Göz Hastalıkları

Göz Muayenesi

Gözlerimiz 5 duyu organımız arasında bize dünyanın tüm güzelliklerini gösteren, hayata bağlayan, öğrenme ve algılama yeteneğimizi harekete geçiren ilk ve en önemli organımızdır. Gözlerimizi düzenli şekilde muayene ettirmek sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürmemiz için son derece önemlidir. Göz ile ilgili herhangi bir problem olmasa bile olası risklerin erken tespiti için uzmanlar yılda bir göz muayenesi önermektedir. Çocuklarda bu süre 6 ayda bir, hatta bazı özel durumlarda hekimin önerisi ile daha sık olabilir.

Unutulmamalıdır ki göz muayenesi sırasında şeker hastalığı, beyin tümörleri, AIDS gibi birçok hastalığın tanısı konulabilmektedir.
Görme Keskinliği Testi
İnce detayları görebilme yeteneğimiz, giderek küçülen rakamlardan oluşan testlerle ölçülür.
Gözlük Muayenesi
Gözümüzde oluşan kırma kusuru nedeniyle net görememe durumu gözlük ihtiyacını doğurur.
Göz Kapaklarının Muayenesi
Göz kapakları, gözyaşı bezleri, gözyaşı boşaltım sistemi ve göz etrafındaki alanların durumu incelenir.
Göz Kaslarının Muayenesi
Gözün iç kasları, gözbebeğinin hareketini kontrol eder. Gözün dış kasları da gözlerin paralel durmasını sağlar. Şaşılık ve çift görme muayenelerinde göz kaslarının durumu belirlenir.
Göz Tansiyonu Ölçümü
Otomatik ya da manuel yöntemler yardımı ile göz içi basıncı saptanır. Glokom hastalığının erken teşhisi için bu ölçümler büyük önem taşımaktadır.
Biomikroskobik Muayene
Özel cihazlar yardımı ile kornea, iris, lens ve retina tabakasının detayları incelenir.
Göz Dibi Muayenesi
Bu muayene ile retina dekolmanı, glokom, hipertansiyon, beyin tümörü ve vücuttaki çeşitli hastalıklara ait belirtiler saptanabilir.

Lazer

Kırma Kusurları (LAZER)
Miyop, hipermetrop ve astigmatın tedavisinde kullanılan ve refraktif cerrahide bütün dünyada uygulanan en yaygın yöntem LAZER'dir.
Kimler Lazer Ameliyatı Olabilir?18 yaşın üzerinde olan, gözlük veya lens kullananlar, Göz dereceleri son 1 yılda 0,50 diyoptriden fazla değişmemiş olanlar, 10 diyoptriye kadar miyopisi olanlar, - 6 diyoptriye kadar astigmatı, +4 diyoptriye kadar hipermetropisi olanlar,Kornea dokusu kalınlığı yeterli olanlar,Diyabet, romatizma gibi sistematik hastalığı bulunmayanlar, Gözlerinde başka herhangi bir hastalık (keratokonus, göz tansiyonu vb.) bulunmayanlar,Yapılacak ön muayene ve tetkikler neticesinde, göz yapısı ameliyata uygun bulunan kişiler lazerle tedavi edilebilmektedir.
Kişiye Özel LASIK Tedavileri:
SMILE LazerVisumax-Front: Zeiss Visumax Femtosaniye lazer teknolojisi ile ince korneaya ve yüksek göz numaralarına sahip kişilerde tedavi imkanı sağlar. Kapalı cerrahi tekniği ile korneada kapakçık (flep) kaldırılmadan göz içinde ince bir lentikül oluşturularak 3.8 mm'lik bir kesiden göz içine erişilerek bu katman çıkartılır. Göz içerisinde oluşturulan lentikülün çıkarılması sonucu korneanın şekli değiştirilerek gözdeki kırma kusuru düzeltilir.Kişiye özel bıçaksız SMILE lazer yöntemi ile, miyopta -10 numaraya kadar, astigmatta -5 numaraya kadar tedavi edilebilme imkanı sağlar. Korneanın doğal yapısını koruyan hızlı, ağrısız ve güvenli bir tedavi sunar. Gözden darbe alma olasılığı olan ve basınca maruz kalan sporcular için en ideal tedavi şeklidir.
Wavefront: WavefrontGöze bir ışık demetinin gönderilmesi ile retina tabakasında elde edilen görüntünün değerlendirilerek kişiye özel programlanan lazerin yapılmasıdır. Özellikle gece görme problemi olan veya göz bebekleri büyük olan hastalarda lazer sonrası ışık çevresinde saçılma, dağılma ve gölgelenme olmaması için tercih edilen bir yöntemdir. Özel Wavefront analiz cihazlarıyla yapılan değerlendirmeden sonra operasyon kararı verilir.
iDesign Wavefront: Lazer tedavisinde, tedavinin her bir göz için özelleştirilmesi başarılı sonuçlar için anahtar niteliğindedir. iDesign gelişmiş wavefront kılavuzlu sistem her bir gözün kişiye özel olarak tedavi edilmesini sağlar. Böylece, hastalar gözlük ve lenslerinden kurtularak ultra HD görüş kalitesine kavuşurlar.iDesign wavefront teknolojisi ile kısa sürede 5 farklı ölçüm yapılabilmektedir. Otorefraktometre, keratometre, topografi, aberrometre ve pupilometre cihazlarıyla yapılan 5 farklı ölçüm tek cihazla yapılarak, elde edilen verilerle kişiye özel tedavi sunulmaktadır. iDesign wavefront teknolojisi ile detaylı kornea analizi yapılabilmekte ve gözün kırma kusurları en ince ayrıntısına kadar tespit edilebilmektedir. Yüksek tanımlı sensörü sayesinde gözün optik düzensizliği 5 kat fazla çözünürlükte analiz edilebilmektedir. iDesign wavefront teknolojisi kullanılarak yapılan lazer tedavilerinde daha iyi sonuç elde edilir ve bu sayede hasta memnuniyeti yüksek düzeydedir.
Advanced Customvue™:"Wavefront" yönteminin bir dizi yenilikler eklenerek mükemmelleştirilmesidir. Bu yöntem ancak bazı lazer cihazlarında patentli olarak kullanılmaktadır. Göze yollanan ışıktan yansıyan bilgiler özel bir kamerayla algılanır. Bu bilgiler lazere gönderilerek planlanan tedavi uygulanır.
Topolyzer: Çok yüksek astigmatı olan kişilerde veya kornea tabakasında çeşitli hastalık ya da travmalara bağlı skar bulunan hastalarda tercih edilen ve kornea tabakasının görüntüsünün değerlendirilerek kişiye özel uygulanan bir lazer yöntemidir.
iLASIK ; günümüzün en yenilikçi lazer teknolojisi Intralase Bıçaksız Lazer, kişiye özel tedavi Wavefront ve göz tanıma sisteminin kombinasyonudur. iLASIK tamamen kişiye özeldir. Her şey kişisel görüş kalitesini temel alarak yapılmaktadır. iLASIK yönteminde kullanılan teknoloji son derece güvenilirdir.iLASIKiLASIK tedavisi uygulanan kişiler incelendiğinde 1 yıl sonraki klinik araştırmalar gösteriyor ki;Çalışmaya katılan tüm hastaların %95'ten fazlası sürüş testlerini gözlüksüz ve kontakt lenssiz geçebildi. Hafif ya da yüksek miyopik hastaların %98'i ve çalışmaya katılan tüm hastaların yaklaşık dörtte üçü gözlüksüz ve kontakt lenssiz %100 ya da daha iyi görüşe sahip oldu.Hafif ya da yüksek miyopisi olan hastalar, tedaviden önceki gece görüşleri ile karşılaştırıldığında 4 kat daha fazla memnun kaldılar.iLASIK uygulamasındaki ilk aşama "Kişiye Özel Tedavi Wavescan™" teknolojisini de içeren bazı testler sonucu görüşünüzün karakteristik özeliklerini belirlemektir. Wavescan sistemi görme kusurlarınızın 3 boyutlu haritasını çıkarır. Daha sonra kişiye özel tedavi (Advanced CustomVue™) işlemi ile bu haritadan alınan dijital bilgiler kullanılarak kişiye özel tedavi tasarlanır.
Göz tanıma sistemi: Gözün renkli olan iris tabakasındaki görüntüler kullanılarak kişinin ve gözün tanınmasına olanak veren, güvenlikte kullanılan bir sistemdir. Bu tedavinin gözde kullanılması sonucu; Lazer cihazı kişiyi ve gözleri tespit eder ve bilgiler doğru değilse tedaviyi başlatmaz. Ayrıca gözdeki dönem hareketini algılayarak kendisi de tedavi profilini döndürüp doğru yere, doğru lazer spotları koyarak özellikle astigmatlı hastalarda yüksek başarı sağlar.
Diğer lazer operasyonları: Intralase ve iLASIK operasyonları için göz yapısı uygun olmayan hastalarda güvenli olarak uygulanabilen yöntemler;
PRKPRK: Fleb kaldırmadan korneanın en üst hücre zarı olan epitelin uzaklaştırılmasından sonra lazerin uygulanmasıdır.
LASEK: Epitelin alkol yardımı ile bir fleb gibi kaldırılmasıdır. Lazer uygulandıktan sonra epitel yerine geri yayılır. Bu iki yüzey yönteminde son derece güvenli sonuçlar alınmakla birlikte hastalarda 2 -3 gün süresince yanma, batma, sulanma olabilmektedir. Görme ortalama 1 hafta 10 gün içinde netleşmektedir. Bu tedavi yöntemlerinde 3. ayda net sonuç alınabilmekle beraber hastalar bu süreç içinde günlük yaşantılarına devam edebilirler ve gözlük kullanmaları gerekmez.

Katarakt

Katarakt, göz bebeğinin arkasında bulunan ve görmeyi sağlayan doğal göz merceğinin saydamlığını kaybederek matlaşmasıdır. Başka bir deyişle görüşün, buğulanmış bir camın arkasından bakıyormuşçasına bozulmasıdır.Katarakt, orta yaş üstü kişilerde görülen bir göz hastalığı olmakla beraber; Yeni doğan bebeklerde, Şeker hastalarında, Göze gelen fiziksel darbeler sonrasında,Uzun süreli kortizonlu ilaç kullananlarda görülebilen bir göz hastalığıdır. Kataraktın belirtileri; Görmede yavaş yavaş azalma, Işığa hassasiyet (göz kamaşması), Çift görme, Okuma zorluğu, Gece görüşünde bozulma, Renklerde soluklaşma veya sararma, Gözlük numaralarının sık değişmesi, Katarakt, ilaçla veya gözlükle tedavi edilebilen bir rahatsızlık değildir. Kataraktın ilerlemesini durdurabilecek etkili bir yöntem yoktur ve oluşmuş bir kataraktın tek tedavisi ameliyattır. Modern tekniklerin gelişimi ile günümüzde katarakt operasyonları iğnesiz, narkozsuz, ağrısız yapılarak hasta aynı gün evine dönmektedir. Katarakt ameliyatında dikkat edilmesi gereken bazı önemli unsurlar vardır. Hekimin tecrübesi ve göz içine konulan merceğin kalitesi, ameliyatın başarısını doğrudan etkiler. Kalitesiz merceklerle yapılan bir ameliyat sonrasında gözde enfeksiyon ve farklı komplikasyonlar gelişebilir. Bu durum kısa bir süre sonra hastanın ikinci kez katarakt olma riskini de beraberinde getirir. Bu da hasta için ayrı bir ameliyat riski ve maddi külfet anlamına gelir.
Doğumsal Katarakt: Doğumsal katarakt (konjenital katarakt) doğumdan itibaren görülen, lensin tek veya çift taraflı olarak saydamlığını kaybetmesi ve opaklaşmasıdır. Doğuştan olan kataraktlar, annenin gebelik sırasında geçirdiği enfeksiyonlara, kullanılan ilaçlara bağlı olarak ortaya çıkabildiği gibi, hiçbir nedene bağlı olmadan da oluşabilmektedir. Bir göz bebeğinin diğerinden farklı renkte (beyaz) olması veya gözde kayma (şaşılık) olması, doğumsal kataraktın belirtisi olabilir. Bebeklerde bu belirtiler görüldüğü an, hiç zaman kaybetmeden göz uzmanına başvurulmalıdır. Doğumsal katarakt, görmeyi engelliyorsa ve özellikle tek taraflıysa, tanı konulur konulmaz ameliyat edilmelidir. Ameliyat zamanı konusunda göz uzmanı detaylı muayeneden sonra karar verir. Doğumsal kataraktlı gözde en önemli sorun göz tembelliğidir (ambliyobi). Göz tembelliğini yenebilmek için ameliyat, göz doktorunun önerisi doğrultusunda mümkün olan en kısa zamanda yapılmalıdır.

