharatlar, gebelik, hormonal değişiklikler, ilaçlar ve burun içi kemik eğriliği gibi durumlarda görülür.

Vazamotor rinit : Allerjik olmayan, aşırı salgılı ve tıkalı burun hastalığıdır. Artmış kalın salgı sıklıkla kış aylarında nemlendirme yapılmadan ısıtılan, nemin düştüğü ortamlarda, sinüs ve burun enfeksiyonlarında görülebilir. Eğer soğuk algınlığındaki salgı zaman içinde kalınlaşıp sarı veya yeşil renk almaya başlıyorsa muhtemelen bakterilerin yol açtığı bir cismin belirtisi olabilir (fasulye, bezelye, bir parça kağıt, oyuncağın bir parçası v.b.) Salgının azalması aşağıdaki nedenlerden birinden dolayı olabilir: Uzun süre çevreye ait tahriş edici maddelere maruz kalmak burnu kurutup zarların zarar görmesine neden olabilir (sigara dumanı, endüstriel dumanlar, araba dumanları). Salgı azaldığında normalden daha kalındır ve yanlış olarak artmış hissi verir. Yapısal bozukluklar hava akımını değiştirerek salgıyı arttırır veya azaltır. Böylelikle burun zarlarının kurumasına neden olur. İlerleyen yaşla birlikte mukus zarlar büzüştüğü ve kuruduğu için normalden daha az ve kalın salgı yapılmasına neden olur ve kişinin BGA hissine kapılmasına yol açar.

YUTMA PROBLEMLERİ: Ağızdaki sıvı ve katı gıdaların yemek borusuna geçmesi olan yutma; ağız, boğaz, midedeki sinir ve kasların koordinasyon içinde çalışması ile gerçekleşir.  Yutma güçlüğünün bir çok nedeni vardır. Mesela ilerleyen yaşla birlikte yutma kasları hem güçlerini hem de koordinasyon yeteneklerini kaybeder. Uyku sırasında ise yutkunma daha az olur böylelikle salgı ağızda birikir. Uyanırken öksürme veya boğaz temizleme hissi uyandırabilir. Sinir, stres boğaz kaslarında kasılmayla birlikte boğazda bir şey varmış hissine neden olur. Sık sık boğaz temizlemek de tahrişi daha da arttır ve durumun kötüleşmesine neden olur. Besinlerin geçtiği yol üzerindeki büyümeler veya şişlikler katı ve /veya sıvı gıdaların geçişini yavaşlatır veya engeller.Yutma bozuklukları midedeki besinlerin veya asidin yemek borusuna ya da boğaza geri geldiği gastroözafageal reflü (GER) veya larengofarengeal reflu (LPR) gibi rahatsızlıklar sonucunda da olabilir. Yanma hissi, hazımsızlık, boğazda rahatsızlık belli başlı bulgular arasında yer alır.

TEDAVİ: Tedaviye detaylı kulak burun boğaz muayenesi, muhtemel bazı laboratuar, endoskopik ve röntgen çalışmalarını içerir.Bakteriyel enfeksiyonlar antibiyotikler ile tedavi edilir ancak bunlar geçici bir iyileşme sağlar. Kronik sinüzite kapalı sinüslerin ağzını açmak için yapılacak cerrahi bir müdahaleye ihtiyaç vardır.

Allerji; sebebini ortadan kaldırmakla kontrol edilebilir. Antihistaminikler, dekonjestanlar, burun spreyleri, kortizon, aşı tedavisi (hiposensitizasyon) kullanılabilir.

Gastroözafageal reflü tedavisine yatağın baş tarafını 12-15 cm kaldırmak, az ve sık yemek yemek, alkol ve kafeinin tüketilmemesi gerekir. Hekim gerekli durumlarda mide asit üretimini durduran ilaçlar verebilir.

Küçük bir çıkıntının bile tahriş ve anormal salgıya sebeb olduğu septum deviasyonu gibi yapısal bozukluklar cerrahi uygulama gerektirir. Sinüslerin normal olarak boşalmasını engelleyen septum deviasyonu kronik sinüzite neden olurken bozulmuş konkalar (burnun yan duvarlarında çıkan ve hava akımının ayarlayan yapılar), polipler de aynı şikayetlere yol açabilir. Burunun su ile yıkanması kalın ve azalmış salgının düzeltilmesine yardımcı olur. Bu burun için yapılmış özel cihazlarla günde iki ila altı defa uygulanabilir. Sıcak suyun içine yemek sodası veya tuz ilave edilerek bu sıvı yapılabilir. Son olarak da reçete gerektirmeyen basit tuz çözeltiler burnu nemlendirmek için kullanılır.

Burun Tıkanıklığı

SİZ VE TIKALI BURNUNUZ: Burun tıkanıklığı, nefes almada zorluk çekme insanlığın en eski şikayetlerinden biridir. Bazıları için bu çok önemli olmasa bile kimileri bu şikayetlerden dolayı çok zorluk çeker. Doktorlar burun tıkanıklarının nedenlerini dört bölümde inceler ve bunlar arasında  bazen benzer noktalarda olabilmektedir. Özellikle şikayetlerine birden fazla şeyin neden olduğu hastalarda bu ortak noktalar artmaktadır.

YAPISAL NEDENLER: Bu sınıf içinde burnun ve ince bir kıkırdaktan oluşan ve burnu iki ayrı bölüme ayıran burun septumunun bozuklukları incelenir. Bu bozukluklar genellikle insanın hayatında geçirdiği herhangi bir kaza sonucu oluşmaktadır. Kaza çocukluk çağında olmuş olabileceği gibi unutulmuş bile olabilir. Yeni doğan bebeklerin yüzde yedisinde doğum esnasında burun zedelenmesi olabilmektedir. Şu bir gerçektir ki insan, hayatı boyunca en az bir kere burnunu bir yere çarpar. Bu nedenlerden dolayı burun deformiteleri ve septum deviasyonları çok sık görülen nedenlerdir. Eğer bunlar soluk almayı güçleştirirse cerrahi olarak düzeltilebilir. Çocuklarda en sık rastlanan burun tıkanıklığı nedeni geniz etinin büyümesidir. Bu bademciğe benzeyen ve damağın gerisinde burnun arkasında yer alan bir dokudur. Bu problemi olan çocuklar geceleri sesli nefes alırlar, hatta horlarlar. Bunun yanı sıra bu çocuklar sürekli olarak ağızlarından nefes alırlar, yüzlerinde bir mutsuzluk ifadesi vardır. Hatta dişlerinde de bozukluklar söz konusu olabilir. Geniz etini almaya yönelik cerrahi girişimler önerilebilir. Bu kategori içinde yer alan başka nedenler arasında burun tümörleri ve yabancı cisimler de vardır. Çocuklar küçük parçacıkları burunlarına sokma eğilimindedir. Bunlar düğme, çengelli iğne, oyuncak parçaları, bezelye ve nohut olabilir. Tek taraflı kötü kokulu akıntı hissettiğinizde dikkatli olun. Çünkü bu yabancı cisim tarafından tıkalı bir burnun uyarısı olabilir. Bu durumda muhakkak bir doktora başvurulmalıdır.

