Jinekoloji

GENEL JİNEKOLOJİ


Kadın genital hastalıkları içinde, sıklıkla şikayet konusu olan, düzensiz kanama, myoma uteri, rahim ağzının iyi huylu patolojileri ve tedavileri, yumurtalık ve etrafındaki organlarla ilgili iyi huylu patolojiler, rahim sakması, gibi bir çok patolojinin en yeni ve modern tekniklerle ve cerrahi aletlerle tedavisi yapılmaktadır. Bu kapsamda histeroskopik rahim içi değerlendirmeleri hem tanısal hemde tedavi maksatlı olarak başarı ile uygulanmaktadır. Bu uygulamaların gerektiğinde hastanın hastane yatışı olmadan, ofis uygulamalar şeklinde yapılabilmesi nedeni ile çevre illerden çok sayıda hastanın günübirlik gelip tedavi olmaları mümkün olmaktadır. Jinekolojik servisi içerisinde bulunan müdahale odasında çeşitli müdahaleler, (dilatasyon kürtaj , rahim içi araç uygulaması, polip çıkarılması, servikal biyopsi vb. ) yapılmaktadır. Uygulanan cerrahi işlemlerin hasta gereksinimleri göz önünde tutularak, en uygun anestezi tekniği kullanılarak ile yapılabilmesi, diğer bir diğer önemli tercih nedeni olarak ortaya çıkmaktadır. Son yıllarda 4D ultrasonografi eşliğinde değişik jinekolojik patolojilere invaziv mudahaleler ile birçok operasyon ihtiyacı olan hastanın ameliyatsız tedavileride mümkün kılınmaktadır.


ENDOSKOPİK CERRAHİ

Diagnostik ve operatif laparoskopi işlemleri yapılmaktadır.Histeroskopi sistemi ayaktan hasta tanısında ve takibinde aktif olarak kullanılıyor. Vaginoskopik teknik kullanarak minimal invaziv yaklaşımla uterin polip, septum, submukoz myomların tanısı ofis histeroskopiyle yapılmaktadır. Spekulum ve tenekulum uygulamadan yapılan bu işlem sayesinde hastalar ağrı hissetmemekte ve daha konforlu şekilde işlem uygulanmaktadır. Ofis histeroskopi tüp bebek ünitesinde de infertil hastaların değerlendirilmesinde kullanılmaktadır. Jinekoloji ve jinekolojik onkoloji ünitesinde anormal uterin kanaması olan hastalarda körleme dilatasyon küretaj işlemi yerine ofis histeroskopi, D&C'ye kombine edilmektedir. Aylık ofis histeroskopi sayısı yaklaşık 20'dir. Operatif histeroskopi ile submukoz myom, septum, endometrial ablazyon işlemleri ameliyathane şartlarında uygulanmaktadır.

Laparoskopik histerektomi , prolapsus olmayan hastalarda laparatomiye gerek kalmadan laparoskopik operasyon olanağı vermektedir. Ayrıca ooferektomi, kistektomi ve myomektomi gibi patolojiler laparoskopik olarak tedavi edilmektedir. Uterin prolaps ve üriner inkontinans ameliyatlarında da laparoskopik cerrahi tercih edilmekte ve laparoskopik sakrokolpopeksi gibi ileri laparoskopik cerrahi işlemler de yapılabilmektedir.

Laparoskopik retroperitoneal cerrahi jinekolojik onkoloji birimi tarafından başarıyla yapılmaktadır. Jinekolojik onkolojide laparoskopi hastanın erken taburcu olmasını, insizyon olmadan evrelenmesini, prognostik faktörler hakkında bilgi edinilmesini ve adjuvan tedaviye erken başlanmasını sağlamaktadır.

JİNEKOLOJİK ONKOLOJİ

Endometrium kanseri, serviks kanseri, over kanseri, vulva kanseri, fallopian tüp kanseri, genital kanserlerin cerrahi tedavisi yapılmaktadır.

Laparoskopik onkolojik ameliyatlar uygulanmaktadır. Haftalık jinekolojik onkoloji konseyinde tedavi ve takipler planlanmaktadır.

Jinekolojik onkoloji polikliniğinde genital kanser taraması yapılmaktadır. Kolposkopiyle servikal, vajinal ve vulvar hastalıkların tanısı konulmaktadır. Jinekolojik onkolojideki en son bilimsel gelişmeler tedavi yöntemlerine yansıtılmaktadır.

Jinekolojik kanser nükslerinde eksenterasyon işlemi gibi en radikal operasyonlar da başarıyla uygulanmaktadır.