Tedavi Seçenekleri
Katarakt Tedavisi: Ameliyat esnasında göz damla yardımıyla bölgesel olarak uyuşturulur, bu şekilde ameliyat narkozsuz, iğnesiz, bıçaksız ve ağrısız olarak gerçekleştirilir. Bıçaksız katarakt ameliyatı olarak ta adlandırılan "Femtosaniye Lazer" adı verilen lazer teknolojisiyle ameliyatın en önemli aşamaları bıçak kullanılmadan yapılmaktadır. Bu yöntemle komplikasyon riskini önemli oranda düşer. Femtosaniye Lazerle katarakt ameliyatlarında hasta 15 dakikalık bir operasyon sonrasında evine gidebilmekte çok kısa sürede iyileşebilmekte ve günlük aktivitelerine hemen dönebilmektedir.
Femtosaniye Lazerle Bıçaksız Katarakt Tedavisi: "Femtosaniye Lazer" teknolojisi ile katarakt sorunu hem hekim hem de hasta açısından güvenli-konforlu şekilde tedaviye olanak sağlıyor. Aynı ameliyatla katarakt sorunundan kurtulurken aynı anda özel göz içi mercekleri implantasyonu ile de uzak ve yakın görme sorununa çözüm getirmek mümkün olabiliyor.
Katarakt cerrahisi bugün teknolojik olarak çok ilerlemesine rağmen ameliyatlarda ender de olsa insan elinin engelleyemediği bazı komplikasyonlar görülebilmektedir. Bu komplikasyonların oluşmaması için doktor deneyimi çok büyük önem taşımaktadır. Bugün, göz cerrahisinde bir devrim niteliği taşıyan lazerle katarakt tedavisi dönemi başlamıştır.Katarakt cerrahisinde insan eli ile yapılan birçok basamak Femtosaniye Lazer'in sahip olduğu özel görüntüleme teknikleri yardımı ile bilgisayar kontrollü olarak gerçekleştirilmektedir.
Uzak ve yakın görme bozukluklarında çok odaklı merceklerle tedavi olanağı: Katarakt tedavisinde komplikasyon riskini minimuma indiren ve ameliyat sırasında hastaya yüksek güvenlik eşlinde konfor sağlayan Femtosaniye Lazerle Bıçaksız Katarakt Tedavisinin diğer bir avantajı da ameliyatın en önemli aşaması olan yapay göz içi merceğinin yerleştiği yuvanın kusursuz olarak hazırlanmasıdır.Bu sayede yeni teknoloji, kataraktın yanı sıra miyop, hipermetrop ve astigmat gibi kırma kusuru olan hastalara da gelişmiş göz içi mercek yerleştirmesi ile uzak ve yakın gözlüklerine bağımlılığı azaltma seçeneği sunuyor.
Fako Yöntemi (Fakoemülsifikasyon Tekniği): Katarakt tedavisinde kullanılan diğer bir teknik ise FAKO tekniğidir. Bu teknik ile göz içine 2.2 mm'lik kesiden girilir. Bu derece küçük bir kesiden ancak çok deneyimli katarakt hekimleri ameliyat yapabilir. Katarakt ameliyatı sırasında özel bir sıvı olan "Viscoelastik jel" kullanılır. "Viscoelastik jel" ile doğal merceğin gözün diğer tabakalarından zarar verilmeden ayrılması sağlanır. Saydamlığını yitirmiş göz içi merceği ultrasonik ses dalgaları yayan özel bir cihazla göz içinde parçalanarak emilir. Yapay, katlanabilir bir mercek göze yerleştirilir. Kesi küçük olduğundan dikişe gerek duyulmaz. Enfeksiyon ihtimali sebebiyle iki gözün ameliyatı aynı gün yapılmaz. İki gözün ameliyatı arasındaki sürenin en erken 1 hafta olması önerilir.Katarakt tedavisi, mikrocerrahi gerektiren çok önemli bir ameliyattır; Ameliyatın başarısını, hekimin tecrübesi ve ameliyatın gerçekleştirildiği ameliyathane sterilizasyonu ve kullanılan malzeme kalite ve sterilizasyonu doğrudan etkiler.
Multifokal Göz İçi Lens Tedavisi
Bu tedavi yönteminde gözün içindeki mercek alınıp yerine birden fazla fokus kabiliyeti olan mercek konulmaktadır. Bu merceklerde çeşitli halkalar mevcuttur. Bu halkaların bir kısmı uzağı, bir kısmı da yakını görmeyi sağlar. Böylece görmeyi sağlayan gözdeki sarı noktanın üzerine hem uzaktaki hem de yakındaki görüntüler net olarak düşmektedir. Hastalar buna çok kısa sürede adapte olarak uzak ve yakın gözlüklerinden kurtulabilirler.Bu tedavi için hasta seçimi çok önemlidir. Hasta için uzağı mı yoksa yakını mı görmek önemli, buna dikkat edilmelidir. Hasta seçiminde diğer önemli bir konu ise hastanın pupil boyutlarıdır. Tedavinin bir diğer avantajı ise, katarakt ameliyatı olması gereken hastalarda aynı seansta hem kataraktı yok etmesi hem de uzak ve yakın görme problemine basitçe çözüm bulmuş olmasıdır.Hastanın öncelikle detaylı bir muayeneden geçilmesi gerekmektedir. Her hastanın gözü bu tip bir ameliyata uygun olmayabilir. Kataraktı olan hastaların mesleki konumu, yaşı, sosyal aktivitesi, okuma alışkanlığı, entelektüel düzeyi de hasta seçiminde önem taşımaktadır. Uygun hasta seçimi, uygun teknik, ameliyatın gerçekleştirildiği kurumun ve hekimin tecrübesi ve tabiî ki doğru mercek seçimiyle yapılacak bu ameliyatlarda yüksek başarı oranı görülmektedir.

Çocuk Göz Sağlığı

Çocuk Göz hastalıkları ile ilgili bilgi eksikliğinden kaynaklanan ihmaller sonucu çocuklarımız ileri yaşlarda tedavisi oldukça zorlaşan sorunlarla karşılaşabilirler. Pek çok önemli göz hastalığı küçük yaşlarda ortaya çıkar. Ancak erken teşhis ve doğru tedavi ile başarılı sonuçlar elde edilebilir.

0-16 yaş grubundaki çocukların gözlerini korumak için; İlk 1 Yıl , okula başlamadan önce, okul süresince düzenli göz muayenesi yapılması gereklidir. Ancak aşağıdaki belirtilerde vakit kaybetmeden çocuk göz hastalıkları alanında uzman bir göz hekimine (pediatrik oftalmolog) gidilmelidir. Bir gözü kısma ya da kapatma, siyah görünmesi gereken göz bebeğinde beyaz ya da puslu renk, Cisimleri sürekli gözüne yakın tutma, başını bir yana eğerek bakma, gözlerini sık sık ovuşturma, bir veya iki gözün içe veya dışa kayması, prematüre doğum, ailede göz tembelliği teşhisi, ailede göz bozukluğu.

Çocuklarda Göz Hastalıkları: bebeklerde Kornea HastalıklarıBebeklerde Kornea Hastalıkları, Göz Tembelliği, Glokom (Göz Tansiyonu), Göz Kapağı Hastalıkları, Göz Sulanması –( gözyaşı kanal tıkanıklığı), Gözde Çapaklanma ve Kanlanma, Prematüre Retinopatisi (ROP), Bebeklerde Göz Tümörleri, Renk Körlüğü, Nistagmus (İstem dışı göz hareketleri), Doğumsal Katarakt.

Tedavi Seçenekleri: Düzenli muayeneler sayesinde bir veya her iki gözde görme azlığı, buna neden olan hastalıklar ve şaşılık erken tespit edilebilir. İlk muayeneyi 1 yaşında yaptırmak oldukça önemlidir; Düşük göz kapağı, Nistagmus adı verilen istem dışı göz hareketleri de bu dönemde erken teşhis edilerek tedaviye başlanabilir. Katarakt, göz tansiyonu, retina problemleri gibi hastalıklara bu dönemde tanı konulması, geri dönüşü olmayan görme kayıplarını engelleyecektir. Katarakt veya gözün ağ tabakasındaki rahatsızlıklar 2-3 ay içinde kalıcı görme kaybı ve sonrasında yaşam boyu düzelmeyen göz titremelerine (nistagmus) neden olmaktadır. 6 ay -1 yaş arası muayene özellikle şaşılığın tespit ve tedavisi için son derece önemlidir. 6 aydan sonra devam eden kaymalar mutlaka tedavi gerektirir. Bu dönemde burun kökünün henüz gelişmemesine bağlı olarak gözlerde yalancı kayma denilen durum da görülebilir.

Keratokonu Nedir?

Keratokonus gözün saydam tabakasının yani korneanın ilerleyici miyop ve astigmat ile birlikte incelmesi ve sivrileşmesiyle oluşan bir hastalıktır. Genellikle ergenlik döneminde başlayan hastalıktan hastalar ancak 20'li yaşlarında haberdar olurlar. Hastalık 20–40 yaş arasında ilerleme gösterip 40'lı yaşlardan sonra durağan döneme girer. Kornea, gözün çok önemli bir kısmıdır. Işık göze kornea aracılığıyla girer; kornea ışınları kırarak veya odaklayarak net görmenizi sağlar. Keratokonusta, korneanın şekli değişir ve görme bozulur. Keratokonus araba kullanma, bilgisayarda yazı yazma, televizyon izleme veya okuma gibi bazı faaliyetleri güçleştirebilir.

Keratokonusun sebepleri nelerdir?
Keratokonus hastalığının nedeni tam olarak bilinememekle birlikte, gelişiminde genetik ve mekanik travmalar en önemli rolü oynar. Gözün kaşınması, sert kontakt lens kullanımı gibi çevresel faktörler de genetik yatkınlığı olan kişilerde bu hastalığın ilerlemesine sebep olabilir.
Hastalığın belirtileri nelerdir?
Gözde sürekli alerji / kaşıntı olması (hafif göz irritasyonu), Devamlı ilerleyen miyopi ve astigmatın olması, Gözlüğe rağmen net görememek, Işığa hassasiyetin artması, Göz kamaşması. Bu belirtiler keratokonus hastalığı riskinin yüksek oranda olduğunun habercisidir. Bu gibi durumlarda uzman bir hekime muayene olmakta yarar vardır. Çünkü keratokonus hastalığının erken tanı ve tedavisi, ileride ortaya çıkabilecek ciddi görme sorunlarının önlenmesi açısından büyük önem taşır.

Keratokonusta 2 problem esastır;
Görmede azalma : görmeyi artırmak için önce kontakt lens denenir. Hastalık ilerleyici seyrediyorsa stabilize edip kontakt lens uygulanmalıdır. Eğer hasta kontakt lens kullanamıyorsa halka tedavisi yapılır.
Hastalıkta ilerleme : İlerlemeyi durdurmak için CCL (Corneal Cross-Linking) + halka tedavisi uygulanır. Bu tedavi görmeyi artırmaz, sadece ilerlemeyi durdurur.

Tedavi Seçenekleri
Kontakt Lens: Keratokonus hastalığı olan hastalarda görme kalitesini arttırmak için kullanılabilecek araçlardan birincisi gözlüktür. Ancak keratokonuslu hastalarda problem korneanın şekil bozukluğu olduğu için gözlükle net bir görüş elde edilemeyebilir. Bu nedenle görme kalitesini arttırmak ve daha net bir görüntü elde etmek amacıyla gaz geçirgen lenslerden (kontakt lens) yararlanılır.
Gaz Geçirgen Lensler: Keratokonusta dikleşen korneanın yapısına özel olarak tasarlanmış gaz geçirgen lenslerden yararlanılır. Son teknolojilere göre sert gaz geçirgen lenslerde lensin göze uyma oranı çok yüksektir ve bu lenslerle oldukça kaliteli bir görüş ve konforlu bir kullanım mümkündür.
Piggy Back Lensler: Gaz geçirgen lenslerin hastada yeterli konforu sağlayamadığı durumlarda piggy back lenslerden yararlanılır. Hastaya biri yumuşak biri de sert lens olmak üzere iki lens üst üste uygulanarak lensin gözdeki konforu arttırılır.
Korneoscleral Lensler: Hem kornea hem de sclerayı kaplayan çok geniş tasarımlı olup, keratoplasti olması gereken ve normal keratokonus lenslerini tolore edemeyen hastalarda nadiren de olsa tercih edilen bir seçenektir.
Softperm Lensler: Nadiren ilerlememiş keratokonus olgularında ortası sert, kenarları yumuşak lenslerden (softperm) faydalanılabilir.
Kontakt lens kullanımı Keratokonus hastalarına görme kalitesini arttırmak için önerilir. Kontakt lens kullanımına rağmen keratokonus ilerlemeye devam edebilir. Bu nedenle kontakt lens kullanan hastaların çok iyi takip edilmesi gerekmektedir. Hastaların takip süresinde hastalığın ilerlediği anlaşılıyorsa Corneal Cross-Linking (CCL) tedavisi uygulanır.
CCL (Corneal Cross-Linking) Tedavi Yöntemi
Riboflavin (B2 vit) Damlatılması: İşlem öncesi topikal anestezik damla ile göz uyuşturulur. Topikal anestezik damla sonrasında künt bir spatül ile kornea epiteli mekanik olarak kaldırılır. Riboflavin solüsyonu epiteli kaldırılmış kornea üzerine 5 dakika ara ile 2'şer damla 30 dakika boyunca damlatılır.
UV Işığın Uygulanışı: 30 dakika sonrasında hasta biomikroskoba oturtulur. Ön kamarada riboflavin floresansı görüldükten sonra hasta tekrar ameliyathaneye alınır. 370 nm UV kornea yüzeyinden 4-5cm uzaklıkta yaklaşık 7 mm'lik bir alanda 30 dakika uygulanır. UV tatbiki sırasında her 5 dakikada bir 2'şer damla Riboflavin damlatılır. İşlem sonrasında göze bandaj kontakt lens takılır, göz kapatılmaz.
UV Cross-Linking (Moleküler düzeyde çapraz bağlanma) Tedavisi: UV – Cross-Linking ameliyatı, UVA ışığı ve Riboflavin kullanılarak korneanın kollajen moleküllerine etki edip, kornea mekaniğini arttırarak keratokonus hastalığındaki ilerlemeyi durdurabilir. Ameliyat Öncesindeki Tetkik ve Muayeneler: Gözlüklü ve gözlüksüz görme düzeyi, Damlalı ve damlasız refraksiyon kusuru, Kornea topografisi (Orbscan II, Oculus Topografi), Kornea kalınlığı (Sonogage 50Hz), Endotel sayımı (Specular Mikroskop, Conan), Fundus muayenesi
Kornea İçi Halkalar (Intacs, Keraring, Ferrara Ring): Kornea halkanın özellikleri; Şeffaf, Micro boyutta, Düzeltilmesi gereken dioptri miktarına göre kalınlığı değişen, Gözün kornea dokusu içerisine yerleştirilen, Yarım ay şeklinde ve 2 parçadan oluşan özel aparatlardır, Bu halkalar dışarıdan bakıldığında fark edilmez ve en önemlisi kontakt lens gibi hissedilmez. İstenildiği zaman kolayca çıkarılabilen halkalar, görme merkezine yerleştirilmediğinden görmeyi etkileyecek herhangi bir kalıcı iz bırakmaz. Değişik kalınlıkta tipleri olan halkalar, keratokonus hastalığının derecesine göre tercih edilerek yerleştirilir. Intacs kornea dokusunun içine yerleştirildiğinde, Keratokonus hastalığının korneada sebep olduğu sivriliği/ bombeyi tıpkı bir kasnak gibi korneayı gererek yok eder. Bu arada kişinin miyopisinde de düzelme meydana gelir. Gözün içerisine yerleştirilen intacs saydam olup göz dokunuzla uyumlu bir şekilde ömür boyu sorun çıkarmadan kalacak ayrıca istenildiğinde geri çıkartılabilecek bir malzemedir. Ameliyat sonrası dışarıdan bakıldığında görünmez ve gözde varlığı hissedilmez.

Halka Çeşitleri Nelerdir?
Dünyada şu anda kullanımda olan iki tip halka bulunmaktadır: INTACS (Addition Technology): 7mm çapında bir halkalar, hekzagonel yapıda. KERARING / FERRARA RING (Mediphacos/AJO Company): 5mm çapında halkalar, üçgen prizma yapıda.

Retina

Retina, göz küresinin arka duvarını bir duvar kağıdı gibi kaplayan ve görme hücrelerinden oluşan ağ tabakasıdır. Retinada oluşan hastalıklar doğrudan görme duyumuzu tehdit eder.

Retina hastalıklarına örnek verilebilir:Şeker ve hipertansiyon hastalığına bağlı kanamalar, Retina damar tıkanmaları, Retina dekolmanları / yırtıkları, Sarı nokta hastalığı, Doğumsal retina hastalıkları, Retina altında sıvı birikmesi, retina ödemi, Göz içine giren yabancı cisimler, Makula delikleri, Vitreoretinal yüzey bozuklukları, Retina tümörleri.