ENFEKSİYON: Normal bir insan yılda ortalama bir iki kez soğuk algınlığı geçirebilir. Bu gençlerde daha fazla, bağışıklık sistemi gelişmiş yaşlı kişilerde ise daha azdır. Soğuk algınlığı virüsler tarafından oluşturulan bir hastalıktır. Bazı virüsler hava yoluyla geçerken çoğunlukla el burun yoluyla bulaşır. Virüs bir kere buruna yerleşince vücutta bulunan histamin adında bir kimyasal maddenin salgılanmasına neden olur. Bu madde sonucunda buruna giden kan miktarında belirgin bir artış gözlenir. Sonuç olarak burun zarları şişer. Diğer taraftan burun zarlarından sıvı salgılanması da artar. Antihistaminikler ve dekonjestanlar bu şikayetlerin azaltılması için kullanılabilir. Fakat soğuk algınlığı zaman içinde kendi kendine geçer. Virüs enfeksiyonları sırasında burnun ve sinüslerin bakteri enfeksiyonlarına olan direnci azalır. Bu da soğuk algınlığı sırasında neden sıklıkla burun ve sinüs enfeksiyonu görüldüğünü açıklar. Burun akıntısı berrak görünümünden sarı veya yeşile dönerse bu bakteriyel enfeksiyonu gösterir ve muhakkak doktora başvurulmalıdır. Ani sinüs enfeksiyonlarında burunda tıkanıklık, Koyu bir akıntı, hangi sinüsün etkilendiğine bağlı olarak yanaklarda ve üst dişlerde, gözler arasında ve gerisinde veya üzerinde ağrı ve hassasiyet bulunur. Kronik sinüs enfeksiyonları ağrı yapabilirde yapmayabilir de. Fakat burun tıkanıklığı ve burun akıntısı sürekli vardır. Bazı hastalarda sinüslerden polip denilen yapılar gelişir. Hastalık aşağı hava yollarına da yayılarak kronik öksürük, bronşit ve astıma neden olabilir. Akut sinüzit genellikle antibiyotik tedavisine cevap verir, kronik sinüzit için ise genellikle cerrahi tedavi önerilir.

ALLERJİ: Saman nezlesi allerjik rinite verilen isimdir. Allerji ; yabancı bir cisim, polen, ev tozu akarı, hayvan atıkları veya ev tozundaki bazı parçacıklara karşı oluşan aşırı enflamasyon yanıtıdır. Bazen besinler de rol oynamaktadır. Polenler ilkbaharda veya sonbahar da sorun yaratırlar. Bunun yanında ev tozu bütün bir yıl boyunca rahatsız edebilir. Bunun ideal tedavisi şikayetlere neden olan şeylerden uzak durmaktır. Ancak çoğu zaman bu pratik değildir. Allerjik hastalarda, soğuk algınlığında olduğu gibi, vücutta histamin salgılanmasına neden olan parçacıklar sonucunca burun tıkanıklığı ve akıntısı oluşur. Antihistaminik ilaçlar histaminin etkisini önleyerek şikayetleri ortadan kaldırılabilir. Dekonjestanlar genişlemiş kan damarlarnı büzerek burnun açılmasını sağlarlar. Antihistaminiklerin  büyük çoğunluğu uykuya meyli artırırken dekonjestanlar tam bunun aksi olarak uyarıcı etki gösterir. Bu nedenle bu ilaçları bir arada kullanmak en doğru seçim olacaktır.

UYARI: Antihistaminik kullanırken uykuya meyili olanların otomobil kullanmaları veya tehlikeli işlerde çalışmaları çok sakıncalıdır. Dekonjestanlar kalp hızını ve kan basıncını artırdıkları için yüksek tansiyonu, kalbin ritim bozukluğu, glokomu ve idrara çıkmada zorluğu olan hastalarda kullanılmamalıdır. Hamileler alacakları herhangi bir ilaç için mutlaka doktorlarına başvurmalıdırlar. Kortikosteroidler (Kortizon) birçok allerjik hastada belirgin bir şekilde etkindir ancak bilinen yan etkilerinden dolayı muhakkak doktor kontrolunda kullanılmalıdır. Bunun yanında bu ilaçlar burun spreyi olarak kullanıldıklarında da etkilidirler ve bu kullanım şekli daha güvenlidir. Allerji iğneleri en spesifik tedavi yöntemidir ve yüksek düzeyde başarıya sahiptir. Bazan hastanın hangi maddelere karlı allerjik oluşunu anlamak için kan ve deri testleri yapılır. Doktor tedavinin başlangıç şemasını belirleyecektir. Bunlar genelde enjeksiyonlar şeklinde olacaktır. Bu tedavi insandaki antikorları bloke ederek allerjik reaksiyonun önlenmesi yoluyla etki gösterir. Birçok hasta ilaçların yan etkilerinden dolayı enjeksiyonu tercih eder. Allerjisi olan hastaların sinüs enfeksiyonu olma eğilimleri daha da artmışdır.

VAZOMOTOR RİNİT: Rinit burunun ve burun zarlarının enflamasyonu demektir. Vazomotor kan damarları ile ilgili demektir. Burun zarları çok miktarda genişleme ve daralma yeteneğine sahip atar damar, toplar damar ve kılcal damarlara sahiptir. Normalde bu damarların yarısı açık yarısı kapalıdır. Fakat kişi ağır egzersiz yapıyorsa uyarıcı etkili hormonların (adrenalin) salgılanması artar. Adrenalin damarların büzülmesine neden olur. Bunun sonucunda zarlar büzülür, hava yolu açılır ve kişi daha rahat nefes alır.Bunun tam tersi allerjik atakta veya kişi soğuğa maruz kalınca gelişir. Kan damarları genişler ve burun tıkanır. Allerji ve enfeksiyonlara ek olarak bazı başka nedenler de burun damarlarının genişlemesine sebep olarak vazomotor rinite yol açar. Bunlar arasında stres, tiroid foksiyonlarında yetersizlik, hamilelik, bazı tansiyon ilaçları, doğum kontrol hapları ve dekonjestan ilaçların aşırı veya uzun kullanılması sayılabilir. Bütün bu nedenlerin başlangıcında burun tıkanıklığı geçici ve geri dönebilir niteliktedir. Yani neden ortadan kaldırılırsa hastalık düzelecektir. Bunun yanında eğer yeterince uzun sürerse bu sefer de kan damarları elastikiyetini kaybedecek ve olay geri dönülmez bir duruma dönüşür. Varisleşmiş damarlara benzerler. Hasta sırt üstü yattığında veya bir tarafına döndüğünde aşağı kısımları kanla dolar.

Kulak Çınlaması

KULAK ÇINLAMASININ NEDENİ: Bazı zamanlar kulağımda zil sesi duyuyorum bu normal midir? Tamamiyle değil. Kafa içinde ki bu seslere genel olarak tinnitus denilir ve çok yaygındır. Tinnitus zaman zaman ortaya çıkabilir veya siz sürekli olarak bir ses duyabilirsiniz. Çok kalın veya çok ince olabilir, tek kulağınızda veya her iki kulağınızda da duyabilirsiniz. Zil sesi sürekli olduğunda bu kişiyi çok rahatsız edebilir. Hatta bu rahatsızlık kişilerin normal hayatlarını etkiliyecek boyuta kadar çıkabilir.

BAŞKA İNSANLAR KULAĞIMIN İÇİNDEKİ BU SESLERİ DUYABİLİR Mİ? Bu genellikle olmaz ancak bazı durumlarda dinleyen kişi bir çeşit ses duyabilir. Bu tip tinnituslara objektif tinnitus denilir. Çoğunlukla ya bir damar anormalliğinden dolayı veya kasların kasılması sonucu orta kulakta meydana gelen seslerden ötürü gelişir.