ÜREMEYE YARDIMCI TEDAVİLER ÜNİTESİ

Aşılama (İnrauterin İnseminasyon,IUI)

Semen örneğinin yıkanarak, iyi hareketli spermlerin seçilip rahim içine verilmesi işlemidir. Bu yöntemin özelliği, hızlı hareket eden sağlıklı spermlerin seçilmesi, spermlere zararlı olan asit ortamın bertaraf edilmesi, spermin yumurtaya daha yakın bir yere bırakılması ve spermlere kadın fallop tüplerine ulaşma şansı verilmesidir.

Erkeğin spermlerinin özel yöntemlerle hazırlanarak rahim içine bir kanül yardımıyla verilerek gebelik sağlanabilmektedir. İnseminasyon yönteminde spermlerin katedeceği mesafenin kısalması sağlanmakta, hareketli olmayan ya da şekil olarak bozuk spermlerin verilmesi engellenmektedir. İnseminasyon işlemi için taze sperm örneği kullanılır. İnseminasyon uygulaması, sperme ait hafif bozukluklarda (sayı, hareket, şekil), nedeni bulunamayan infertilitede ve rahim ağzında spermi öldüren salgı (antisperm antikor) varlığında öncelikle tercih edilir. Kadına 1-3 hafta süre ile yumurta gelişimini sağlayan ilaçlar verildikten sonraovulasyonu tetiklemek için hCG (pregnyl veya profasi) yapılır. Bu iğneden 1.5 gün sonra bir kez veya iğneden sonraki 1. ve 3. günde 2 kez olmak üzere aşılama işlemi yapılır. Bu işlemlerle sonuç alınamadığında daha ileri tedavi yöntemlerine geçilir. Doğal yolla gebe kalmaya en yakın olan yöntemdir.


Tüp bebek (In Vitro Fertilizasyon,IVF)

In-vitro fertilizasyon (IVF-Tüp Bebek) ne demektir?

IVF kadınlarda ilaç verilerek çoğaltılan yumurtaların ultrasonda eşliğinde toplandıktan sonra erkekten alınan spermlerle laboratuvar ortamında döllenmesidir. Bu yöntemde sperm seçimini yumurta dış ortamda kendi yapar bir başka değişle spermlerin kendi çabalarıyla (yumurtanın içerisine girebilecek hareket ve kaliteye sahip olması) yumurtanın içerisine girebilmeleri ve döllenmeyi başlatmaları gerekir. Sperm hareketliliğinin ileri derecede bozuk olduğu durumlarda ve ileri derecede sperm yapı bozukluklarında bu yöntemde başarı oranları oldukça düşüktür.

Hangi durumlarda IVF yöntemi kullanılır?

  • Kadınlarda tüp tıkanıklıklarında
  • İleri düzeyde sperm yapı ve hareket bozukluğu olmayan erkek faktörü
  • Antisperm antibody
  • İleri kadın yaşı
  • Endometriosis
  • Tekrarlayan düşük olgularında ve/veya embriyolarda genetik inceleme gerektiği durumlarda
  • Tanımlanamayan infertilite

Erkek faktörüne bağlı infertilitede ne zaman IVF denemesi yapılmalıdır?

Günümüzde çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin yarısında erkek faktörü olduğunu görmekteyiz. Düşük semen parametreleri olan bir erkeğin (sayı, yapı ve hareketlilik) infertilite konusunda tecrübeli bir ürolog tarafında değerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirme sonucunda düzeltilebilir ve doğal yoldan gebeliği engelleyecek durumların varlığı araştırılır ve düzeltilmeye çalışılır.

Tanımlanamayan infertilite varlığı tespit edilmişse veya erkekte sperm kalitesini arttıracak düzeltilebilir bir durum tespit edilememişse yardımcı üreme tekniklerinin kullanımı önerilir. Tecrübeli ve sertifikalı bir androloji laboratuvarından elde edilen en az iki sperm analizine göre nasıl bir uygulama yapılacağı seçilir. Genel olarak morfolojik yapısı normalin biraz altında olan ve 5 milyon/ml'nin üzerinde total hareketli spermleri olan erkeklerde aşılama yöntemi ile başlanır. Bu doğal yola en yakın olan yöntemdir. İki uygulamada başarısızlık olursa veya hareketli sperm sayısı en az 1 milyon/ml ise IVF önerilir.

İlk tüp bebek uygulaması ne zaman yapıldı?