Retina hastalığının belirtileri:Ani veya yavaş görme kaybı, Kırık-eğri görme, Işık çakmaları, Göz önünde uçuşan koyu cisimler (uçuşan sinekler), Görüşün perdelenmesi, Gelip geçici ve kısa süreli görme kaybı, Görüş alanında karanlık bölgeler oluşması,

Şeker ve hipertansiyonun retinaya olumsuz etkileri: Diyabetik RetinopatiŞeker ve hipertansiyon hastalıkları vücudun tüm sistemlerini olumsuz etkiler ve ilk olarak en büyük olumsuz etkiyi gözde meydana getirir. Bu hastalıklar sonucu retinada damar genişlemeleri ve geçirgenlik bozuklukları ortaya çıkar.

Retina Hastalıklarının Tedavisi: Retinada erken teşhis, koruyucu medikal tedavi ve geç kalınmadan yapılacak doğru cerrahi müdahale hayati önem taşımaktadır. Retina operasyonları, göz içi mikro cerrahi ameliyatları için özel eğitimli bir ekibin yanı sıra eksiksiz bir cihaz ve alet zinciri desteği ile gerçekleştirilmektedir.

Retina Dekolmanı: Retinada oluşan yırtık veya delikler yüzünden gelişir. En sık, yüksek miyop hastalarında görülür. Orta yaş ve üzerinde daha sık olmak üzere her yaşta ortaya çıkabilir.Retina tabakası gözün ön-arka çapı arttıkça gerilir ve üzerindeki gerilme alanı incelmeye ve bozulmaya başlar. Bazı ailesel veya dejeneratif hastalıklarda ve enfeksiyonlarda da retina çevresinde yer yer incelme ve bozulmalar oluşabilir. Bu arada aynı sebeplerle vitreus jeli de homojenliğini kaybetmeye ve bozulmaya başlar, jel kıvamı değişir ve yavaş yavaş retinadan ayrılır. Bu ayrılmaya vitreus dekolmanı denir. Bu arada büzülen ve yer yer opaklaşan vitreus dokusu gözün içinde görme aksından geçtikçe, kişi tarafından gözün önünde uçuşan sinek veya sis perdesi olarak algılanır. Retina dekolmanı acil olarak tedavi edilmezse, kısmi veya tam görme kaybına neden olabilir.
Retina Dekolmanı Sebep ve Belirtiler Retina DekolmanıRetina hastalıkları tedavi edilmediği takdirde kalıcı körlükle sonuçlanabilmektedir. Işık çakması, sinek uçuşması, ani görme kaybı gibi belirtiler, Retina Dekolmanı gibi önemli bir retina hastalığının habercisi olabilir. Tedavisinde erken teşhis, detaylı muayene, zamanında ve en önemlisi doğru tedavi ile görme kaybına varabilecek sonuçları engellemek mümkündür. Retina ameliyatları büyük sterilizasyon önlemleri ile yüksek teknolojinin kullanılmasını gerektiren, aksi takdirde sonucu görme kaybına varabilecek önemli bir ameliyatlardır. Makula (gözün görme merkezi) altındaki dokudan ayrılınca merkezi görme kaybolur. Uzun süreli dekolmanlarda göz içi dengeler bozulur ve göz küresi küçülmeye başlar. Göze gelen ani, şiddetli veya delici darbeler, dekolman sebebi olabilirler. Diabet ve bazı dejeneratif hastalıklarda vitreusta retinayı çeken bantlar oluşarak traksiyona bağlı dekolmanlar gelişebilir. Nadiren dekolman bazı enfeksiyon, tümör veya özellikle hamilelikte ortaya çıkan tansiyon krizlerinde, gözde hiç yırtık olmadan da gelişebilir.

Diyabet ve Göz: Diyabet, kan şekeri yüksekliği ile seyreden hayat boyu süren ve dikkatle izlenmesi gereken bir metabolizma hastalığıdır. İyi kontrol ve takip edilmeyen diyabet, kan şekerinin yükselmesine, uzun dönemde kalp, böbrek, sinir hücreleri ve gözde hasara neden olur.
Retina Dekolmanı Sebep ve Belirtiler . Diyabet ve göz arasındaki ilişki önemlidir. Diyabette göz sorunları geçici görme bozukluklarından, çift görmeye, takip ve tedavi edilmediği takdirde kalıcı görme kaybına kadar gidebilir. Düzensiz giden kan şekeri gözlük numaralarında geçici değişikliklere neden olur. Diyabetli hastalarda en sık karşılaşılan göz sorunu "diyabetik retinopati"dir. Diyabetik retinopati günümüzde gelişmiş ülkelerde dahi 20-65 yaş grubunda önde gelen körlük nedenlerindendir. Fakat düzenli takip ve tedavi ile önlenebilen bir durumdur.

Kimler Diyabetik Retinopati Açısından Risk Altındadır?
Diyabetik retinopati tip 1 ve tip 2 diyabetli hastalarda görülmektedir. Diyabetik süresi uzadıkça diyabetik retinopati görülme riski de artar. Diyabet süresi 15 yıl üzerinde olanların yaklaşık %75'inde, yani 4 hastadan 3'ünde diyabetik retinopati saptanır. Diyabetik retinopati hastalığının riski, diyabet süresinin yanı sıra glisemik kontrol, hipertansiyon, kan yağlarının yüksekliği, böbrek bozukluğu (diyabetik nefropati) ve gebelik varlığından etkilenmektedir.

Diyabetli Hastalarda Göz Muayenesinin Önemi: Diyabetik retinopati diyabetin uzun dönem organ hasarlarındandır. Göz dibinde ilk lezyonlar diyabet başlangıcından yaklaşık 5 yıl sonra görülmeye başlar. Ancak tip 2 diyabet sinsi başlangıçlı olduğundan hastada diyabet başlangıcı tanı konmasından yıllar öncesi olabilir. Bu nedenle tip 2 diyabetli hastalarda tanı konduğunda ilk göz muayenesinin hemen yapılması gerekmektedir. Çeşitli çalışmalarda rakamlar değişse de, yeni tanı konan tip 2 diyabetli hastaların %20'sinde diyabetik retinopatinin başlamış olduğu saptanabilmektedir. Tip 1 diyabet tanısı hastalık yeni başladığında konulmaktadır. Bu nedenle tip 1 diyabetlilerde diyabetik retinopati taranılması amacıyla yapılacak ilk göz muayenesi tanı konduğundan itibaren ilk 5 yıl içerisinde yapılmalıdır. Hastanın hiçbir şikayeti olmasa bile yılda bir kez göz dibi muayenesi tekrarlanmalıdır. Diyabetik retinopati saptananlarda ya da gebelik gibi özel durumlarda takip aralığı daha kısadır. Göz dibi muayenesi, ışık kaynağı ve özel lenslerle küre şeklindeki gözün iç duvarı retinanın incelenmesidir. Gözbebeği ışıkta ufaldığından hastanın gözüne gözbebeğini genişletici bir damla damlatılarak uygulanır. Gerektiğinde ek testler uygulanır. Diyabetlilerde katarakt hastalığına daha sık ve daha erken yaşlarda rastlanır. Ancak hastanın görmesini etkileyecek başka bir göz sorunu yoksa katarakt ameliyatı sonrasında hasta eski göz sağlığına kavuşur.

Diyabetik Retinopati Nedir?Diyabetik RetinopatiŞeker hastalığına bağlı körlüğün en sık görülen nedeni "Diyabetik Retinopati"dir.Diyabet, insülin salınımı veya insülün etkisinin yetersizliği sonucu kan şekerinin artmasıyla kendini gösteren metabolik bir hastalıktır. Diyabet, gözün özellikle sinir tabakasını (retina veya ağ tabaka) ve bu tabakadaki kılcal damarları etkileyerek çalışmasını bozmakta ve görme kayıplarına yol açmaktadır. Şeker hastalığına bağlı retina bozukluklarına diyabetik retinopati adı verilmektedir. Şeker hastalarında, gençlerde buluğ çağından itibaren, 30 yaşından sonra ortaya çıkan bireylerde ise teşhis konulduğunda mutlaka göz muayenesi yapılmalıdır. Şeker hastalarında retina normal ise yılda bir kez muayene yapılmalıdır. Retinopati başladığında ise takip süresi 3 - 4 aylık sürelere indirilebilir.
Diyabetik Retinopatinin Sebepleri: Diyabetik retinopatinin meydana gelmesinde rol oynayan risk faktörlerinin başında şeker hastalığının süresi gelmektedir. Özellikle diyabet tanısından itibaren 10 yıllık süreden sonra retinopati görülme sıklığı artmaktadır. Tip 1 veya insüline bağımlı genç diyabetiklerde ergenlik çağından sonra retinopati görülme sıklığı yaş ile ilgili olarak artmaktadır. Kan şekeri kontrolü önemli bir faktördür. Kan şekerinin düzensiz seyretmesi ani kan şekeri yükselme ve düşmeleri retinanın bozulmasını, hastalığın ilerlemesini kolaylaştırmaktadır. Gebelik, hipertansiyon, kan yağlarının yüksekliği, böbrek hastalığı retinopatiyi ağırlaştıran diğer faktörlerdir. Şeker hastalığı retinadaki kılcal damarların yapısını bozmakta, hücre kaybına yol açarak damar geçirgenliğinin bozulmasına, sarı nokta bölgesinde sıvı ve yağlı maddelerin birikmesine ve beraberinde kılcal damarların tıkanarak beslenmeyen alanların ortaya çıkmasına neden olur. Retinada kendiliğinden kanayabilen yeni damarlar oluşur. Retinanın önünde ve içinde oluşan kanamalar gözün arka boşluğuna sızabilir. Retinada damarlı zarlar oluşur ve sonuçta ciddi görme kayıpları, ağrılı göz tansiyonu yükselmelerine neden olur.

Sarı nokta (makula dejenerasyonu): Sarı nokta (makula dejenerasyonu) hastalığı, merkezi görmeden sorumlu bir retina hastalığıdır. Toplumda 55 yaşından sonra oldukça sık görülür ve ilerlemesi halinde görme kaybına yol açabilir.

Sarı nokta hastalığı kimlerde görülür?
Sigara kullananlar, 55 yaşın üstündeki kişiler, Kalıtımsal risk taşıyanlar

Risk faktörleri: Yaşa-bağlı sarı nokta hastalığının esas risk etkenleri, kişinin yaşı ve kalıtımsal özellikleridir. Diğer risk etkenleri ise hipertansiyon, sigara, beslenme şekli, lipid - kolesterol yüksekliği, güneş ışığına uzun süre maruz kalma ve şişmanlıktır.

Hastalığın belirtileri : Görme kaybı, Cisimleri, çizgileri eğri veya kırık görme, Göz önünde karartılar, Görme kalitesinde bozulma, Renk görmede bozukluklar. Yaşa bağlı ve kalıtımsal etkenleri ortadan kaldırmak mümkün değildir. Fakat diğer risk etkenleri kontrol edilebilir. Hipertansiyon varsa regüle edilebilir. Sigara içiliyorsa bırakılması gerekir. Güneş için filtreli güneş gözlüğü takılması gerekir. Beslenmede ise Akdeniz diyeti önerilir. Tereyağı, kırmızı et ve kolesterol içeren yiyeceklerden uzak durulması önerilir.

Hastalığın kaç tipi vardır ve sonuçları: Hastalığın kuru ve yaş tip olmak üzere iki tipi bulunmaktadır. Kuru tip %90 oranında, yaş tipi ise %10 oranında görülür. Fakat görme kaybına yol açması yüzünden yaş tipte erken teşhis daha büyük önem taşır. Kuru tipe oranla daha hızlı ilerleyen hastalık, ani görme kaybı ile birlikte renkli görmenin ve kontrast hassasiyetinin bozulmasına, zamanla retina ve makulada oluşan yeni damarlarda kanama yapması sonucu körlüğe sebep olur.

Sarı nokta hastalığının tedavisi: Makula Dejenerasyonu (Sarı Nokta)Kuru tipte koruyucu tedavi, yaş tipte ise göz içine iğne tedavisi ve fotodinamik tedavi uygulanır. Koruyucu tedavide anti-oksidan A, C, E vitaminleri, lutein ve çinko kullanılır. Göz içine iğne tedavisi yöntemi damla ile uyuşturularak yapılır. Bu uygulama sırasında hasta herhangi bir ağrı hissetmez. Fotodinamik tedavide ise önce toplardamardan özel bileşimde verteporfin adında bir ilaç verilerek, düşük şiddette bir lazer uygulanır.

Sarı nokta tedavisinde uygulanan ilaç enjeksiyonu: Göz içine iğne tedavisinde bir çeşit protein (anti-VEGF antikoru) kullanılır. 75 - 85 yaş arası her üç kişiden birinde görülen sarı nokta hastalığının yaş tipinin tedavisinde göz içine iğneli enjekte yöntemi ile uygulanan, anti-VEGF ilaçları FDA tarafından onaylıdır. Tedavi süresince kullanılan anti-VEGF ilacı, göz arkasındaki göz hücreleri tarafından hastalık durumunda salgılanan ve yeni damar oluşturan proteini engelleyerek görme kaybını önler. 4 - 6 hafta aralıklarla göz içine enjekte edilen ilaç, sarı noktadaki yeni damar gelişimini durdurmakta ve hastanın şikayetlerini büyük ölçüde azaltmaktadır. Enjeksiyon en az 3 kez uygulanır; ancak daha fazla uygulanan hastalar da vardır. Enjeksiyon aralıkları hastanın tedaviye verdiği cevaba göre 4 - 6 hafta arasında değişmektedir.Sarı nokta tedavi edilmez ise görme %95 oranında azalır ve sonucu görme kaybıdır. Görme yasal olarak körlük sayılabilir bir seviyeye iner ve hastalar baktığı noktayı göremez hale gelirler. Örneğin kişi karşısında duran bir şahsın yüzünü göremez ama kolunu ya da bacağını görebilir. Bu tür hastalar tek başına sokağa pek çıkamazlar, evde kendi işlerini görebilirler; ancak çoğu işlerinde başkalarının yardımına ihtiyaç duyarlar. Göremedikleri için okuyamaz, yazamaz, televizyon izleyemez ya da araba kullanamazlar.

POP

Prematüre Retinopatisi Nedir?

Prematüre Retinopatisi erken doğan bebeklerin gözlerinde görülen en önemli sağlık sorunlarından biri olarak tanımlanmaktadır. Bebeklerin gözlerindeki damarlar, doğuncaya kadar gelişir. Erken doğan bebeklerde bu gelişme tamamlanmadığı için doğduktan sonra da devam eder. Prematüre bebekleri yaşatmak için yüksek konsantrasyonlarda verilen oksijen, gözdeki damarların anormal gelişmesine sebep olur. Bunun sonucunda ise damarlanması tamamlanmamış bebeklerin retinalarında kısaca ROP olarak tabir edilen, Prematüre Retinopatisi hastalığı meydana gelir. Erken dönemde tedavi edilmezse her iki gözde de körlüğe neden olur. Bu nedenle erken doğan bebeklerin muhakkak göz doktoru kontrolünden geçmesi gerekmektedir

Prematüre Retinopatisi En Çok Hangi Bebeklerde Görülür?