TİNNİTUS (ÇINLAMA) KONUSUNDA EN SIK RASTLANAN SORULAR
Tinnitusun Nedeni Nedir?Sesin sadece hasta tarafından duyulduğu subjektif tinnitusun birçok olası nedeni vardır. Bazı nedenler kötü değildir (örnek olarak küçük bir kulak kiri geçici bir süre tinnitus yapabilir.) Bunun yanında enfeksiyon, kulak zarında delinme, orta kulakta sıvı birikmesi ve orta kulakta ki kemiklerin eklem yerlerinin sertleşmesi gibi daha önemli nedenler de olabilir. Tinnitus baş ve boyun bölgesindeki damar genişlemeleri (anevrizma) veya denge ve işitmeyi sağlayan sinirden kaynaklanan bir tümörden (akustik nörinom) dolayı da olabilir. Bu problemlerde işitme kaybı da vardır. Allerji, yüksek veya düşük tansiyon, tümör, şeker hastalığı, tiroid problernleri, baş ve boyun bölgesine gelen darbeler ve birçok diğer nedenler: bazı romatizma ilaçlan, bazı antibiotikler, sakinleştirici ilaçlar ve aspirin tinnitusa neden olabilir. Her durum için tedavi çok farklıdır. Bu nedenle konusunda uzmanlaşmış bir doktora kontrol olmak ve kulak çınlamasının gerçek nedenini bulmak çok önemlidir.Tinnitus çoğunlukla işitme sinirlerinin mikroskopla görülebilecek kadar küçük olan uçlarında meydana gelen hasarlardan ötürü gelişir. Bu sinir uçlarının sağlıklılığı doğru ve kesin duymayı sağlar ve bunlarda meydana gelecek bir hasar işitme kaybı ve tinnitusa yol açar. İlerlemiş yaşla birlikte sinir uçlarında bazı değişiklikler meydana gelir bu da beraberinde tinnitusu getirir. Günümüz dünyasında yüksek ses tinnitusun muhtemelen en sık rastlanan nedenidir ve işitme kaybına da yol açar. Ne yazık ki birçok insan endüstriel gürültünün, yangın alarmlarının, yüksek sesle müzik dinlemenin ve diğer gürültülerin ne kadar zararlı olduğundan ya habersiz yada bunu umursamamaktadır. Stereo kulaklıklarla yüksek müzik dinlemek riski daha da fazlalaştırmaktadır.

Tinnitusun Tedavisi Nedir?Vakaların çoğunda özel bir tedavi yoktur. Eğer doktorunuz gerçek nedeni bulursa bunu ortadan kaldırmaya yönelik tedavi sonucunda kulağınızdaki çınlamalar da ortadan kalkar. Bunun için bazı röntgen filmleri ve denge testlerine ihtiyaç duyulabilir. Bunlara rağmen tinnitusun nedeni çoğu zaman bulunamaz. Neden ortaya konulmamış olmasına rağmen bazı durumlarda ilaçlar yardımcı olmaktadır. Kullanılan birçok ilaç vardır. Genellikle hastaya ilaç alması önerilir ve sonuç alınıp alınmadığı sorulur.

Eğer Bir Neden Ortaya Konulamazsa Tinnitusun Azalması İçin Birşey Yapılabilir mi?Evet. Aşağıda yapmanız ve yapmamanız önerilen şeyler tinnitusunuzun azalmasına yardımcı olacaktır. Herşeyden önce işitme sisteminin vücudun en hassas ve kırılgan sistemi olduğu hatırlanmalıdır. Bu nedenle aşağıdakileri yapmanız önerilmektedir.
Yüksek sesli müziğe maruz kalmaktan korunun
Kan basıncını sürekli kontrol ettiriniz. Kontrol altında olması için doktorunuza başvurun.
Tuz alımını kısıtlayın (fazla tuz dolaşım sisteminizi bozacaktır.) Tuzlu yiyeceklerden uzak durun ve yemeğinize tuz eklemeyin.
Sinir sistemine uyarıcı etkisi olan kahve, kola ve sigaradan uzak durun.
Günlük egzersizler kan akımınızı düzenler.
Yeterince dinlenin ve çok yorulmaktan sakının.
Sesten endişelenmeyin. Kulak çınlamanız sizin sağır olmanıza ve aklınızı kaybetmenize neden olmaz. Bu sesleri rahatsız edici ama önemsiz bir gerçek olarak kabul edin ve olabildiğince yok saymayı öğrenin. Bu çeşit kontrol ya kişinin kendini tembihlemesiyle yada maskeleme yöntemiyle başarılabilir.
Sinirliliğinizi ve gerginliğinizi en aza indirin.

KİŞİNİN KENDİNİ TEMBİH ETMESİ NE DEMEKTİR? BU GEÇERLİ MİDİR?Tembihleme, konsantrasyon ve gevşeme egzersizleri sonucunda kan basıncını ve kas gruplarını sistemli olarak kontrol etmeyi sağlar.

MASKELEME NEDİR? TİNNİTUS MASKELEMESİ NEDİR?Tinnitus özellikle çevre sessiz olduğu zaman, gece yatarken, daha rahatsız edicidir Tinnitusla yarışacak bir ses bir saatin tıklaması veya bir radyo, rahatsızlığı azaltacaktır. Bazı doktorlar alçak seşle FM kanallarını dinlemeyi önermektedir: Birçok hasta iki istasyon arasında ayarlanmamış radyonun çıkardığı sesi alçak sesle dinlemekten fayda bulduklarını ifade etmiştir. Böylesine statik bir ses çok rahatlatıcı olabilir. Bu ses beyaz ses olarak bilinmektedir. Bazı hastalar rahatlatıcı ses üreten elektronik aletler kullanmaktadır. Tinnitus maskeleyici işitme cihazını içine yapılan veya ona eklenen küçük bir eloktronik parçadır. Sürekli ama rahatsız etmeyecek bir ses üreterek kişinin kulak çınlamasını unutmasını sağlar.

İŞİTME CİHAZLARI ÇINLAMANIN AZALMASINI SAĞLAR MI?İşitme bozukluğu kişilerin bazılarında çınlamanın kullandıkları cihazlar tarafından azaltıldığı veya yok edildiği söylenmektedir. Ancak işitme cihazı sadece tinnitusu önlemek için kullanılacaksa özenli bir çalışma yapılmalıdır. Genellikle işitme cihazı çıkartılınca çınlama ilk durumuna geri döner.

SONUÇ: Kulak çınlamanız için herhangi bir tedaviye başlamadan muhakkak bir Kulak Burun Boğaz uzmanı tarafından dikkatli bir muayeneden geçmelisiniz.

Sinüs - Ağrı, Basınç, Akıntı

HERKESİN SİNÜSÜ VAR MIDIR?Evet, yeni doğmuş bir bebeğin bile çok küçük olsa dahi sinüsleri vardır. Başlangıçta bezelye büyüklüğünde olan bu boşluklar burnun içinden yüz ve kafatası kemiklerinin içine doğru genişleyen boşluklardır. Çocukluk ve genç erişkinlik çağında büyümeye ve genişlemeye devam eder. Hava cepleridirler. Burnun iç yüzünü kaplayan zarın aynısı tarafından kaplanmaktadırlar ve bir kurşun kalem başı büyüklüğünde açıklarla burun boşluğuna bağlanırlar.

SİNÜSLER NE İŞE YARAR? Sinüsler normal salgı (mukus) oluşturan burun, sisteminin bir parçasıdır. Normal olarak burun ve sinüsler günde yaklaşık olarak yarım litre mukus salgılar. Üretilen mukus burun örtüsü (mukoza) üzerinde hareket ederek toz parçacıklarını, bakterileri ve diğer havayla taşınan partikülleri süpürür ve yıkarlar. Daha sonra bu mukus geriye boğaza süzülür ve yutulur. İçindeki parçacıklar ve bakteriler mide asidi tarafından parçalanır. Birçok insan bunun farkında değildir çünkü normal bir vücut fonksiyonudur.