İlk başarılı tüp bebek uygulaması (IVF) sonrasında 25 Temmuz 1978 yılında Louise Joy Brown İngiltere'de Oldham General Hastanesi'nde sezaryen ile dünyaya geldi. Annesi Lesley Brown tüpleri tıkalı olduğu için 9 yıl boyunca çocuk sahibi olamamıştı. 10 Kasım 1977 yılında Patrick Steptoe ve Robert Edwards tarafından ilk kez denenecek olan ve bundan sonra tüp bebek uygulaması olarak dünyada duyulacak olan IVF tedavisine başladı. Tüm dünyada yaygın olarak kullanılan bu yöntemin mucidi sayılan ve milyonlarca insanın çocuk sahibi olma imkanına kavuşturan Dr. Edwards Louise Brown'un doğumundan 32 yıl sonra 2010 yılında Nobel Tıp ödülü almıştır.

Mikroenjeksiyon (Oosite sperm enjeksiyonu, ICSI)

Spermin yumurta hücresi (oosit) nin içerisine enjekte edilerek döllenmesi ve embriyo oluşumunun sağlandığı tekniktir. 1992 yılından beri infertilite tedavisinde kullanılmaktadır. Bu sayede spermlerde hareket bozukluğu olan erkeklerde hatta hiç spermin dışarı çıkmadığı (azoospermia) erkeklerde testisten elde edilen spermlerin yumurta hücresine enjeksiyonu ile çok başarılı sonuçlar elde edilerek infertilite tedavisinde yeni bir çığır açmıştır. Bu yöntem ile elde edilen gebelik oranları erkek faktörünün daha hafif formları olmasına ramen diğer yöntemler (IUI, IVF) den çok daha yüksek gebelik oranlarına ulaşılmıştır.

ICSI ile doğan çocuklarda genetik yapı bozukluğu görülmesi veya çocuklarda anomali oluşma riski nedir?

Bugüne kadar yapılmış olan çalışmalar genel olarak ICSI tedavisinin güvenilir olduğunu göstermektedir. Bunda en önemli mekanizma yaşamla bağdaşmayacak veya gelişme geriliği olan embriyoların tutunmaması veya düşüklerle sonuçlanmasıdır. ICSI tedavisi ile doğan çocukların 5 yaşına kadar gelişmelerinde normal yolla doğan çocuklardan farklı olmadıkları tespit edilmiştir.

Genetik yapı bozukluğu bilinen erkeklerde veya genetik hastalık taşıyıcılığı olan çiftlerde sağlıklı çocuk elde edilebilir mi?

Evet. Perimplantasyon genetik tanı yöntemi ile oluşan embriyoların kromozom yapısı veya hastalığa sahip olup olmadığı tespit edilebilir. Normal olan embriyoların verilmesi ile sağlıklı çocuk sahibi olmaları sağlanabilir.

Sperm dondurma ve saklama

Testisten elde edilen sperm, kemoterapi ve radyoterapi öncesi veya çok az sayıda sperm çıkışının olduğu durumlar (kriptozoospermia) ejakülat spermlerinin saklanması gerekebilir. Saklama işlemi için günümüzde dondurma işlemi yapılmaktadır. Bu işlemde likit nitrojen kullanılır. Teorik olarak dondurulan hücreler çok uzun süreler uygun şartlarda saklanabilir. Dondurulan spermlerin çözüldüklerinde hareket ve canlılık oranları dondurulmadan önceki değerlerinin altına düşer. Bunu incelemek için yapılan bir çalışmada vas deferens, testis ve epididimden elde edilen spermlerin dondurmadan önceki hareket ve canlılığı dondurmadan sonraki değerleri ile karşılaştırılmıştır (Tablo1).

Hareket (%) Canlılık (%)
Sperm elde etme Taze Çözülmüş Taze Çözülmüş
Testis 5 0.2 86 46
Epididim 22 7 57 24
Vas Deferens 71 38 91 51
Tablo 1. Hareket ve canlılığın dondurma öncesi ve sonrası değerleri (Turek et al. Hum Reprod. 14:3048-51,1999).

Bu tablodan testisten elde edilen spermlerin çok taze iken bile çok düşük oranda (%5) hareketliliğe sahip olduklarını ve dondurma sonrasında bu hareketliliğin %0.2 ye düştüğünü görüyoruz. Mikroenjeksiyon işleminde spermlerin canlılığı hareketli olup olmadıklarının değerlendirilmesi ile konulmaktadır. Hareketsiz spermler mecbur kalınmadıkça kullanılmazlar. Bu nedenle TESE işlemine girecek olan erkeklerde eşlerininde yumurtalarının hazır olduğu gün bu işlemin yapılması önerilir. Mikroenjeksiyon işleminden sonra kalan spermler dondurularak bir sonraki uygulamalar için saklanır. Ancak testisten elde edilen spermlerin sayısı çok yeterli değil ise çözüldüklerinde hareketli sperm bulma olasılığı çok risklidir.


Formunuz Gönderiliyor

Lütfen Bekleyiniz...