Normal bir gebelik 40 hafta ya da 280 gün sürer. Eğer 37 hafta tamamlanmadan önce doğum gerçekleşirse bebek prematüre kabul edilir. 2.500 gramdan az doğan bebeklere ise düşük doğum ağırlıklı bebek denir. Bu bebeklerin üçte ikisi prematüredir.Prematüre Retinopatisi'nin en sık görüldüğü grup 1.000 gramın altında doğanlardır. Bu nedenle 1500 gramın altında ve 32'inci haftadan önce doğmuş tüm bebeklerin mutlaka ROP muayenesinin yapılması gerekmektedir. Yeni doğan bebekler konusunda ROP'un erken tanısı ve tedavisi uzmanlaşmış çocuk doktorları ve oftalmalogların birlikte çalışması ile mümkündür. Ayrıca, bebeklerde rastlanan akciğer, kalp damar rahatsızlıkları, ağır enfeksiyonlar ve beyinde yaşanabilecek problemler de retinopati riskini arttırmaktadır. Erken teşhiste tedavisi olup, geç kalındığı zaman her iki gözde de körlüğe yol açar.

Bebeklerin Göz Muayenesi Ne Zaman Yapılmalıdır?

Doğumdan sonra 4-6 hafta arasında mutlaka göz muayenesinin yapılması gerekmektedir. Hafiften ağıra doğru beş evresi bulunan ROP tedavisinde başarı, hastalığın evresiyle ilintilidir. İlk iki evresinde takip yeterli olup, üçüncü evreden itibaren ise lazer ve krio tedavisine başlanılması gerekmektedir. Çünkü hastalık en iyi sonucu üçüncü evrede veriyor. Dördüncü ve beşinci evrelerde yapılması zorunlu cerrahi müdahalede ise başarılı sonuç elde edilmiyor. Yeni doğan tüm bebeklerin ilk bir ay içinde göz muayenesinin yapılması sadece ROP değil, birçok göz hastalığı, göz tansiyonu, göz tembelliği, gözyaşı kanalı tıkanıklığı ve şaşılık gibi zamanında tanısının konması ve başarılı tedavi olanağını sağlaması açısından da önemlidir.

Göz Kapağı Hastalıkları

Arpacık

Göz enfeksiyonlarından biridir. Hastalık, 1-2 gün içerisinde oluşur. Gözde batma ve gözkapağındaki gerilmelerle beraber kendini gösterir. Erken teşhiste damlalar, antibiyotikler ve merhemler arpacık oluşumunun önüne geçebilirken, tanıların genelde 1-2 günü aşması nedeniyle, hastalık daha geç düzelmektedir. İleri hastalık durumları, şalazyon ve blefarit'tir.

Göz kapağı düşüklüğü: Üst göz kapağının olması gerekenden daha düşük olmasıdır. Üst ve alt göz kapağı arasındaki aralık, kişiler arasında değişiklik göstermektedir. Tedavisi genel olarak cerrahidir. Cerrahide uygulanacak olan yöntem, göz kapağının muayenesi sonucu belirlenir.

Kirpik batması (Trikiyazis, Distikiyazis): Kirpik batması doğuştan (distikiyazis) veya bazı göz kapağı hastalıklarından sonra, kapak kenarının (entropion) ya da sadece kirpiklerin (trikiyazis) içeri doğru dönmesi sonucunda oluşur. Tedavisi cerrahidir.

Göz kapağı tümörleri: Gözkapağı ve çevresinde görülen tümörlerin çoğunluğu iyi huylu tümörlerdir. Göz kapağında iyileşmeyen yaralar ortaya çıktığında, mutlaka göz doktoruna başvurup, bunun kötü huylu bir tümör olup olmadığının öğrenilmesi gerekir. Tedavisi cerrahidir.

Göz kapağı yaralanmaları: Göz kapaklarında fiziksel (trafik kazaları, yaralanmalar vs) veya kimyasal (çamaşır suyu, tuz ruhu, deterjan, kireç vs) etkenlerle yaralanmalar olabilir. Erken dönemden itibaren uygun tedavi yapılmaz ise ciddi görme ve şekil bozuklukları oluşabilir.

Yaşa bağlı göz kapağı değişiklikleri: Yaşlanma ile oluşabileceği gibi genç olan kişilerde de ailesel olarak da görülebilir. Kaş ve göz kapaklarında düşme, alt göz kapağında içe veya dışa dönme, göz çevresinde torbalanmalar veya çöküklükler ile kırışıklıklar oluşur. Tedavisi cerrahidir.

Yüz felci (Fasiyal paralizi): Kaş, göz kapakları ve yüzün hareketlerini sağlayan sinirin herhangi bir nedenle çalışmaması sonucunda yüz felci oluşur. Geçici felç durumunda gözü korumak amacı ile tıbbi tedavi uygulanır. Kalıcı felçte ise farklı cerrahi tedaviler uygulanmaktadır.

Göz kapağının doğuştan bozuklukları: Göz kapağının doğuştan bozuklukları arasında en sık görülen kapak düşüklüğüdür (ptozis). Bunun dışında göz kapağında yapışıklık (ankiloblefaron), kapak kenarında içe (entropion) veya dışa dönme (ektropion), göz kapağının eksik oluşması (kolobom), fazladan kirpik sırası (distikiyazis) gibi kapak bozuklukları olabilir.

İstemsiz göz kasılması (Blefarospazm): Sebebi bilinmeyen göz etrafındaki kasılmalardır. Orta ve ileri yaşlarda görülür. Bazı hastalar spazmlar sonucu gözlerini kullanamaz ve günlük hayatlarını çok etkilemektedir. Tedavisi ilaçlı yada duruma göre cerrahidir.

Göz kapağının içe dönmesi (Entropion): Genellikle alt göz kapağında oluşan entropion, göz kapağının içe dönmesi ile oluşur. Göz kapağı kenarının içe dönmesi, doğuştan olabileceği gibi sonradan da gelişebilir. Tedavisi cerrahidir.

Göz kapağının dışa dönmesi (Ektropion): Göz kapağı kenarının dışa doğru dönmesi genellikle yaşlanma sonucu oluşur. Ayrıca doğuştan, göz kapağını kapatan sinirin felci (yüz felci) ve yaralanmalar sonrası da gelişebilir. Tedavisi cerrahidir.

Gözyaşı Sistemi Hastalıkları

Göz kuruluğu: Göz kuruluğu, gözyaşı yetersizliğinin şiddetine göre değişen belirtiler vermektedir. Bunlar zaman zaman ortaya çıkan hafif yanma, sulanma ve kızarıklık gibi ufak tefek şikayetlerden başlayarak görme ve yaşam kalitesini ciddi derecede bozacak kadar ağır olabilir. Tedavide hafif vakalarda eksiği yerine koyma prensibine göre, suni gözyaşı damlaları kullanılır. Ağır göz kuruluğu daha farklı ve ciddi tedaviler gerektirmektedir.

Sonradan gelişen gözyaşı kanalı tıkanıklıkları: Doğuştan olmayan gözyaşı kanalı tıkanıklığının çoğunlukla sebebi belli değildir. Tıkanıklığın yeri, gözyaşı kesesi ile kanalın birleşim yerindedir. Kadınlarda daha sık görülmektedir. Tedavi cerrahidir.

Doğuştan gözyaşı kanalı tıkanıklıkları: Gözyaşı boşaltım yolları doğumdan sonra da gelişmeye devam eder. Bebeklerin bir kısmında doğumdan sonra kanalın gelişimi tamamlanamadığında gözde sulanma, çapaklanma gibi belirtilerle görülebilir. Hastanın durumuna göre farklı tedaviler gerekmektedir.

Gözyaşı sistemi tümörleri: Gözyaşı bezi tümörleri, boşaltım sistemi tümörlerinden daha sık görülür. Yetişkinlerde daha sıktır. Tedavisi tümörün cinsine göre değişmektedir.

Göz yaşarması: Göz yaşarması, ya gözyaşı üretiminin fazlalığından ya da boşaltımının yavaşlaması veya durmasından kaynaklanır. Gözyaşı üretiminin artışı çeşitli sebeplerle ortaya çıkar. Buna etken olan durum ortadan kalktığında yaşarma da kaybolacaktır.

Gözyaşı yolları yaralanmaları: Genellikle göz kapağı yaralanmaları ile birlikte görülür. Erken ve uygun tedavi edilmediği takdirde gözyaşı yollarında kalıcı tıkanma, sürekli sulanma ve çapaklanmaya neden olabilir. Göz doktoru tarafından görülmesi ve travmanın gözyaşı yollarındaki oluşturduğu bozukluğun düzeltilmesi gerekir.

Protez Göz Sorunları

Enükleasyon - Eviserasyon: Hastalık, yaralanma vs. sebebi ile artık iş görmez hale gelen, gözün bütünü ile alınması işlemine "enükleasyon" denir. Gözü hareket ettiren kaslar yerinde bırakılır. Kaybolan hacmi telafi etmek için tercihen bir bilye (implant) yerleştirilir. Gözün alınması gerektiğinde uygulanan tekniklerden biri de "eviserasyon"dur. Burada "sklera" dediğimiz ve gözün dış kısmını oluşturan sert, beyaz tabaka yerinde bırakılır ve göz içindeki hastalıklı dokular temizlenir.

Ekzenterasyon: Göz kapaklarından, gözden veya orbita içinden kaynaklanan ve çevre dokulara yayılan kötü huylu göz tümörlerinin tedavisinde kullanılan bir cerrahi yöntemdir.

Göz protezleri: Göz protezleri, enükleasyon veya eviserasyon gibi bir ameliyattan sonra, doğuştan göz yokluklarında ve ciddi göz küçüklüklerinde uygulanan, diğer gözü taklit ederek yüzde simetriyi sağlayan cihazlardır. Başlıca cam ve akrilikten (bir plastik türü) yapılırlar.

Hareketli göz protezleri: Enükleasyon veya eviserasyon ameliyatı sonrası bilye (implant) koymak protez hareketini artıran bir işlemdir.

Daralmış soket: Göz kapaklarının arkasında protezin yerleştirildiği ve konjonktiva denen zar ile örtülü yuvaya "soket" denir.

Göz İçi Mercek Tedavisi

Ameliyatta Kullanılan Mercekler:

Standart IOL: Gözü lazer tedavisine uygun olmayan ama gözlüklerinden kurtulmak isteyen yüksek miyop ve hipermetrop görme kusuru olan hastalara refraktif lens değişimi (şeffaf lens değişimi) ameliyatı yapılır. Bu ameliyattan sonra, uzağı gözlüksüz net görenlerin yakın için gözlük kullanmaları gerekebilir.

Multifocal IOL: Bu lenslerin en önemli özelliği yakın ve uzak gözlük ihtiyacının aynı anda ortadan kaldırılmasıdır. Bu yöntem günümüzde yakın ve uzakta iyi bir görme sağlamaya uygun olan tek yöntemdir.

Toric IOL: Astigmatı olan hastalarda yüksek başarı için kişiye özel olarak dizayn edilen Toric lensler kullanılmaktadır.

Fakik-IOL Nedir?
Fakik-IOL yüksek miyop ve hipermetroplarda kesin ve güvenilir sonuçları olan bir yöntemdir. Dünyagöz Hastanesi'nde Fakik-IOL ameliyatı dünyanın en kaliteli göz içi lensleri kullanılarak, bu konuda uzman hekimler tarafından yapılmaktadır.Göz yapısı lazer tedavisine uygun olmayan (örneğin; kornea kalınlığı ince olan) yüksek miyop ve hipermetrop gözlerin gözlük ya da lens kullanmadan net bir görüşe sahip olması Fakik-IOL ameliyatı ile mümkün olabilmektedir.Gözün içerisine yapay numaralı bir lens yerleştirilmesi prensibine dayanan bu yöntem, kimi zaman LASIK operasyonuyla kombine olarak da uygulanmaktadır. Ayrıca 7 diyoptriden 25 diyoptriye kadar miyoplar, 5 diyoptriden 13 diyoptriye kadar hipermetroplar tedavi edilebilmektedir.

Fakik-IOL Kimlere yapılabilir?
Fakik-IOL ameliyatı 18 yaşından büyük olup gözünde, glokom(göz tansiyonu), belli başlı retina hastalıkları ve kataraktı olmayan kişilere yapılır. Bu tedavinin sizin göz yapınıza uygulanıp uygulanamayacağı kesin kararı ise yine yapılacak detaylı göz muayenesinde kırma kusurunuzun derecesi, göz bebeğinizin karanlıkta kaç mm çapa sahip olduğunun belirlenmesinin yanı sıra kornea dokunuzun özel tetkiklerle incelenmesi sonucunda verilmektedir.

Fakik-IOL Ameliyat Tekniği: Fakik-IOL ameliyatı bir göz için yaklaşık 20 dakika sürer ve hasta anestezi altında olduğundan hiçbir şey hissetmez. Her iki göz arada en az 7 gün fark olacak şekilde sırayla ameliyat edilir ve ameliyatlı göz sadece 1 gün bandajlı kalır. Ertesi gün bandaj açılır ve kişi gözlük ya da lensi olmadığı halde günlük normal yaşantısına dönebilecek kadar net görmeye başlar. Görme düzeyinin tam olarak sabit hale gelmesi yaklaşık 4 ila 6 hafta arasındadır.Gözün içerisine yerleştirilen lens saydam olup göz dokusuyla uyumlu bir şekilde ömür boyu sorun çıkarmadan kalacak bir malzemedir. Göze yerleştirilen bu lensler ameliyat sonrası dışarıdan bakıldığında görülemez ve hasta tarafından gözde varlığı hissedilmez.

Presbiyopi

Presbiyopi Nedir?PresbiyopiPresbiyopi, 40 yaşın üzerindeki kişilerde yaşa bağlı olarak oluşan yakını görememe sorunudur. Gözlerimizin içindeki mercek şekil değiştirebilen bir yapıya sahiptir. Bu mercek bu özel yeteneği sayesinde cisimler yakına geldiğinde, şişerek şeklini değiştirebilir ve görme kalitesini arttırır. Yakın görme bu şekilde gerçekleşmektedir. 40 yaşından sonra göz bu yeteneğini yavaş yavaş kaybetmeye başlamaktadır.