BURUN GERİSİNE AKINTl NE DEMEKTİR?Burun içi; hava kirliliği tarafından, allerjiye neden olan maddeler tarafından, dumanla veya virüsler tarafından rahatsız edildiğinde normalden çok fazla mukus üretir. Bu burun zarlarındaki allerjik maddeyi yıkayıp uzaklaştırmak amacıyla bol miktarda üretilmiş, berrak su gibi bir salgıdır. Burun arkasına doğru su gibi bir salgı oluşur. Arkaya akıntının en önemli nedeni bu olaydır. Bir başka tipte ise mukus yapışkan ve kıvamlıdır. Bu, hava yollarının çok kuru olduğu ve zarların yeterince sıvı salgılıyamadığı durumlarda görülür. Bakteriler tarafından oluşturulan enfeksiyonlarda da yapışkan ve kıvamlı mukus gözlenir aynı zamanda cerahatten dolayı mukusun rengi sarı veya yeşil olabilir.
SİNÜS NEDİR?"-it" eki tıpta enfeksiyon veya enflamasyonu ifade eder. Bu nedenle sinüzit, sinüslerin enfeksiyonu veya enflamasyonudur. Tipik bir akut sinüzit vakası soğuk algınlığı veya allerjik bir atak sonucunda fazla miktarda mukus salgılanması ile ortaya çıkar. Zarlar o kadar çok şişebilir ki sinüslerin küçük açıklıkları kapanır. Hava ve mukus burun ile sinüsler arasında rahat hareket edemezse mukus sinüsler içinde birikir ve basıncın artmasına neden olur. Hangi sinüsün etkilendiğine bağlı olarak yüzde veya alında üzerine basmakla oluşan, gözler arasında veya gerisinde, yanaklarda ve üst dişlerde ağrıya meydana gelir. Çıkışı kapalı ve mukus dolu bir sinüs bakterilerin üremesi için çok uygun bir ortamdır. Soğuk algınlığı normalden fazla sürerse ve sümüğün rengi yeşil-sarıya dönerse veya garip bir tat oluşursa muhtemel bakteriyel enfeksiyon gelişmiştir. Akut sinüzit olgularında yüzdeki ve alındaki ağrı çok kötü olabilir. Sinüs çıkışının uzun süre kapandığı durumlarda kronik sinüzit gelişir. Baş ağrısı az görülür ancak akıntı ve kötü koku devam eder. Enflamasyonun çok aşırı olması sonucunda polip adı verilen oluşumlar gelişir. Bazı sinüzit olguları üst dişteki enfeksiyonun sinüse geçmesi sonucunda oluşur.

SİNÜZİT TEHLİKELİ MİDİR?Sinüzit olgularının büyük çoğunluğu tıbbi tedaviye cevap verir ve tehlikeli değildir. Bununla birlikte sinüs içindeki bir enfeksiyon hem göze hem de beyne çok yakındır. Enfeksiyonun göze veya beyine yayılması çok nadirdir. Enfeksiyonlu sinüslerden akan mukus akciğerler için sağlıklı değildir. Böylece sinüzit; bronşit, kronik öksürük veya astımı ya azdırır yada bunların ortaya çıkmasına neden olur.

SİNÜZİT BAŞ AĞRISI NEDİR?Soğuk algınlığı sırasında veya burun örtüsü şiştiği ve burnun aktığı zamanda veya burun sümükle dolu olduğunda yüzde, yanaklarda, alında veya göz çevresinde ortaya çıkan baş ağrısı muhtemelen sinüzit ağrısıdır. Sinüs enfeksiyonu buna neden olur. Bir başka tür sinüs baş ağrısı ise uçak inmek üzere alçaldığı zaman ortaya çıkar. Bu özellikle soğuk algınlığınız veya aktif allerjiniz varsa belirgin olur (buna "Vakum Baş Ağrısı" denilir). Maalesef sinüs baş ağrısıyla karıştırılabilecek birçok başka neden vardır. Örnek olarak migren ve diğer damar kaynaklı baş ağrıları veya gerginlik baş ağrısı hem alın ve göz çevresinde ağrı oluşturması hem de burun akıntısına da neden olabilmelerinden dolayı sinüzit ile karıştırabilirler. Ancak bu tip baş ağrıları doktor müdahalesi olmadan kısa sürede gelip geçerler. Doktor müdahalesi olmadan uzun süren ve ancak antibiyotik tedavisiyle düzeltilebilen sinüzitten farklıdırlar. Bununla birlikte arada sırada gelen, bulantı ve kusmaya neden olan baş ağrısı daha ziyade migren baş ağrısıdır. Şiddetli, sık ve uzun süren baş ağrılarının tanısı için mutlaka doktora baş vurulmalıdır.

KİMLER SİNÜS PROBLEMİYLE KARŞILAŞIRLAR?Gerçekte herkes sinüs enfeksiyonu geçirebilir ancak bazı gruplar daha hassastırlar. Allerjisi olanlar : Bir allerji atağı soğuk algınlığı gibi mukozanın şişmesine, sinüs kanallarının kapanmasına, mukus akımının engellenmesine ve bakteri enfeksiyonuna neden olur.İyi nefes almayı ve mukus akışını engelleyecek yapısal burun bozuklukları olanlar : Örnek olarak kırık bir burun veya septum deviasyonu (septum burun delikleri arasında burnu sağ ve sol olmak üzere ikiye bölen kıkırdak bir yapıdır. Bunun bir tarafa doğru eğilmesine deviasyon denir.) Sık sık enfeksiyona maruz kalanlar: Okul öğretmenleri ve sağlık personeli hassastır. Sigara içenler: Tütün dumanı, nikotin doğal direnç mekanizmasını bozarlar.

DOKTOR SİNÜSLERİM İÇİN NE YAPACAKTIR?Doktorunuz size soluk alıp vermeniz, burun akıntınızın rengi ve kokusu ve hangi olayların (günün hangi saatinde veya hangi mevsiminde ) bu bulgulara neden olduğu ile ilgili sorular soracaktır. Baş ağrınızı tarif etmeye hazır olun; Ne zaman ve hangi sıklıkta olduğu, ne kadar sürdüğü, bulantı, kusma, görme bozukluğu, veya burun tıkanıklığı ile ilişkili olup olmadığı. Kulak Burun Boğaz uzmanı özellikle mukozanın görünüşüne ve salgının niteliğine dikkat ederek kulağınızı, burnunuzu, ağzınızı, dişlerinizi, ve boğazınızı muayene edecektir. Burnunuzdaki hassasiyeti inceleyecektir. Bazı durumlarda sinüslerinizin röntgen fılmi gerekli olabilir. Tedavi doktorunuzun koyduğu teşhis ile bağlantılı olacaktır. Enfeksiyonlar için antibiyotik tedavisi veya cerrahi müdahale bazen de her ikisi birden gerekebilir. Akut sinüzit çoğunlukla antibiyotik tedavisine yanıt verirken kronik için genellikle cerrahi müdahale gerekmektedir. Son yıllarda uygulanan Fonksiyonel Endoskopik Sinüs Cerrahisi (FESS) bu hastalıkların çözümünde uygulanan basit bir tekniktir. Sonuçlar oldukça başarılıdır. Eğer bulgular allerji, migren veya sinüzite benzeyen bir başka nedenden dolayı ise doktorunuz alternatif bir tedavi planı uygulayacaktır.

SİNÜSLERİM İÇİN BEN NE YAPABİLİRİM?Allerjiniz varsa bunu kontrol edin. Soğuk algınlığı olduğunuz zaman buharla nemlendirici kullanın. Yatağınızın baş tarafı daha yükseltilmiş bir şekilde uyuyun. Dekonjestanlar kullanılabilir ancak içlerindeki kimyasal maddeler adrenalin gibi etki gösterebileceğinden yüksek tansiyonu olanlarda riskli olabilir. Aynı zamanda bunlar uykusuzluğa neden olan uyarıcıdırlar. Kullanmadan önce doktorunuza baş vurun. Burnunuzu tahriş eden kirleticilerden, özellikle sigara dumanından uzak durun. Dengeli beslenin, düzenli egzersiz yapın. Enfeksiyonu olduğunu bildiğiniz insanlarla ilişkilerinizi sınırlamaya çalışın bu olmuyorsa bir takım önlemler alın (el yıkamak, ortak havlu ve önlük kullanmamak). Birçok reçetesiz sinüs ilacı satılmaktadır ancak uygun bir tanı koyulmadan bunları kullanmak doğru değildir. En iyisi sizi muayene eden ve sizin şikayetlerinizi bilen doktorunuzun verdiği ilaçları kullanmaktır.

Saamn Nezlesi ve Alerji

SAMAN NEZLESİ NEDİR?Saman nezlesi tanımı yanlış isimlendirilmektedir. Çünkü saman bu olaya neden olmaz. Hastalık; akan / kaşınan burun ve göz, hapşırma, boğaz kaşıntısı ve burun, boğazda çok miktarda akıntıdan oluşmaktadır. Havayla solunan parçaçıklara karşı gelişen allerji buna neden olmaktadır.Yaz gribi ise bilinen grip (Virüs enfeksiyonları) den farklıdır, gribin aksine saman nezlesi gibi havadaki parçaçıklara karşı gelişen bir alerjidir. Saman nezlesi ve yaz gribi tıp dilinde allerjik rinit olarak bilinen durum için kullanılan yaygın isimlerdir. (Rinit, burun iltihabıdır.)Her yıl çok sayıda insan allerjik rinite yakalanmaktadır. Bazıları çok hafif atlatırken bazıları için çok ağır geçmekte, işlerini engellemekte ve yaşam kalitesini bozmaktadır.

ALLERJİNİN NEDENİ NEDİR?Bir bitki veya hayvana ait bir parçaçık vücüda girerse (gözü kaplayan zardan, burun veya boğazdan) bu istilayı önlemek amacıyla bağışıklık sistemine ait bir yanıt gelişir. Normal şartlar altında bu yararlı, doğal bir korunmadır. Bununla birlikte bazı kişiler bir takım maddelere karşı aşırı reaksiyon göstermektedir. Bu maddelere allerjen, kişilere ise allerjik denilmektedir. Bu olay ailevi olarak görülme eğilimi göstermektedir.Allerjenler vücudu antikor yapmak üzere uyarırlar. Bunlar daha sonra allerjenlerle birleşerek, vücudda bu şekilde istenmeyen etkilere yol açan bazı kimyasal maddelerin salgılamasına neden olurlar. Histamin bunlar içinde en iyi bilinen kimyasal maddedir. Bu madde burun zarlarının şişmesine, kaşıntıya, tahrişe ve aşırı miktarda sümük oluşmasına neden olur.

HANGİ ALLERJENLER RİNİT YAPAR?Havada taşınabilecek kadar küçük ve hafif olan hayvan ve bitki proteinleri gözümüz burnumuz ve boğazımızdaki zarlar üzerinde birikirler. Polenler, mantar sporları, hayvan tüyleri ve ev tozu bu parçaçıkların en sık rastlananlarındandır.
HANGİ POLENLER SORUN OLUR?İlkbaharın erken dönemlerinde saman nezlesine polenler yada çevrede sıklıkla rastlanan ağaçlar neden olmaktadır. İlkbaharın geç dönemlerinde ise polenler çayırlardan kaynaklanmaktadır. Renkli süs bitkileri nadir olarak allerjiye neden olmaktadır. Çünkü onların polenleri havayla taşınamayacak kadar ağırdır. Bu bitkilerin polenleri bir yerden bir yere böcekler tarafından taşınmaktadır. (arılar, kelebekler)Bazı bitkiler ise Ağustosun sonunda polen vermeye başlarlar. Bu eylül ayı boyunca devam eder. Kimi zaman ekim ayına kadar veya ilk soğuklara kadar polen verdiği olur.

MANTAR NEDİR?Mantarlar ekmeği küflendiren, meyvaların bozulmasına neden olan küflerdir. Aynı zamanda kuru yapraklarda, çayırlarda, samanda, tohumlarda diğer bitki ve toprakta da bulunurlar. Soğuğa dirençli oldukları için allerji sorunu uzundur ve karın toprağı kapattığı dönemler dışında tüm bir yıl sporları havada bulunur.Ev içinde mantarlar ev bitkilerinde ve onların saksı toprağında yaşar. Bodrum katları ve çamaşır odaları gibi nemli yerlerin yanı sıra peynirde ve mayalanmış içkilerde de bulunurlar.

TÜM YIL BOYUNCA SAMAN NEZLESİ NASIL DEĞİŞİR?Allerjenler hayvan artıkları (kediler, köpekler, atlar, yün) kozmetik malzemeler, mantarlar, yiyecekler ve ev tozlarıda dahil olmak üzere bütün yıl boyunca bulunurlar. Ev tozu, mobilyalardan dökülen selülozdan, mantardan, ev hayvanlarında dökülen artıklardan ve böcek parçalarından oluşan karmaşık bir yapıdır. Allerji kışın sıcak hava sistemlerinin açılmasıyla ev tozunun etkisi altında artmaktadır.

ALLERJİ ZARARLI OLABİLİR Mİ?Allerjik kişilerin soğuk algınlığına, sinüs enfeksiyonu ve kulak enfeksiyonlarına olan hassasiyetleri artmıştır. Bu hastalık onları allerjisi olmayan insanlardan daha fazla rahatsız edebilir. Hatta bazen daha ağır olarak bu kişilerde astım gelişebilir. İdeal olarak allerjinizin oluştuğu yerden uzakta yaşamayı seçebilirsiniz. Örneğin sadece deniz havası teneffüs edebileceğiniz bir yerde veya hiçbir şeyin yaşamayacağı kadar kuru bir iklimde yaşamanıza devam edebilirsiniz. Ne yazık ki bu ideal uygulama nadiren yapılabilir. Ancak aşağıda sıralanan kendi kendinize yardım önerileri denemeye değerdir.
1. Çimleri keserken veya ev temizliği yaparken polen maskesi takın. (birçok eczaneden temin edilebilir)
2. Isıtma ve havalandırma sistemlerindeki filtreleri aylık olarak değiştirin yada bir hava temizleme aygıtı kullanmaya başlayın.
3. Polenlerin çok yoğun olduğu dönemlerde kapıları ve pencereleri kapalı tutun.
4. Evde bulunan bitki ve hayvanlardan uzak durun.
5. Kuş tüyü yastıkları, yün battaniye ve yün örtüleri pamuk veya sentetik maddeden yapılmış olanlarla değiştirin.
6. Gerekli olduğunda yeterince antihistaminik ve dekonjestan kullanın.
7. Yatağınızın baş tarafı yukarı kaldırılmış bir şekilde uyuyun. Bunun için yatağınızın baş tarafındaki ayakların altına birer tuğla koyabilirsiniz.
8. Genel sağlık kurallarına uyun: Hergün egzerzis yapın., Sigarayı bırakın ve diğer hava kirliliğine neden olan şeylerden uzak durun, Dengeli beslenin karbonhitratları aza indirin. Dietinizi vitaminler ve özelliklede C vitaminiyle destekleyin.
10. Doktorunuzun tavsiyelerine uyun
Kış aylarında iyi bir nemlendirici kullanın. Çünkü kuru ev içi havası birçok allerjik kişinin kötüleşmesine neden olmaktadır. Ancak nemlendiricide mantar üreme şansına da dikkat edin.