Presbiyopi Neden Oluşur?Presbiyopi Neden Oluşur?Uzaktaki bir cismin yakına gelmesiyle beyne ulaşan uyarı değerlendirilerek göze iletilir. Burada gözün "silier cisim" denen bölgesinde kasların kasılıp gevşemesiyle buna bağlı lifler gerilmekte ya da gevşemektedir. Liflerin bu hareketi, lensin incelerek ya da kalınlaşarak kırıcılığının artmasına neden olur. Göz yaşa bağlı olarak bu yeteneğini kaybeder. Kesin olarak ispatlanmamış olsa da bu yeteneğin yaşa bağlı olarak kaybedilmesi ile ilgili en yakın teori hücre yaşlanması teorisidir. Bu teori de yaşlılığa bağlı olarak saçımızın beyazlaması gibi göz hücrelerimizin bu yeteneğini kaybetmesidir. Bu yüzden bu sorun patolojik bir sorun olarak değil fizyolojik bir yaşlanma olarak değerlendirilir. Presbiyopi yıllara göre her insanda son derece standart bir şekilde artmaktadır. 40 yaşından sonra her 10 yılda bir, +1 numara büyüme gösterir. 50 yasında +2, 60 yaşında ise +3 numara büyümüş olur. Ama burada ilginç bir durum söz konusudur. Örneğin gözümüz -2 ise 40 yaşında buna +1 eklenir. Bu durumda yakını görmek için -1 numaraya ihtiyaç duyarsınız. 50 yaşına geldiğinizde ise uzak için -2 numaraya ihtiyaç varken yakın gözlüğüne ihtiyaç kalmamaktadır. Bu nedenle miyop olup da 'Ben yakını çok iyi görüyorum' diyen hastaların yakını iyi görmelerinin nedeni iki rahatsızlığın üst üste gelerek kusur azaltıcı bir etki oluşturmasıdır.

Presbiyopinin Belirtileri Nelerdir?Presbiyopi hastaları cisimleri 50 cm den daha yakına getirdiklerinde görmede zorluk yaşamaktadırlar. Bu nedenle cisimleri gözlerinden uzaklaştırarak görebilirler.

Presbiyopi Nasıl Tedavi Edilir?Presbiyopi TedavisiDünyada bu konuyla ilgili uygulanan birçok tedavi yöntemi bulunmaktadır. Bu tedavi yöntemlerinin bazılarının avantaj ve dezavantajları vardır. Şu an presbiyopi tedavisi için tüm dünyada en güvenilir yöntem olarak kabul edilen yöntem başta KAMRA olmak üzere göz içi multifokal mercek operasyonları ile presbylasik lazer tedavileri Dünyagöz Hastaneleri'nde başarı ile uygulanmaktadır.

Tedavi Seçenekleri:

Cerrahi tedavi: Gözde cerrahi müdahale uygulanabilen 3 yer bulunmaktadır. Bu bölgelere uygulanabilen tedaviler;Kornea, Kamra Inlay Tedavisi, Presbylasik tedavisi, Monovizyon Excimer Lazer tedavisi, Kornea içi multifokal lens veya delikli lenslerle tedavi, Lens, Multifokal lenslerle tedavi, Akomodatif lenslerle tedavi, Sklera, Skleral implantlarla tedavi, Kamra Inlay Tedavisi.

Kamra Tedavisi: Kamra Inlay tedavisi yaşa bağlı yakın görme problemini tedavi etmek amacıyla geliştirilmiş pek çok göz hekimi tarafından tercih edilen güvenilir bir tedavi yöntemidir.Tedavi, Femtosaniye Lazer ile gözün en dış katmanı olan kornea bölgesine yerleştirilen, göz yapısı ile uyumlu mikro bir implanttır. Bir tuz tanesinden daha hafif olduğu için gözde asla belli olmamaktadır. Kamra Inlay tedavisi ancak IFS teknolojisinin olduğu ameliyathanelerde yapılabilmektedir. IFS; Intralase Femtosaniye Lazer'in en ileri versiyonudur.

Tedavi Süreci: Kamra TedavisiKamra Inlay tedavisinde operasyon, başından sonuna kadar sadece damla anestezisi ile yapılmaktadır. IFS ile korneada kusursuz bir kapak oluşturulur. Eğer hastada uzak görme problemi de varsa önce lazer tedavisi ile bu problem giderilir hemen ardından Kamra yerleştirilerek flap kapatılır. Operasyon süresince herhangi bir ağrı hissedilmez. Tedavi yaklaşık 10 dk. içinde tamamlanır. Tedavi sonrasında dikiş ya da bandaj kullanılmaz. Operasyon sonrası 15 dk. dinlendikten sonra hasta taburcu edilebilir ve hemen ertesi gün sosyal yaşantısına dönebilir.Tedavi, hem yakın hem de uzak görme kusurunu düzeltmektedir.Diğer presbiyopi tedavilerinin aksine Kamra Inlay tedavisinde yakın görmede olumsuz herhangi bir değişiklik olmamakla birlikte aynı operasyonla uzak görme sorununa da çözüm getirilmektedir.

Multifokal Göz İçi Lens Tedavisi: Bu tedavi yönteminde gözün içindeki mercek alınıp yerine birden fazla fokus kabiliyeti olan mercek konulmaktadır. Bu merceklerde çeşitli halkalar mevcuttur. Bu halkaların bir kısmı uzağı, bir kısmı da yakını görmeyi sağlar. Böylece görmeyi sağlayan gözdeki sarı noktanın üzerine hem uzaktaki hem de yakındaki görüntüler net olarak düşmektedir. Hastalar buna çok kısa sürede adapte olarak uzak ve yakın gözlüklerinden kurtulabilirler.Bu tedavi için hasta seçimi çok önemlidir. Hasta için uzağı mı yoksa yakını mı görmek önemli, buna dikkat edilmelidir. Hasta seçiminde diğer önemli bir konu ise hastanın pupil boyutlarıdır. Tedavinin bir diğer avantajı ise, katarakt ameliyatı olması gereken hastalarda aynı seansta hem kataraktı yok etmesi hem de uzak ve yakın görme problemine basitçe çözüm bulmuş olmasıdır.Hastanın öncelikle detaylı bir muayeneden geçilmesi gerekmektedir. Her hastanın gözü bu tip bir ameliyata uygun olmayabilir. Kataraktı olan hastaların mesleki konumu, yaşı, sosyal aktivitesi, okuma alışkanlığı, entelektüel düzeyi de hasta seçiminde önem taşımaktadır. Uygun hasta seçimi, uygun teknik, ameliyatın gerçekleştirildiği kurumun ve hekimin tecrübesi ve tabiî ki doğru mercek seçimiyle yapılacak bu ameliyatlarda yüksek başarı oranı görülmektedir.

Presbylasik: Yakın görüş probleminin çözümünde kullanılan bir diğer yöntem ise lazer tedavisidir. Presbylasik olarak adlandırılan bir lazer yöntemi ile yakın görüş problemi ortadan kaldırılabilmektedir. Lazer ile yakın tedavisi olabilmek için göz yapınızın yapılacak bir dizi tetkik sonucunda uygun bulunması gerekmektedir.

Monovizyon Excimer Lazer Tedavisi: Excimer lazer tedavi sırasında tek gözün miyop bırakılmasıdır. Dünyada sıklıkla uygulanan çok basit bir tedavi şeklidir. Hastanın az gören gözü -0.75 veya -1 numara miyop bırakılmaktadır. Örneğin hipermetrop rahatsızlığı olan 40 yaşın üzerinde bir hastaya ameliyat yapılırken, ikinci plandaki göz miyop bırakılmaktadır. Hasta iki göz açıkken uzağı da yakını da çok iyi görecektir. Tek tek baktığınızda ikinci plandaki miyop bırakılan göz yakında yardımcı olmasına rağmen uzağı az görecektir. Dünyagöz'de "Monovizyon" hastalara başarı ile uygulanan bir yöntemdir.

Akomodatif Lensler: Akomodatif lenslerle tedavi, gözümüzdeki orijinal merceğin hareketini taklit edebilen merceklerin göz içine konmasıdır. Bu konuda son yıllarda oldukça çeşitli çalışmalar yapılmaktadır.

Gözlükle tedavi: Bifokal Gözlükler, Multifokal (progresif) Gözlükler

Kontakt lensle tedavi: Multifokal Kontakt Lensler: Lense uygun olan hastalar bu lensleri kullandıklarında başarılı sonuçlar almaktadırlar. Ancak 40 yaş üstü hastalarda gözyaşı kalitesindeki azalma nedeniyle kullanımda sorunlar yaşanabilmektedir.

Kontakt Lens

Görme bozukluklarının düzeltilmesinde, göz renginin değiştirilmesinde ya da kornea hastalıklarının tedavisinde, dünyanın her yerindeki milyonlarca insan kontakt lens kullanımından yararlanmaktadır.

Lensin uygulanması: Hastanın muayenesi yapılır.Kullanılacak lens tipi, derecesi, taban eğrisi ve çapı belirlenir.Uyumu belirlemek için aynı anda veya mümkün olan en yakın diyoptride bir lens takılır.Lensin hareketi, dengesi, ortalaması incelenir.

Lens çeşitleri

Şeffaf ve soft lensler:Kullanımı en rahat ve alışması en kolay lenslerdir. Optik bölgesi daha geniş olduğundan daha geniş bir görüş alanı sağlar. Yüksek oksijen geçirgenliğine sahip oldukları için en fazla kullanıcı kitlesine sahip lens grubudur.

Planlı değişim lensleri (aylık atılan),Günlük lensler,Toric Lensler (astigmatlı),Uzak - yakın bir arada lensler, Gece gözde kalabilen lensler, Afak lensler (pediatrik),Yüksek numaralı ve uzun süreli lensler.

Renkli lensler:Renkle lensler sayesinde çarpıcı renkler ve büyüleyici doğal bakışlara sahip olmak mümkün. Ayrıca, kırma kusuru olan gözlerde de renkli lenslerden faydalanarak, hem kırma kusurlarından kurtulup hem de istenilen göz rengine sahip olmak oldukça kolay.

Gaz geçirgen lensler (Sert lensler):Sert lensler, optik kalite ve dayanıklılığının yanında yüksek oksijen geçirgenliğine sahip lenslerdir. Korneal astigmatizmanın düzeltilmesinde ve keratokonus rahatsızlığı olan kişilerde en iyi sonucu vermektedirler.

Proestetik lensler (İris kusurlu lensler):Tek göz rengi diğer gözden farklı bir renge sahip ise pro estetik lensler ile ideal göz rengine kavuşmak mümkün. İki göz arasındaki farklılığı ortadan kaldıran yumuşak lens, istenilen renge boyanabilme özelliğine sahiptir.

Kromojen lensler (Renk körleri için):Kromojen, renk görme bozukluğuna sahip ve okuma zorlukları çeken hastalara yardımcı olmak üzere geliştirilmiş eşsiz bir üründür. Renk körü olan insanlara yardımcı olmak amacıyla tasarlanmıştır.

Kromojen lensin amacı;Genel renk algılanmasını güçlendirmek. Renklerin daha net ve parlak olmasını sağlamak. Renklerin tonlarını ayrıştırmak. Renkleri isimlendirmek. Güvenliği artırmak (Örneğin; trafik ve fren lambaları). Renk görme testlerindeki görme kabiliyetini arttırmak

Uygun lens kriterleri: Göze uygun olan lens, iyi ortalanmış olup, korneanın tamamını kaplar ve kenarlardan 1 mm dahi taşmaz. Gözyaşının dolaşımı için hafif hareket etmelidir. Push-Up testinde ve göz kırpma sonrasında 1 mm dikey hareket edebilmelidir.Kullanıcı net ve rahat görmeli, lensi hissetmemelidir.Göz kırpma sonrası görüş değişmemelidir.Kenar şeridi göze baskı yapmamalıdır.Çok sıkı lens, hiç hareket etmez. Gözde hassasiyet yapabilir. Başta kullanıcı rahat olabilir ama görüş keskinliği zayıftır. Uzun dönemde komplikasyonlara neden olabilir.Çok gevşek lens, aşırı hareket eder. Alt göz kapağı lensi çok hisseder. Göz kırpma sonrası görüntü bulanır. Lens merkezden kaçar. Lens kenarları kıvrılabilir.

Lenslerin kullanımında ilk aşamalar: Lens bakım malzemeleriniz elinizin altında bulunsun.

Temiz, düz bir yüzey üzerinde çalışın.Lensleri tutmadan önce ellerinizi lanolin içermeyen sabun ile yıkayıp iyice durulayın.Karıştırmamak için temizliğe her zaman aynı lensten başlayın (sağ ya da sol).

Temizleme: Lensi avucunuza koyun., Lensin üzerine birkaç damla solüsyon damlatın., İşaret parmağınızı ileri geri oynatarak lensin iki yüzünü hafifçe ovalayın (tırnak değdirmeden).Lensleri her çıkarışınızdan sonra temizlemek, üzerindeki depozit tabakasını kaldırır.

Durulama:Lensi temizledikten sonra durulanana kadar üzerine solüsyon damlatın., Lensleri her temizleyişinizden sonra durulamak, temizleme sırasında lensin üzerinden sıyrılan depozit ve toz tabakasının akıp gitmesini sağlar.

Dezenfeksiyon: Lensleri saklama kabındaki bölümlere yerleştirin., Lenslerin solüsyonun içine iyice batmasına özen gösterin. Kabın kapağını iyice kapatın.Lensleri kabında en az dört saat veya bir gece bırakın. Lensleri her çıkarışınızdan sonra dezenfekte etmek, tahrişe veya enfeksiyona neden olan mikroorganizmaların yok olmasını sağlar.

Lensi takma yöntemi: Lensi kabından çıkartın.Lensin iç yüzeyinin dışa dönmemiş olmasına dikkat edin. Dönmüşse düzeltin (kenarları yukarı bakmalı).Sol orta parmağınızla göz kapağınızı kaşınıza doğru çekin. Sağ işaret parmağınızın üzerine lensi koyup, sağ orta parmağınızla göz kapağınızı aşağıya çekin. Sonra işaret parmağınızla lensi gözünüzün ortasına yerleştirin.Bu duruşunuzu bozmadan, aşağıya bakarak lensin yerine tam oturmasını sağlayın. Sonra göz kapaklarınızı yavaşça bırakın. •Aynı işlemi sol lens için de uygulayın.

Lensi çıkarma yöntemi: Ellerinizi yıkayıp iyice kurulayın. Yukarı bakın ve işaret parmağınızı lensin alt kenarına yerleştirin. Lensi, gözünüzün renkli kısmından aşağıya doğru çekin ve başparmağınızla işaret parmağınız arasında hafifçe sıkıştırarak çıkarın. Tırnaklarınızı kullanmaktan kaçının.

Lenslerin fiziksel özellikleri: Arka yüzey: Lensin kornea ile temas eden kısmıdır. Ön yüzey: Lensin kornea ile temas etmeyen yüzüdür. Işığın kırılmasını, kırma kusurunu düzeltmek için gereken ölçüde değiştirecek şekilde eğimlidir.Temel eğri (Bace curve): Bir lensin rahat olabilmesi için göze temas eden arka yüzeyi ile korneanın ön yüzeyinin uyumlu ve benzer eğimde olması gerekmektedir. Temel eğri, arka yüzeyin optik alanının yarıçapıdır. Lensin göze uydurulması eğimi olduğu için en önemli parametrelerden biridir. Uygulanan lensin çok sıkı olduğu durumlarda temel eğri büyütülmeli, tersi hallerde küçültülmelidir.Daha büyük temel eğri düzdür ve FLAT olarak adlandırılır. Daha küçük temel eğri ise eğimlidir, STEEP olarak adlandırılır.Çap: Lensin merkezinde en dış kenarından diğer kenara doğru alınan mm ölçüsüdür. Çap lensin göze uyumunu etkiler. Yumuşak lenslerde bu değerler 13.5 / 14.5mm sert lensler için 7 / mm arasındadır.

Orbita Hastalıkları

Tiroide bağlı göz hastalıkları (Graves hastalığı): Metabolizmanın düzenlenmesinde önemli rol oynayan tiroid bezinin bazı hastalıklarında gözde bir takım rahatsızlıklar ve şekil bozuklukları olmaktadır. Bu durum tiroid bezinin aşırı çalıştığı hallerde (hipertiroidi) daha sık görülür. Gözlerde ileri doğru çıkma (ekzoftalmi, proptozis), kapak aralıklarının çok açılması, şaşılık, çift görme, görme azalması gibi bulgular görülür. "Tiroid orbitopati" veya "Graves orbitopati" gibi isimlerle de anılan bu hastalık, çok hafif seyredebileceği gibi görme kaybına gidebilecek kadar ağırlıkta da olabilir. Tedavi hastalığın dönemine, şiddetine ve aktif olup olmamasına göre belirlenir.

Orbita iltihaplanmaları: Mikrobik etkenlerle oluşan enfeksiyonlar ve mikrobik olmayan, vücudun bağışıklık sistemi ile ilişkili orbita iltihaplanmaları olur. Mikrobik olanlar sıklıkla çocuklarda ve sinüs enfeksiyonlarını takiben gelişirse de her yaşta birçok etkene bağlı olarak, özellikle de travma sonrasında ortaya çıkabilir. Erken ve uygun bir şekilde tedavi edilmediğinde görmeyi ve yaşamı tehdit edecek boyutlara ulaşabilir. Tedavisi duruma göre ilaçlı veya cerrahi olarak yapılmaktadır. Tedavide kortizona cevap alınamadığında radyoterapiye gerek olabilir.

Orbita tümörleri: Tüm orbita hastalıklarının yaklaşık %20'sini iyi ya da kötü huylu tümörler oluşturur. Tümör başta beyin olmak üzere göz çevresindeki dokular ile diğer organlara da yayılarak yaşamı tehdit edebilir. Bu nedenle hastalıkların erken tanı ve tedavisi önemlidir.

Orbita yaralanması: Hayati organlara yakınlığı dolayısı ile orbita yaralanmalarında hayati tehlike de olabilir. Dolayısıyla, hasta öncelikle beyin fonksiyonları ve solunum yolları bakımından değerlendirilir. Orbita yaralanmalarında gözün etkilenme oranı da yüksektir. Bu bakımdan gözün durumu öncelikli olarak değerlendirilmelidir. Tedavisi cerrahidir.

Doğuştan gözün küçük olması veya yokluğu: Gözün büyüklüğü ve varlığı göz çevresindeki dokuların gelişimini sağladığı için gözün gelişmemiş olduğu durumda göz kapakları, göz çevresindeki yumuşak dokular ve kemik çerçeve yeterli büyüklüğe ulaşmaz. Hafif ve orta dereceli vakalarda giderek büyütülen kalıplar (conformer-yer tutucu) kullanılırken, daha ağır hallerde cerrahi müdahale gereklidir.

Oküler Onkoloji

Göz kapağı tümörleri: Göz kapağı ve çevresinde görülen tümörlerin yaklaşık 3/4`ü iyi huylu tümörlerdir. Göz kapağında iyileşmeyen yara olduğunda mutlaka göz hekimine muayene olup, bunun kötü huylu bir tümör olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Tedavisi cerrahidir.

Gözyaşı sistemi tümörleri: Gözyaşı bezi tümörleri boşaltım sistemi tümörlerinden daha sık görülür. Yetişkinlerde daha sıktır. Tedavi tümörün cinsine göre değişmekle birlikte, cerrahi müdahale, kemoterapi ve radyoterapi tedavide uygulanan yöntemlerdir.

Göz içi tümörleri (Melanom): Uvea melanomu yetişkinlerde en sık görülen göz içi tümörüdür. Göz içinde kaldığı müddetçe hayati tehlike oluşturmaz. Büyük tümörlerin tedavisi cerrahidir ve gözün alınması (enükleasyon) gerekir. Daha küçük çaplı tümörlerde ışın tedavisi (radyoterapi), plak radyoterapi (brakiterapi), transpupiller termoterapi (TTT) uygulanabilir.

Göz içi tümörleri (Retinoblastom):Retinoblastom en sık görülen çocukluk çağı göz içi tümörüdür. Cerrahi, ışın tedavisi (radyoterapi), lazer uygulamaları bugün için kullanılan tekniklerdir.

Kapiller hemanjiom:Özellikle göz kapakları olmak üzere göz çevresinde ve arkasında da olabilen doğuştan veya doğumdan sonraki ilk aylar içerisinde ortaya çıkan, kılcal damar yumağından oluşan, iyi huylu lezyonlardır. Görmeyi etkileyen lezyonların tedavisi gereklidir.

Kavernöz hemanjiom:Yetişkinlerde en sık görülen iyi huylu orbita tümörüdür. Cerrahi müdahaleyle çıkarılmaları gerekir.

Lenfanjiom:İyi huylu damarsal bir lezyon olmasına rağmen orbita içerisindeki dokular arasına yayılması ve giderek büyümesi nedeni ile tamamen tedavi edilmesi zor bir durumdur. Tedavi olguya göre değişir.

Lenfoma:Orbitanın sık görülen tümörlerinden olup, görülme sıklığı giderek artmaktadır. Tedavide duruma göre ışın tedavisi (radyoterapi) ve kemoterapi uygulanır.

Menenjiom:Orbitanın iyi huylu nörojenik tümörlerindendir. Tedavi olguya göre değişir.

Optik gliom:Görme siniri ve görme yollarının tümörüdür. Tedavi gözün durumuna göre radyoterapi ile veya cerrahi olarak yapılabilir.

Rabdomiyosarkom:Çocuklarda en sık görülen kötü huylu orbita tümörüdür. Tedavide cerrahi, ışın tedavisi (radyoterapi) ve ilaç tedavisi (kemoterapi) birlikte uygulanır.

Göz Çevresi Estetik Problemleri

Göz kapağı düşüklüğü:Üst göz kapağının düşük olmasına "pitozis" denmektedir. Kapak düşüklüğü hem yenidoğan bebeklerde, hem de erişkin ve yaşlılarda görülebilir. Pitozisin tedavisi ameliyattır.

Yaşa bağlı göz kapağı değişiklikleri:Yaşlanma ile kaş ve göz kapaklarında düşme, alt göz kapağında içe veya dışa dönme, göz çevresinde torbalanmalar veya çöküklükler ile kırışıklıklar oluşur. Bu değişiklikler sadece yaşlanma ile değil, daha genç olan kişilerde de ailesel olarak da görülebilmektedir. Kapak çevresindeki değişiklikler kişiye mutsuz, yorgun ve uykulu bir görünüm verir. Problemin çeşidine göre tedavi şekli belirlenir.

Gözaltı torbaları:Gözaltı torbalarının oluşumunda en önemli sebep genetik yani kalıtım. Gözaltı torbaları kişiye olduğundan daha yaşlı ve yorgun bir görünüm verir. Tedavileri fazlalık olan yağ dokularının alınması ya da yerleşim yerlerinin değiştirilmesidir.Halk arasında "Göz Tansiyonu" ya da "Karasu Hastalığı "olarak bilinen glokom, göz içi basıncının sıklıkla yükselmesi nedeniyle görme sinirinin hasara uğramasıdır. Buna bağlı olarak kişinin görme alanı yavaş yavaş daralır. Kendini hastalığın en son aşamalarında fark ettiren sinsi bir hastalık olan glokom, geç tanı konulduğunda görme sinirinde onarılması mümkün olmayan ciddi tahribatlar oluşturabilmektedir.

Glokom

Glokom kimlerde görülür?Göz içi basıncı normalden yüksek olan kişilerde glokom gelişme riski daha yüksektir; ancak göz içi basıncı yüksek olan herkeste glokom olabileceği anlamına gelmez. 60 yaşın üzerindeki kişilerde glokom riski artmaktadır.Glokomun genetik ile ilişkisi olabilir. Ailesinde glokom olan kişilerde gelişme riski daha yüksektir. Diğer bir deyişle, bir veya birden fazla gende bozukluk olabilir ve bu bireyler hastalığa karşı daha hassas hale gelebilir.Şeker hastalığı ve hipotiroidizm (guatr) olan hastalarda glokom gelişme riski daha fazladır.Ciddi göz yaralanmaları göz içi basıncı yükselmesine neden olabilir. Diğer risk faktörleri; retina dekolmanı, göz tümörleri ve kronik üveit veya iritis gibi göz iltihaplarıdır. Bazı göz cerrahileri de ikincil glokom gelişimini tetikleyebilir.Genellikle uzağı iyi görememe olarak bilinen miyopide glokom sıklığı yaklaşık iki misli artmıştır.Uzun süreli kortizon kullanımı (damla, ağızdan veya cilt pomadı vb. olarak) ikincil glokom gelişimine neden olabilir.Bu özelliklere sahip kişilerin, görme sinirindeki hasarın erken tespiti için düzenli göz muayenesi olmaları önemlidir.

Glokomun sebepleri:Göz içinde salgılanan ve gözün beslenmesi için gerekli olan göz içi sıvısının boşalamamasına bağlı olarak göz içinde basınç yükselir. Yükselen göz içi basıncı da göz siniri hücrelerine zarar verir.

Glokomun Belirtileri: Sabahları belirginleşen baş ağrılar,, Zaman zaman bulanık görme,, Geceleri ışıkların etrafında ışıklı halkalar görülmesi,, Televizyon izlerken göz etrafında ağrı,,

Glokom Riskini Artıran Faktörler Nelerdir?Ailede glokom öyküsünün olması (genetik yatkınlık), 35 yaşın üzerinde olunması, Şeker hastalığı, Şiddetli kansızlık veya şoklar, Yüksek-düşük sistemik kan basıncı (vücut tansiyonu), Yüksek Miyopi, Yüksek Hipermetropi, Migren, Uzun süreli kortizon tedavisi, Göz yaralanmaları, Irksal faktörlerBu özelliklere sahip kişilerde glokom hastalığının ortaya çıkma riski normalden daha yüksek olduğu için bu kişilerin görme sinirindeki hasarın erken tespiti amacıyla düzenli olarak göz muayenelerini yaptırmaları uygun olur.

GLOKOM TEDAVİSİ:Glokom Göz TansiyonuGlokomun tedavisinde başlıca üç yol mevcuttur:

İlaç Tedavisi: Öncelikle hastanın göz tansiyonu, ya gözdeki sıvının üretimini kısarak ya da çıkışını arttırarak düşürülür. Bu iki yöntem için kullanılan ilaçlar vardır. Bu ilaçlar, her gün belirli aralıklarla alınan ve de hayat boyu kullanılan ilaçlardır. İlaç tedavisine rağmen hastanın, göz tansiyonu düşmüyor ve görme alanı daralıyorsa; uygulanacak tedavi yöntemi ameliyattır.

Cerrahi Tedavi: Ameliyatla, gözün beyaz kısmında bir delik açılır. Dışarıdan görünmeyecek kadar küçük olan bu delikle, gözün içerisindeki fazla sıvı tahliye edilir. Ameliyat sonrası çoğunlukla glokom hastalığı ortadan kalkar. Bu durum tüm hastalarda mümkün olmamaktadır.

Lazer Tedavisi: Göz tansiyonu tedavisinde lazer ışını; İlk olarak; akut glokom krizi tedavisinde ve diğer gözün glokom krizine girmesinin engellenmesinde kullanılır. İkinci olarak kronik glokom vakalarında, göz içinde yapılan sıvının dışa çıkışını kolaylaştırmak için lazer, süzgeç benzeri dışa akım kanallarına uygulanır. Lazerin göz tansiyonu tedavisindeki bir diğer kullanım alanı ise gözün dış kısmındaki, renkli kısmın çevresindeki beyaz bölgeye lazer uygulanılmasıdır. Amaç, bu kısmın iç tarafında bulunan ve göz suyunu salgılayan bölgenin tahrip edilerek göz suyu üretiminin azaltılmasıdır.

Konjenital Glokom (Bebeklerde Glokom): Yeni doğan bebeklerde görülen önemli hastalıklardan biride doğuştan glokomdur. Bu hastalık başlangıçta belirti vermediği halde ilerledikçe bebeğin gözünün büyüdüğü dikkat çeker. Ayrıca ışığa bakamama, sulanma gibi belirtileri vardır. Tedavi edilmediği takdirde hastalığın ilerleyen dönemlerinde, gözün saydam tabakasının zamanla bulanıklaştığı ve giderek beyazlaştığı görülür. Bu durumda bebek, giderek görmesini kaybedecektir. Hastalık başlangıç döneminde tanısı konulduğunda yapılacak ameliyatla göz tansiyonu düşecek ve görme kaybı önlenecektir. Fakat doğuştan glokomlu bebeklerde, ameliyattan bir süre sonra göz tansiyonu tekrar yükselebilir ve tekrar ameliyat gerekebilir. Bebeklerde görülen glokom, yetişkinlerde görülen glokoma oranla daha inatçı bir glokom türü olup bazen birkaç ameliyat gerekebilir.

Konjenital Glokomun Belirtileri: Korneal buğulanma (saydam tabakada bulanıklık) ilk fark edilen bulgudur. Beraberinde gözyaşı artışı, ışığa hassasiyet ve göz kapaklarında spazm bulunabilir. Göz tansiyonunun yükselmesi sonucu göz küresi büyür. Tek taraflı olduğunda daha çabuk fark edilir. İki taraflı olduğunda ve başlangıç dönemlerinde zor fark edilir. Erken tanı çok önemlidir. Hastalığın tedavisi cerrahidir. Uzun süreli takipleri gereklidir.Glokomun hangi türü olursa olsun, görmeyi kalıcı, geri dönüşümsüz olarak harap etme potansiyeli vardır. Tedavisi asla ihmal edilmemelidir. Bazen ilaçlarla, bazen direkt ameliyatla, bazen de YAG lazerle tedavi edilir.Her iki gözün birbiriyle olan paralelliğini kaybetmesidir. Her bir gözde 6'şar adet göz dışı kas bulunur. Bunların birinde veya birkaçında kuvvet azlığı veya fazlalığı olması şaşılığa neden olur. Bir göz düz bakarken diğeri içe, dışa, yukarı veya aşağı kayabilir. Bazı durumlarda kayma her iki gözde de mevcuttur. Gözlerdeki kayma şaşılığın sebebine göre sürekli ya da geçici süreli oluşabilir. Şaşılığın oluşmasında tek bir neden yoktur. Farklı nedenlerle şaşılık oluşabilir.Şaşılık tedavisinde erken teşhis çok önemlidir. İlk göz muayenesi için geç kalındığında çocukların gözlerinde estetik problemlerinin yanı sıra ömür boyu sürecek görme azlığı sorunları da oluşabilmektedir. Doğumdan hemen sonra ve çocukluk döneminde çocukların göz şikayeti olmasa bile mutlaka uzman bir hekime muayene olması şarttır.