DOKTORUNUZ SİZİN İÇİN NE YAPABİLİR? Kulak Burun Boğaz uzmanınız tam bir kulak, burun, boğaz, baş ve boyun muayenesi yapacaktır. Dikkatli bir değerlendirme sonucunda doktorunuz şikayetlerinize herhangi bir enfeksiyonun yada yapısal bir bozukluğun yol açıp açmadığına ve bunlara yönelik uygun tedaviye karar verecektir. Allerji tedavisinde bir çok ilaçtan yararlanılmaktadır ve dokturunuz bunlar arasından size en uygun olanını seçecektir. Bunlar arasında antihistaminikler, dekonjestanlar, kromolin ve kortizonlu ilaçlar vardır. Şüphelenilen bir allerjinin medikal tedavisi aynı zamanda çevre kontrolü danışmalığınıda kapsamaktadır. Sonuç olarak detaylı bir hikaye ve iyi bir muayeneden sonra doktorunuz hangi maddeye karşı allerjiniz olduğunu tespit etmek için testler önerebilir. Solunum havasındaki allerjenlerin tek tedavisi spesifik olarak o allerjene karşı antikor oluşturacak enjeksiyonlar yapmaktır. Bundan önce hassasiyetinizin gerçek nedeni bulunmalıdır. Allerji araştırmaları ya kan tahlili yada deri testi şeklindedir. Modern testler sadece hangi maddeye karşı allerjiniz olduğu değil bu allerjinin düzeyi de ortaya çıkmaktadır. Bu, eğer enjeksiyon gerekiyorsa başlanabilecek en yüksek dozla başlayarak tedaviye cevabı en kısa zamanda almamızı sağlar. 

Horlama Hastalığı

Kişinin kontrolünde olmayan horlama toplumun yüzde 45'inde görülür.  Yaşla birlikte artan horlama problemi en sık şişman erkeklerde görülür. Kişi horlama nedeniyle uykusunda yeterince dinlenemez. Dinlenmeden geçirilen gecenin gündüzü uykulu, yorgun ve verimsiz geçer. Özellikle uyku sırasında nefessiz kalan kişiler daha dikkatli olmalı ve mutlaka bir hekimin kapısı çalmalıdır. Horlamanın boyutu ve horlayan kişinin sağlığını belirlemek açısından uyku laboratuarında gerekli tetkikler yapılmalıdır. Horlamanın en ağır biçimi tıkayıcı tipte olanı yani “Uyku apnesi” diye bilinen biçimidir. Bu şiddetli horlama nefessiz kalınan bir dönemle kesilir ve bu sırada solunum tam olarak durur. 10 saniyenin üzerindeki nefessiz kalma nöbetleri bir saat içinde 7'den fazla görülürse yaşam ciddi şekilde tehdit altında demektir. Apneli (nefesin kesilmesi) hastalarda uykuda kan oksijen düzeyi aşırı oranda düşer. Oksijenin düştüğü bu dönemde kalp kanı daha çok pompalamak zorunda kalır bir süre sonra kalp ritmi bozulurken, yıllar içinde yüksek tansiyon ve kalp büyümesi gelişir.

NEDENİ NEDİR? Ağız ve burun arkasındaki hava yolunda darlık olduğu zaman ortaya çıkan gürültülü sese horlama adı verilir. Dilin arkası, yumuşak damak ve küçük dilin olduğu kısmın genizle birleştiği bölge kendiliğinden daralabilen bir bölgedir. Bunlar birbirleri üstüne geldiğinde solunumla birlikte titreşir ve horlama meydana gelir.

Horlayan biri aşağıdaki problemlerden en az birine sahiptir:
Dil ve boğaz kasları gerginliği azalmıştır. Gevşek kaslar sırt üstü yatınca dilin boğaz arkasına doğru kaymasına engel olamaz. Bu olay alkol yada ilaç alarak gevşemiş birinin uykusunda kas kontrolünün kaybolması ile ortaya çıkar. Bazı insanlarda uykunun derin fazında gevşemeye bağlı olarak yine horlama görülebilmektedir.Boğazdaki dokuların aşırı büyük olması. Büyük bademcik ve geniz eti çocuklarda en sık rastlanan horlama nedenidir. Şişman insanlarda kalın boyun dokusu sebep olarak gösterilir. Kist ve tümörlerde nadir olarak bu yolla horlama yapabilmektedir.Yumuşak damak ve küçük dilin aşırı sarkık ve uzun olması boğaza doğru hava yolunu daraltır. Hava yoluna sarktığı için bir valv gibi horlamaya neden olur. Burun tıkanıklığı olan kişi havayı almak için genizde aşırı vakum yaratır. Bu vakum boğazda kollabe olabilen dokuları hava yoluna doğru çeker. Böylelikle burun açık iken horlamayan kişide horlama görülmeye başlar. Bu durum neden bazı insanların sadece allerjik dönemlerde veya grip, sinüzit olduğu zamanlarda horladığını izah etmektedir. Burun deformasyonları bu tip burun tıkanıklığı nedenleri olarak bilinir. Deviasyon burun orta bölmesinin yan taraflara taşması olarak tanımlanır. Burun içi deformasyonları içinde en sık rastlanılanıdır.

HORLAMA TEDAVİSİ : Horlamanın bir çok tipi tedavi edilebilir. Horlayan erişkinler; Sportif bir yaşam biçimi seçilmeli, Horlayan kişiler uyku ilaçları, sakinleştirici ve antihistaminik denilen allerji ilaçlarını uykudan önce almamalı, Aşırı yorgunluktan, uykudan 4 saat önce alkol almaktan 3 saat önce de ağır yemekten sakınmalı, Uykuda sırt üstü yatmak yerine yana yatmak tercih edilmeli. Yatağınızın baş tarafı daha yukarıda olacak şekilde tüm yatağınız yaklaşık olarak 10 cm bir tarafa doğru çeviriniz. Horlama uvulopalatofarengoplasti ameliyatı (UPPP) ile veya laser-assisted uvulopalatoplasti (LAUP) (lokal anestezi ile yapılabilir) yöntemleri ile yapılır. Cerrahinin çok riskli veya hasta tarafından istenilmediği durumlarda boğaza basınçlı hava veren maske takarak (CPAP) kişi uyuyabilir. Kronik olarak horlayan her çocuk KBB uzmanı tarafından detaylı olarak muayene edilmeli, bademcik ve geniz eti ameliyatının gerekli olduğu durumlarda cerrahi müdahale çocuğun sağlığına ve gelişimine çok önemli yararlar sağlayacaktır.

Meniere Hastalığı

Bir doktor ataklarınızın sıklığını, süresini, ciddiyetini ve karakterinin hikayesini değerlendirdikten sonra işitme kaybınızın süresini, değişip değişmediğini, çınlama veya dolgunluk hissinizin olup olmadığını, bunun tek veya çift taraflı olup olmadığını belirleyecektir. Size geçmişte frengi, kızamık veya diğer ciddi enfeksiyonları geçirip geçirmediğiniz, gözünüzde bir iltihap olup olmadığı, bağışıklık sisteminde bozukluk veya allerjinizin olup olmadığı veya geçmişte bir kulak ameliyatı geçirip geçirmediğiniz sorulabilir. Genel sağlığınız, şeker hastalığınız, tansiyonunuz, yüksek kolesterolünüz, guatrınızın, nörolojik veya duygusal problemlerinizin olup olmadığı da sorulabilir. Bazı durumlarda bu problemlere yönelik testler yapılabilir. Kulak ve baş boyunun diğer yapılarının fizik muayenesi ataklar haricinde normaldir.İşitme testi olan Odiometrik muayene, etkilenen kulaktaki işitme kaybını gösterir. Etkilenen kulakta konuşma ayırt etme yeteneği (hastanın “git “ ve “bit “ gibi benzer kelimeler arasında ayırım yapamaması.) etkilenmiş olabilir. Denge fonksiyonunu değerlendirmek için ENG (elektronistagmografi) uygulanabilir. Bu karanlık bir odada yapılır. Kayıt elektrotları göze yakın yerleştirilir. Elektrodlardan çıkan kablolar kalp monitörüne benzeyen bir makineye bağlanır. Sıcak ve soğuk su, yada hava yavaşça her iki kulak kanalına uygulanır. Göz ve kulak, sinir sistemi sayesinde birlikte çalıştıkları için denge sistemi ölçümünde göz hareketlerinin ölçümü kullanılır. Hastaların yaklaşık %50 sinde etkilenen kulakta denge fonksiyonu azalmıştır. Denge sistemini değerlendirmek için rotasyon testi veya denge düzlemi gibi diğer denge testleri de uygulanabilir.