Şaşılık

Şaşılığın Sebepleri:Şaşılığın oluşmasında tek bir neden yoktur. Sorunlu hamilelik dönemi, doğumun problemli olması, çocuğun gelişimi, geçirdiği hastalıklar şaşılığa yol açabilir. Şaşılık için genetik yatkınlık da söz konusudur. Ailede gözünde kayma olan varsa çocuklarda şaşılığın görülme ihtimali artmaktadır.Çocukluk döneminde yani 2 yaşından sonra görülen şaşılıklarda genellikle neden göz bozukluklarıdır. Şaşılığa yatkınlığı olan bir çocukta gözdeki kayma, ateşli bir hastalık veya bir travma (düşme, ameliyatlar, kazalar) sonrası başlayabilir.Göz kaslarımızın hareketini yöneten merkez beyindedir, bu nedenle sinirlerde oluşan felçler de gözde kaymalara neden olur. Geçirilen kazalar, kafa travması, ateşli hastalıklar ve ileri yaşta hipertansiyon ve şeker hastalığı gibi bazı durumlarda göze gelen sinirlerde felçler oluşabilir. Bu şekilde oluşan şaşılıklarda tedavi felcin kalıcı olup olmamasına bağlı olarak değişebilir. Çocuklarda göz tembelliği, büyük yaş grubunda çift görmeye neden olabileceği için mutlaka tedavisi gereklidir.

Şaşılık Belirtileri:Gözde paralelliğin kaybolması, Göz sulanması, Ağrı, Baş ağrısı, Çift görme, Üç boyutlu görüntünün kaybolması, Bulanık görme, Baş veya yüzün bir yana dönük olması, Bebeklik ve çocukluk döneminde olan kaymaların bir kısmı yalancı kaymalardır.Yalancı kayma, göz Kapaklarının ve burun kökünün genişliği ile ortaya çıkan yanıltıcı bir görünümdür. Bu durumun tam olarak aydınlatılabilmesi için mutlaka bir göz muayenesi yapılmalıdır.Sürekli hep aynı gözün kayması görmenin o gözde daha az olduğunun belirtisidir ve önemlidir. Bu nedenle tek gözünde kayma olan bebek ve çocuklar hemen göz muayenesine götürülmelidir.

Şaşılık Çeşitleri:Şaşılıklar gözlerin kaydığı yönlere göre adlandırılır,İçe şaşılık (Ezotropya), Dışa şaşılık (Ekzotropya), Yukarıya şaşılık (Hipertropya), Aşağıya şaşılık (Hipotropya), Bu sınıflandırmanın dışında kalan özel şaşılık tipleri de vardır;

Erişkin Yaşlarda Görülen Şaşılık:Erişkin çağda ortaya çıkan şaşılıklar ise göz hareketlerini yöneten sinirlerde çeşitli sebeplerle (travma, diyabet, kalp damar hastalıkları, hipertansiyon, çeşitli enfeksiyonlar, tümörler veya zehirlenmeler) meydana gelebilir. Öncelikle şaşılığa yol açan nedenlere yönelik tedavi yapılmalıdır. Genellikle çift görme şikâyetinin de olduğu bu kaymalarda belirli bir süreyi takiben cerrahi gerekebilir. Şaşılık tedavisinde gözlük kullanımının yanı sıra özel aletlerle yapılan ortoptik tedavi, kapama tedavisi, çeşitli damlalarla medikal tedavi ve cerrahi tedavi uygulanabilir.

Gizli Şaşılık:Gizli şaşılık gözlerden biri kapatılınca ortaya çıkan şaşılıktır. Gizli kayma ülkemizde sık rastlanan bir göz hastalığıdır. Her iki göz açıkken birleştirici bir mekanizma ile beyin gözlerin paralel durmasını sağlar. Ancak gözlerden biri kapatıldığında bu mekanizma bozulur ve kapatılan gözde kayma oluşur.Bu tip durumlarda hasta genellikle kaymanın farkında değildir ve gözlerde yorgunluk hissi, kızarıklık, ağrı, kuruluk hissi ve baş ağrısı gibi şikâyetlerle başvurur. Eğer hastada bir görme kusuru da var ise bu şikayetler daha erken ortaya çıkar. Özellikle yakın okuma sonrasında hasta baş ağrısından şikâyetçi olur. Gizli şaşılık uygun gözlükler ve ortoptik (özel aletlerle) egzersizlerle tedavi edilebilir.

Şaşılık Tedavisi:Şaşılık birçok nedenden kaynaklandığı için tedavi de kişiden kişiye farklılıklar gösterir. Şaşılık her yaşta tedavi edilebilir bir göz problemidir. Gözlük: Bazı tip şaşılıklar kırma kusuruna bağlı olarak oluşur. Hasta gözlük kullanmaya başlayınca şaşılık düzelir. Bu tip şaşılıklarda gözlük yeterli olmaktadır.Kapama Tedavisi: Bu tedavi yöntemi hastanın gözünde tembellik var ise yapılabilir. Ortoptik tedavi: Bu tedavi her iki gözle görme yeteneğini ve derinlik hissini kazandırmak amacı ile uygulanır. Bu iki fonksiyon gözlerin paralel durmasını sağladığı gibi, günlük hayatımızda da oldukça önemlidir. Araba kullanırken, basketbol , tenis gibi mesafe ve zaman ayarlaması gereken sporlarla uğraşırken daha rahat ve başarılı olmamızı sağlar.

Cerrahi müdahale: Doğuştan olan kaymalar genellikle gözlük gerektirmeyen, erken dönemde (6 ay - 1 yaş ) ameliyat edilmesi gerekli kaymalardır. Kaymaların büyük çoğunluğu ise 2–3 yaş civarında ortaya çıkar ve genellikle gözlükle tam olarak düzelebilir. Gözlük takıldığı halde düzelmeyen kaymalara ise cerrahi tedavi gerekir. Şaşılık ameliyatları çoğunlukla genel anestezi altında gerçekleştirilir, anestezi uygulaması çocuk anestezisinde uzmanlaşmış hekimler tarafından yapılmaktadır. Şaşılıkta erken tanı ve tedavi ile göz tembelliği önlenebilir, 3 boyutlu görme sağlanabilir. Bu nedenle şaşılık şüphesi olan her çocuğun belirli bir yaşa gelmesi beklenmeden şaşılık uzmanı göz hekimine götürülmesi gerekir.

Botox: Bazı şaşılık tedavilerinde botulinum toksin (BOTOX) de uygulanabilir. Felce bağlı oluşan şaşılıklarda, ameliyat olmuş tam düzelme sağlanamamış hastalarda, guatr hastalığına bağlı gözünde kayma olmuş hastalarda BOTOX etkilidir ve tedavi edici olarak kullanılabilir. Felçlere bağlı olarak ani oluşan kaymalarda genellikle çift görme de vardır ve hasta için oldukça zor bir durumdur. Bu tarz şaşılıklarda genel eğilim 6–8 ay beklemektir, ancak bekleme döneminde çift görmenin azalması amacıyla botox uygulaması yapılabilir. Şaşılığın ortaya çıkmasından hemen sonra tedaviye başlanması ile tam düzelme mümkündür.

Renk Körlüğü

Renk körlüğü renkleri ayırt etme yeteneğinin bozukluğudur. Renk körlüğü, genellikle erkeklerde görülen, oldukça yaygın bir rahatsızlıktır. En fazla görülen tipi, kırmızı ile yeşilin ayırt edilememesidir. Ender görülen bazı vakalarda ise bütün renklerin ayırt edilememesi ve dünyanın siyah - beyaz görülmesi söz konusudur. Her 20 erkekten ve her 200 kadından birinde renk körlüğü görülür. Birçok kişi renk körü olduğunu kendiliğinden fark etmez.

Renk Körlüğünün Nedenleri:Renk körlüğünün nedeni tam olarak bilinmemektedir. Ancak renk körlüğünün genetik geçişli bir hastalık olduğu bilinmektedir. Ailesinde renk körlüğü olan bir kişinin renk körü olma ihtimali daha yüksektir. Bazı durumlarda renk körlüğü, sinir sistemi hastalıklarına bağlı olarak da oluşabilir. Kalıtsal renk körlüğünde ise görmede bir kayıp olmamaktadır.

Renk Körlüğünün Belirtileri:Renk körlüğünün yaygın türü olan ve genellikle doğumdan itibaren oluşan kalıtsal renk körlüğünde yeşil, sarı, turuncu ve kırmızı aynı biçimde algılanır ve ayrı renkler ancak yoğunluklarıyla ayırt edilebilir. Renk körlüğü günlük yaşamda önemli bir sorun oluşturmasa da yaşam kalitesinde azalmaya yol açabilir. Özellikle renk körü olan kişiler, renklerle ilgili belirli işlerde çalışamayabilirler.

Renk körlüğünün tedavisi:

Kromojen Nedir?Kromojen, renk görme bozukluğuna sahip ve okuma zorlukları çeken hastalara yardımcı olmak üzere geliştirilmiş eşsiz bir üründür. Kromojen haploskopik filtreler, özel olarak renklendirilmiş ve göz içi lensi ya da gözlük olarak kullanılabilir. Renk körü olan insanlara yardımcı olmak üzere geliştirilmiştir ve denemelere de 97% başarı elde ettiği gözlenmiştir

Kromojen Nasıl Çalışıyor?Kromojen Haploskopik lensler, dominant olmayan göze giden her rengin seviyesini, bazı durumlarda dominant ve dominant olmayan her göze değiştirerek rengin algılanmasını ve renk ayırımını sağlamaktadır. Birçok insan için renk algılama ve ayırımındaki gelişmeler çok dramatik olabilir; her rengin parlaklığı, doğru algıladıkların renkler de dahil daha zengin ve güçlü olabiliyor

Kromojen Lenslerin Kullanım Amaçları:Genel renk algılanmasını güçlendirmek, Renklerin daha net ve parlak görülmesini sağlamak, Renklerin tonlarını ayrıştırmak,Renkleri isimlendirmek, Güvenliği artırmak (ör. trafik ve fren lambaları)Renk görme testlerindeki görme kabiliyetini artırmak Retina veya optik sinir bozukluğu nedeniyle renk görmesi sonradan bozulmuş hastalara bu lens etkili değildir.

Kornea Hastalıkları

Keratit: Korneanın iltihaplanması durumuna keratit adı verilir. Birden farklı çeşidi ve sebebi bulunmaktadır. Hastalığın erken teşhisi tedavisi için oldukça önemlidir.

Keratokonus: Keratokonus gözün en önde yerleşimli saydam tabakasının yani korneanın, ilerleyici incelme ve sivrileşmesiyle görülen hastalığıdır.Hastalar genellikle ergenlik döneminde başlayan hastalıktan 20'li yaşlarında haberdar olurlar. 20–40 yaş arasında ilerleme gösteren hastalıklar, 40 yaştan sonra durağan döneme girer. Günümüzde keratokonus hastalığı batı toplumlarında her 2000 kişiden birinde görülmektedir. Keratokonus'un görülme sıklığı her geçen yıl daha da artmaktadır. İlerleyen miyop ve astigmat, kornea incelmesi ve sivrileşmesi ile belirti vermeye başlayan keratokonus hastalığına, çok özel tetkiklerle erken dönemde teşhis konulabilir.

Kuru Göz Sendromu: Gözyaşı eksikliğine bağlı gelişen göz kuruluğundan kaynaklanır. Belirtileri gözde batma, kızarıklık ve sürekli yabancı cisim hissidir.

Kornea Abrazyonu: Kornea abrazyonu epiteldeki bir yaralanmadır (çizik, sıyrılma veya kesik). Abrazyonlar genellikle tırnakla, kağıtla, makyaj fırçalarıyla çizme; ağaç veya çalı dalıyla sıyrılma ve gözün ovuşturulmasından kaynaklanır. Göz kuruluğu gibi bazı göz hastalıkları abrazyon olasılığını artırır.

Kornea abrazyonu semptomları: Göze bir şey kaçması hissi, Gözde ağrı ve acı, Göz kızarıklığı, Işığa hassasiyet, Göz yaşarması, Bulanık görüş,

Kornea Abrazyonu Tanısı: Korneadaki bir abrazyonu saptamak amacıyla yaranın vurgulanması için göz hekiminiz fluorescein (florasin) adlı özel bir boya kullanır.

Kornea Abrazyonu Tedavisi: Göz kırpmayla yaranın tahriş edilmesini önlemek için yaralanan gözün kapatılması, Göz kapağı ile abrazyon arasında rahatlatıcı bir tabaka oluşturmak amacıyla, göze kayganlaştırıcı göz damlası veya merhem uygulanması, Enfeksiyonu önlemek amacıyla antibiyotik kullanımı, Ağrıyı hafifletmek için göz bebeğinin büyütülmesi (genişletme), İyileşmeye yardımcı olacak özel bir kontakt lens kullanımı

Kornea Erezyonu: Kornea erozyonu, korneanın yüzey katmanının (epitel) alttaki dokuya zayıf bağlanmasından kaynaklanır. Bu durum genellikle daha önce abrazyon görülen bir bölgede meydana gelir ve genellikle sabah uyandıktan sonra kendiliğinden ortaya çıkar.

Kornea Erozyonunun Semptomları: Semptomlar kornea abrazyonu semptomlarına benzer: Göze bir şey kaçması hissi, Gözde ağrı ve acı, Göz kızarıklığı, Işığa hassasiyet, Göz yaşarması, Bulanık görüş, Bu semptomlar, genellikle uyandıktan sonra fark edilir ve tekrar etme eğilimi gösterir.

Kornea Erozyonunun Tedavisi: Tedavi, kornea abrazyonuyla aynıdır; ancak buna ek olarak tuz çözeltili göz damlası veya merhem de uygulanır. Kornea erozyonu tekrar ederse, şu unsurları kapsayan ek tedavi gerekebilir: Ağrının azaltılması ve iyileşmenin hızlandırılması için özel kontakt lens kullanımı, Zarar gören epitelin dikkatle çıkarılması, Lazer kullanarak küçük bir kornea hücresi tabakasının çıkarılması, Üst kornea hücresi tabakasıyla alttaki kornea tabakası arasında daha güçlü bağ oluşumunu desteklemek amacıyla, kornea yüzeyinde küçük delikler oluşturulmasını içeren ön stromal ponksiyon prosedürünün uygulanması

Kornea Abrazyonu ve Erozyonunun Önlenmesi: Maksimum koruma için:Elektrikli aletleri kullanırken, çim biçerken ve diğer bahçe işleriyle ilgilenirken, spor yaparken, tahta ve çelikle çalışırken uygun göz koruyucularını kullanın.Bebeğinizin veya küçük çocuğunuzun tırnaklarını düzenli olarak kesin.Kontakt lenslerinizin bakımı ve kullanımı konusunda göz hekiminizin talimatlarını uygulayın.