Uygulanabilecek diğer testler:Elektrokokleografi (EcoG) bazı Meniere hastalarında iç kulaktaki artmış sıvı basıncını gösterebilir. İşitsel beyin kökü cevabı(ABR)işitme siniri ve beyin yollarının bilgisayarlı testidir.BT (bilgisayarlı tomografi ) ve MRI (manyetik rezonans görüntülemesi) işitme ve denge siniri üzerinde meydana gelen tümörü belirlemek için gerekebilir. Bu tümörler nadirdir ancak Meniere'e benzer semptomlara sebep olurlar.

Tedavi yöntemleri? Diet ve tedavi: Az tuzlu diyet ve bir diüretik (suyu vücuttan atılımını sağlayan ilaç ) Meniere hastalarında atak sıklığını azaltabilir. Diüretikten tam verim alabilmek için tuzu kısıtlamanız ve ilacınızı belirtildiği şekilde düzenli almanız çok önemlidir.  Yaşam biçimi: Kafein, sigara ve alkolden uzak durun! Düzenli uyuyun ve iyi beslenin. Fiziksel olarak aktif olun ama gereksiz yorgunluklardan kaçının. Meniere hastalığında stres, baş dönmesi ve kulak çınlamasına sebep olabilir. Stres den uzak durun. Önlemler:Eğer uyarmaksızın baş dönmeniz olursa, araç kullanmayın çünkü araç kontrolündeki başarısızlığınız, siz ve diğerleri için tehlikeli olabilir. Güvenlik için yüzmeden, merdivenlerden, yapı iskelelerinden vazgeçmeniz gerekebilir.

Cerrahi ne zaman tavsiye edilir? Eğer baş dönmesi atakları konservatif çözümlerle kontrol edilemiyorsa ve ataklar günlük işleri kısıtlıyorsa aşağıdaki cerrahi işlemlerden biri tavsiye edilebilir:   1) Endolenfatik şant (iç kulak sıvısının boşaltılması) veya dekompresyon (basıncın azaltılması) işlemi işitmeyi koruyan bir kulak ameliyatıdır. Vakaların 1/2-1/3'ünde baş dönmesi ataklarının kontrolu sağlanır. Ancak hiçbir hastada bu kontrol kalıcı değildir. Diğer işlemlere kıyasla daha kısa sürer.  2) Vestibüler nörektomi denge sinirinin iç kulağı terkedip beyine girdiği yerde kesilmesi işlemidir. Baş dönmesi atakların büyük bir kısmı bu ameliyatla tedavi edilebilir ve vakaların çoğunda işitme korunulur. 3) Labirentektomi ve işitme sinirinin kesilmesi : Bir tarafın iç kulağndaki işitme ve denge mekanizmalarının harap edilmesidir. Meniere hastasının etkilenmiş olduğu kulağı çok az duyuyorsa bu yöntem tercih edilebilir. Genellikle baş dönmesi atakları kontrol altına alınır. Diğer ameliyatlar ve tedaviler de bazı durumlarda tavsiye edilebilir. Cerrahi tedavi gerekli görülüyorsa, cerrahınızla riskleri ve kazanacaklarınızı tartışmalısınız. Her ne kadar Meniere hastalığının tedavisi yoksa da hemen hemen her vakada baş dönmesi kontrol altına alınabilir. 

Uçuk - Aft

Ağzınızda; konuşmanıza ve yemek yemenize engel olacak kadar şiddetli ağrıya yol açan bir yaranız varsa bilin ki yalnız değilsiniz. Pek çok sağlıklı insan tekrarlayan ağız yaralarından şikayetçidir. En sık rastlanan tekrarlayan ağız yaraları uçuk ve aft (aftöz ülser)'dır. Ağızda görüldüğünde birini diğerinden ayırmak güçtür. Bu iki lezyonun nedeni ve tedavileri tamamıyla farklı olduğundan ayırımı çok önemlidir.

Uçuk nedir? Bunlar sıklıkla dudakta görülen içi sıvı dolu kabarcıklara verilen genel bir addır. Ağızda özellikle dişetinde, sert damakta da görülebilirse de nadirdir. Uçuk genellikle ağrılıdır ve ağrı lezyonun ortaya çıkışından birkaç gün önce ortaya çıkar. Bu kabarcıklar saatler içinde patlayarak kabuklanır. 7-10 gün sürer.

Nedenler: Uçuk bir herpes simpleks virüsünün aktif duruma geçmesi ile meydana gelir. Bu virüs, daha önce bu enfeksiyonu geçiren hastalarda sessiz ve sinsi bir şekilde bekler ve stres, ateş, travma, hormonal değişiklikler ve güneş ışığına maruz kalma gibi durumlarda aktif hale geçer. Tekrarlayan lezyonlar aynı yerde yerleşme eğilimindedir.

Uçuk yayılabilir mi?Evet. Uçuk patladıktan tamamen iyileşene kadar ki süre enfeksiyonun yayılımı için en riskli dönemidir. Virüs gözlerinize, cinsel organlara ve diğer insanlara da bulaşabilir.

Önleme Önerileri:Bir lezyon görüldüğünde ağız içi, burun içi, cinsel bölge gibi mukoz zarlar enfeksiyona karşı korunmalıdır. Uçuğu sıkıştırıp patlatmayın. Birine dokunurken ya da göz veya cinsel bölgelerinize dokunmadan önce ellerinizi dikkatlice yıkayın. Tüm uyarılara rağmen herpes virüsün uçuk olmadan da ulaşabileceği unutulmamalıdır.

Tedavi: Günümüzde kesin tedavisi yoktur ancak bu konuda yoğun çalışmalar yapılmaktadır. % 5 asiklovirli merhem gibi bir antiviral ajan kullanılabilir. Doktor ya da diş hekiminizden son gelişmeler hakkında bilgi almak için irtibat kurun.

Aft nedir? Aft dilde, yumuşak damakta, dudak ve yanakların iç kısımlarında görülen küçük, yüzeyel ülserlerdir. Oldukça ağrılıdırlar ve 5-10 gün sürerler.

Neden? Nedenleri hakkındaki eldeki en iyi kanıtlar stres, travma, asitli yiyecekler (domates, turunçgiller, vs.) gibi lokal tahriş edici maddelere maruz kalma gibi durumlarda lokal bağışıklık cevabında değişiklikler meydana gelmesidir.

Aftöz ülser yayılabilir mi? Hayır. Nedeni bakteri ya da bir virüs olmadığı için lokal yayılımı ya da bir başkasına bulaşması söz konusu değildir.

Tedavi: Tedavi direkt olarak az önce bahsedilen rahatsızlık verici durumların ortadan kaldırılması ve enfeksiyondan korunma ile olur.  Triamkinalon gibi haricen kullanılan bir kortikosteroid ilacı da yardımcı olur. Günümüzde kesin tedavisi bulunamamıştır.

Diğer yaralar: İki haftadan uzun süren iyileşmeyen ağız yaralarında doktorunuza ya da diş hekiminize başvurmalısınız.

Yüz Felci

Yüzde seğirme, güçsüzlük veya hareketsizlik yüz sinirini ilgilendiren bir hastalığın bulgularıdır. Yüzde anormal hareketler veya felç bir enfeksiyon, yaralanma veya tümör nedeniyle oluşabilir ve nedeni mutlaka araştırılmalıdır. Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı yüz siniri hastalıkları ve tedavisi üzerine eğitim görmüştür.

YÜZ SİNİRİ NEDİR?Yüz siniri bir telefon kablosuna benzer ve 10 000 adet farklı sinir lifi içerir bunların 7000 tanesi adalelere gider.
·   Yüzdeki Adale hareketleri: Her bir lif bir yüz kası için elektriksel uyarılar taşır. Bu sinirin lifleri tarafından taşınan bilgi gülmemize, ağlamamıza, gülümsememize veya kaş çatmamıza olanak sağlar ve bu nedenle yüzün ifadesini sağlayan sinirdir. Bu sinir liflerinin yarısında veya yarısından fazlasında bir engellenme meydana gelirse yüzde güçsüzlük meydana gelir. Bu sinir lifleri uyarılırsa yüz kaslarında spazm veya seğirme şeklinde hareketler oluşur.

· Gözyaşı üretimi                                                                               
·   Tükürük üretimi
·   İşitme: Orta kulaktaki üzengi kemiğinin kasına uyarılar taşır.
·   Tat: Dilin ön kısmının tat duyusunu sağlar.
Yüz sinir fonksiyonları çok kompleks olduğundan, lifleri zedelenirse bir çok semptom oluşur. Yüz sinirdeki bir hastalık yüzde seğirme, güçsüzlük veya felç ile, gözde veya ağızda kuruluk ile veya tat duyusunda değişmeyle sonuçlanabilir.

NASIL ÇALIŞIR? Yüz sinirİ beyinden yüzün mimik kaslarına ulaşmak için kafa tabanından geçer. Beyni terk ettikten sonra kulağın yerleşmiş olduğu kemiğe girer ve bu kemik içinde bulunan bir kanaldan (iç kulak yolu) duyma ve denge sinirleriyle çok yakın bir ilişkide olarak geçer. Bu kanal içinde uzanan 4cm'lik yolu boyunca yüz siniri üç orta kulak kemikçiği etrafında dolanır, kulak zarı arkasından ve daha sonra da kulak arkasında bulunan kemiğin içinden geçer. Yüz sinir bu kemiği geçtikten sonra yüzde bulunan tükürük bezi (parotis bezi) içinden geçer ve değişik yüz kaslarına giden bir çok dala ayrılır. Yüz sinir kemik içinde yol alırken gözyaşı bezine, üzengi kemiği kasına, dile (tat duyusu için) ve tükürük bezine giden bir çok dal verir.

ANİ OLUŞAN YÜZ FELCİ “Bell felci” olarak da isimlendirilen hastalık muhtemelen vücudun bir virüse karşı gösterdiği tepki sonucunda meydana gelmektedir. Yüz sinirinin kemik içindeki bölümü şişer ve basınç siniri zedeler.Yüz güçsüzlüğün nedeninin bu olay olduğundan emin olmak için ve diğer nedenleri ekarte etmek için özel sorular vardır. Baş boyun ve kulak muayenesinden sonra bir seri test uygulanabilir. En çok uygulanan testler şunlardır:

·   İşitme testi: Sinire zarar veren nedenin işitme sinirini, iç kulağı veya işitme mekanizmasını da etkileyip etkilemediğini ortaya koyar.
·  Denge testi: Denge sinirinin tutulumunu değerlendirir
·   Gözyaşı testi: Gözün gözyaşı üretme kabiliyetini ölçer. Göz yüzeyini (kornea) kuruluktan korumak için göz damlaları gerekli olabilir.
·   Radyolojik görüntüleme: BT (bilgisayarlı tomografi) veya MRI (manyetik rezonans görüntüleme) yüz sinir alanında enfeksiyon, tümör, kemik kırığı veya diğer anormalliklerin olup olmadığını ortaya koyar.
·   Elektriksel test: Sinirdeki zedelenme miktarını ortaya koymak için yüz sinir uyarılır. Bu test sık aralıklarla tekrarlanarak hastalığın ilerleyici olup olmadığı görülebilir.

TEDAVİ: Tanı testlerinin sonuçları tedaviyi belirleyecektir: Eğer neden bir enfeksiyon ise bakterilerle savaşacak bir antibiyotik veya antiviral ilaçlar kullanılabilir. Eğer şişme (ödem) olabileceğine inanılıyorsa sıklıkla steroidli ilaçlar kullanılabilir. Kaçınılmaz durumlarda siniri zedeleyen kemiğin cerrahi olarak çıkarılması (dekompresyon) uygun olabilir.

İYİLEŞMENİZE YARDIMCI OLUN: Yüz sinir felce uğradığında, sağlıklı yapısını devam ettirebilmesi için sürekli bir gözyaşı akışına ihtiyacı olan göze gerekli ilgi gösterilmelidir. Gözyaşı göz kırpma sırasında göz üzerine yayılır, fakat yüz sinir felçlerinde göz kırpma azalır veya tamamen ortadan kalkar. Azalmış göz kırpma ve gözyaşı salgısının yokluğu sonucunda gözyaşının göz küresi üzerindeki akışı azalır veya tamamen ortadan kalkar ve korneada kuruma, erozyon ve ülser oluşumu ile sonuçlanır ve hatta gözün kaybedilmesi muhtemeldir. Gözün bir parmak ile kapatılması gözün nemli tutulması için etkili bir yoldur. Gözün parmak ucu tarafından zedelenmesine engel olmak için parmağın arka tarafı kullanılmalıdır. Gözü nemli tutmak ve yabancı maddelerin göze girmesini engellemek için sıklıkla koruyucu gözlükler ve temiz göz petleri kullanılır. Eğer göz kuruysa gözü nemli tutmak için suni göz yaşları kullanılabilir. Bu damlalar doktorunuz tarafından tarif edildiği şekilde kullanılmalıdır. Uyanıkken etkilenen göze her saatte bir bu damlalardan bir veya iyi damla damlatılmalıdır ve uyurken göze merhem sürülmelidir.

REHABİLİTASYON: Kalıcı yüz felçli hastalar göz kapağı ağırlıkları veya yayları, kas transferleri gibi çeşitli cerrahi işlemler ile rehabilite edilebilirler. Bazı hastalar yüz eğitim denen özel bir fizik tedavi yönteminden fayda görebilirler. Yüzün aşırı hareketliliği veya kas spazmı gibi yüz felç komplikasyonları için uygulanabilecek tedavi yöntemleri aşırı hareketli kasın cerrahi olarak kesilmesi veya kasların kimyasal madde enjeksiyonlarıyla güçsüzleştirilmesi gibi yöntemleri içermektedir. Eğer bu işlemlere gerek duyulursa doktorunuz sizinle bu işlemler hakkında görüşecektir.

SONUÇ: Yüz felci de içeren yüz sinir hastalıkları nadir değildir ve çeşitli nedenleri vardır. Yüz sinir fonksiyonlarının mümkün olan en iyi şekilde düzeltilebilmesi için uygun tanı ve tedavi çok önemlidir. Kalıcı yüz sinir zedelenmesi bulunan hastalara bile yüz fonksiyonları düzeltmek için geliştirilmiş cerrahi işlemler sayesinde yardımcı olunabilir.

Formunuz Gönderiliyor

Lütfen Bekleyiniz...