Konjonktivit: Konjonktiva, göz kapaklarının iç kısmını ve gözlerin beyaz kısmını (sklera) kaplayan, ince ve şeffaf bir zardır. Bu ince ve saydam zarın iltihabına konjonktivit denilmektedir. Konjonktivit kan damarları daha büyük ve belirgin hale gelerek gözlerinizin kırmızı görünmesine neden olur. Tek ya da her iki gözde oluşabilir.

Konjonktivitin belirtileri nelerdir?Sulanmada artış, Gözde ağrı, Gözde kaşıntı, Aşırı çapaklanma, Sabahları kirpiklerde kabuklanma,

Konjonktivite yol açan unsurlar nelerdir?Enfeksiyonlar (viral ve bakteriyel), Alerjiler, Çevresel faktörler,

Konjonktivit Tedavisi:Drenajı ya da rahatsızlığı en aza indirmeye yardımcı olmak için, göz hekiminiz reçeteli göz damlaları önerebilir. Tedavinin gerçekleşebilmesi için zamanında ve doğru antibiyotik tedavisi önemlidir.Bakteriyel ya da viral bulaşıcı konjonktivit, gözlerde drenaj sırasında yüksek düzeyde bulaşıcıdır.

Kornea Muayene Yöntemleri: Kornea Muayene YöntemleriGöz hekimi olmayan bir kişi lokal ışık ile kornea saydamlığını, yüzeyinin parlaklığını, kornea yaralanmalarını, pamuk bir çubuk yardımı ile kornea duyarlığını değerlendirebilir. Göz hekimleri kornea morfolojisi ve fonksiyonunu değerlendirmek için bazı cihazlar kullanırlar;

Biyomikroskopi: Kornea ve ön segmente ait diğer yapıların binoküler olarak incelenmesine yarar. Değişik kalınlıktaki ışık demetleri değişik açılardan gönderilerek biyomikroskobun büyütmesi altında kornea incelenebilir. Rutinde en sık kullanılan muayene yöntemidir.

Keratometri: Korneanın kırma gücünün ölçülmesidir. Kontakt lens ve göz içi lens implantasyonu uygulaması öncesinde kullanılır.

Topografi: Korneanın ön yüzünün topografik analizinde kullanılır.

Pakimetri: Kornea kalınlığının ölçümüdür.

Speküler mikroskopi: Endotel hücre sayısı ve yapısını gösterir.

Esteziometri: Kornea duyarlılığının değerlendirilmesinde yararlanılır.

Korneanın boyanarak muayenesi: Kornea yüzeyindeki defektler "floresseine ve rose bengal" solüsyonu ile görülebilir.

Kornea Nakli: Kornea, gözün en ön kısmında yer alan, ışığı odaklama ve gözü dış etkenlerden koruma görevine sahip, görme işlevinde büyük rolü olan, gözün eğimli saydam tabakasıdır ve gözün en önemli kırıcı merceğidir. Korneanın saydamlığı birçok hastalık tarafından bozulabilir. Bu hastalıklar doğuştan, genetik kökenli veya mikrobik olabilir. Keratokonus gibi bazı hastalıklar ise korneanın şeklini değiştirilerek kornea naklini gerekli kılabilirler. Dünyagöz Hastanesi kornea nakli konusunda Türkiye'nin en önde gelen kuruluşudur.

Kornea Nakli Tedavisi: Kornea Nakli ameliyatları konusunda uzman göz hekimleri tarafından en küçük göz ameliyatından komplike göz cerrahilerine kadar tüm göz ameliyatlarının son teknolojiye sahip cihazlarla yapılmasına olanak sağlayan eksiksiz cihaz zinciriyle donatılmış ameliyathanelerinde yapılmaktadır.

Üveit

Üveit Nedir?Üveit NedirGöz yuvarlağının ortasında bulunan jel benzeri maddenin çevresini 3 tabakadan oluşan bir kılıf sarar. Ortadaki tabaka, "Uvea"dır. Uvea'nın iltihabına "Üveit" denir. Üveit, gözün, uvea adını verdiğimiz iris, koroid ve kirpiksi cisimden oluşan tabakalarının hepsini veya birini etkileyebilir.Uvea, artık gözün ayrı bir uzmanlık alanı olarak kabul edilmektedir. Uvea ile ilgili hastalıkların tanı ve tedavisi, immunoloji (bağışıklık bilimi) ve genetik dallarındaki giderek artan gelişmelerle desteklenmektedir.Tedavide başarıyı arttıran en temel faktörler erken teşhis, düzenli takip, uyumlu hasta hekim ilişkisi ve doğru tedavidir. Bu şartlar sağlandığında çoğu kez göz kurtarılabilir.Tedavi tamamlansa bile, hasta en az üç ayda bir izlenmelidir. Hastalık sessiz olarak tekrarlayabileceğinden, kontrollere ara verilmemesi gerekir. Diğer organlarla ilgili farklı belirtiler hakkında da göz doktoruna bilgi verilmesi şarttır. Örneğin ağızda aft oluşu, ciltteki lekeler, romatizmal belirtiler...Üveit son derece karmaşık bir hastalıktır ve her hastada farklı bir seyir izleyebilir. Tedavisi de hastalığın seyri gibi kişiye özeldir. Uygulanacak tedavide ilacın dozunun, uvea konusunda uzman ve tecrübeli hekimler tarafından belirlenmesi şarttır.

Üveit'in Sebepleri: Üveit'in SebepleriÜveit hastalarının %30-40'ında üveitin nedeni tam olarak tespit edilemez. Üveitler virüsler, mantarlar ve parazitler gibi etkenlerle oluşabileceği gibi, vücuttaki bir hastalığın gözdeki belirtisi olarak da ortaya çıkabilir. Bu yüzden çeşitli tahlillerle hastalıkları araştırmak gerekir. Ayrıca kollajen doku ve otoimmün kaynaklı olarak tanımladığımız sistemik hastalıklar eşliğinde de üveit oluşabilmektedir. Bunlara örnek olarak Behçet hastalığı, ankilozan spondilit ve romatoid artrit verilebilir.

Üveit'e yol açabilen rahatsızlıklar:

Behçet Hastalığı: Enfeksiyonlar (bakteri, virüs, parazit ya da mantarlar) başka bölgelerden göze yayılabilir; Tüberküloz, sifilis (frengi), herpes, toxoplazmoz, v.b.

Göz travması ve ameliyatları: Otoimmün reaksiyon (bağışıklık sistemi hastalıkları), romatizmal hastalıklar, ülseratif kolit, sarkoidoz.

Üveit'in Belirtileri: Üveit'in BelirtileriÜveit gözün ön bölümünde oluştuğunda, şiddetli dönemlerinde gözde kızarıklık, bulanık görme, göz çevresinde ağrı, ışığa karşı hassasiyet ve uçuşmalar şeklinde belirti verir. Üveit gözün arka bölümünde yoğunsa, belirtiler çoğunlukla bulanık görme şeklindedir. Üveit görme merkezini tutarsa ani görme azalması ve doku hasarına bağlı kalıcı görme kaybı meydana gelir. Merkezi bölgenin dışında meydana gelen üveitteki hasarlar makula etkilenmediği sürece kalıcı görme kaybı oluşturmamaktadır. İriste damarlanma ve ödem, Gözbebeğinde küçülme, Lensin arkasında vitrenin önünde iltihap hücreleri, Gittikçe artan baş ağrıları, Görmede azalma veya bulanıklaşma, Şiddetli göz ağrısı, Işığa karşı hassasiyet ve kamaşma,Gözde kanlanma, Göz yaşarması, Görme alanında oluşan lekeler, Ani oluşan ışık çakmaları

Uveanın doğuştan anomalileri: Aniridi (İris yokluğu), Pupil anomalileri, Polikori; Çok sayıda Pupilin bulunması, Pupilektopi; Pupilla oval şekilde aşağıda ve yukarıdadır.

Uvea iltihapları: Uvea iltihaplanmasına üveit adı verilir. Üveit üç çeşittir;Ön üveit, Ara üveit, Arka üveit,

Üveit Nasıl Teşhis Edilir?Üveit TeşhisNe şiddette olursa olsun, üveit acil bir hastalıktır. Geç kalındığında hastalık ilerler ve iltihap nedeniyle göz bebeğinde şekil bozuklukları, katarakt, göz tansiyonu yükselmesi gibi kalıcı yan etkiler bırakabilir. Belirtiler başlayınca yapılacak ilk iş üveit konusunda tecrübeli bir göz doktoruna muayene olmaktır. İlk muayene için geç kalınması görmenin kalıcı bir şekilde kaybına neden olabilmektedir.Bazı üveit çeşitlerinin tipik görünümü vardır ve teşhis hemen konulabilir. Bu durumlarda bile, gözün arka bölümünün tutulması söz konusu ise görmenin ne derece tehdit edildiğinin anlaşılması ve tedavinin etkinliğinin izlenmesi için anjiyografi, ultrasonografi, ERG gibi ileri teknikler gerekli olabilir. Örneğin, ICG adı verilen (indosiyan yeşili) bir boyayla yapılan anjiyografiler şüpheli durumlarda hastalık hakkında doğrudan tanıya götürücü bilgiler verebilmektedir.Daha sonra romatologlar, göğüs hastalıkları, cilt hastalıkları ve nöroloji uzmanlarıyla ortak araştırmalar yapılabilir.

Behçet Hastalığı:Üveit Behçet Üveizİlk kez 1937 yılında Türk dermatolog Ordinaryüs Prof. Dr. Hulusi Behçet tarafından tarif edilen Behçet hastalığı, ağızda ve genital (cinsel organlar) bölgelerde yaralara ve gözde enflamasyona (iltihaba) yol açan kronik bir hastalıktır. Genellikle İpekyolu kuşağı denilen belirli enlemlerde yaşayan kişileri, Akdeniz ülkeleri, İsrail ve Japonya'da ve son zamanlarda en çok yurdumuzda görülmektedir.Bu önemli belirtilerden başka büyük damarlar, merkezi sinir sistemi (beyin), eklemler, cilt, sindirim sistemi, cilt, akciğerler gibi değişik organlar üzerinde yıkıcı etkileri olabilir.Behçet Hastalığı bu kadar tehlikeli bir hastalık olduğu için başlangıçta bir – iki belirti bile olsa, hasta "Behçet şüphesi" olarak takip ve tedaviye alınır. Tüm bulguların çıkması beklenmez.

Behçet Hastalığı Sebepleri: Behçet hastalığının nedeni tam olarak bilinmemektedir. Bağışıklık sisteminde bozukluk ve damarlarda iltihaplanma vardır, fakat bu reaksiyonu neyin başlattığı bilinmemektedir. Genetik etkiler, geçirilmiş hastalıklar ve çevre faktörleri sorumlu tutulmakla birlikte, tek bir neden gösterilememektedir.

Göz Tembelliği

Göz tembelliği, toplumda sık rastlanan, çok konuşulan, fakat az bilinen bir konudur. Fark edilmesi zordur ve fark edildiği zaman da genellikle tedavi için geç kalınmış olmaktadır. Göz tembelliği zamanında tanı konduğunda tedavisi en kolay hastalıklardan biridir. Göz tembelliği gözün sinir tabakasını ve sinir yollarını tutan belirgin bir hastalık olmamasına rağmen kişinin görmesini herhangi bir şekilde arttıramaması olarak tanımlanabilir. Oluşum mekanizması, kullanılmayan sinirin atıl duruma geçmesi şeklindedir. Yani gözün öndeki kırıcı ortamlarından görüntü bir şekilde sinir tabakasına ulaşmaz ya da bulanık olarak oluşacak olursa kişi de göz tembelliği oluşur. Göz tembelliğine sebep olan durumların bir an önce ortadan kaldırılması ve görme sinirinin uyarılmaya başlanması gerekir.

Göz tembelliğinin nedenleri;Şaşılık olması Doğuştan katarakt olması. İki göz arasında bir numaradan fazla fark ya da her bir gözde ayrı ayrı yüksek astigmat, miyop veya hipermetrop olması (Anizometropi)Kornea, iris, lens ve vitreus gibi gözün kırıcı ortamlarının anormal pozisyonda olmaları ile ilgili diğer hastalıkların varlığıGöz kapağı hastalıkları da (göz kapağı düşüklüğü gibi...)görme eksenini kapayarak göz tembelliğini oluşturur.Göz tembelliğinin tedavisine ne kadar erken başlanırsa sonuç o denli başarılı olacaktır. En başarılı sonuçlar 6 yaşına kadar alınmaktadır. Göz tembelliği tanısı zamanında konulduğu takdirde sağlam göz kapatılarak beyne bulanık gören gözün de gördüğü sinyali verilir. Kademeli olarak gözdeki görme yeteneğinin düzeltilmesi hedeflenir. Daha sonra gözlük verilerek iki gözün de sağlıklı olarak kullanılması sağlanır.

Göz Tembelliği Nasıl Tespit Edilir?Göz tembelliği ebeveynler tarafından tespit edilememektedir. Ancak detaylı göz muayenesinde hekim tarafından tespit edilebilmektedir.Göz tembelliği her yaşta görülebilir!Göz muayenesinin belli bir yaşı yoktur. Şikâyeti olan çocuk hangi yaşta olursa olsun muayene edilebilir. Çocukların hiçbir şikâyeti olmasa bile 1-3 yaşlarına kadar en az bir defa göz muayenesinden geçmiş olmaları gerekir. Erken tespit edilen göz tembelliğinde başarı oranı çok daha fazladır.

Göz Tembelliği Tedavileri: Erken teşhis edilen göz tembelliğinin tedavisi oldukça basittir. Tedavide iyi gören göz belirli zamanlarda kapatılarak tembel gözün çalıştırılması en sık kullanılan yöntemdir. Göz tembelliğinin tedavisinde cerrahinin yeri yoktur. Hastanemizde Ortoptik Tedavi adı verilen özel cihazlarla yapılan göz egzersizleriyle de göz tembelliği tedavi edilmektedir.

Ortoptik Tedavi: Bu tedavi yöntemi gözün bir şekilde derinlik hissi kazanması için yapılan egzersizler bütünüdür. Özel aletlerle ve görüntü teknikleri ile yapılan çalışmalara dayanan bu yöntemde hastada ne iyileştirilmek isteniyorsa ona göre tedavi belirlenir ve uygulanır. Örneğin, üç boyutlu görme ve derinlik hissi kazandırılmak istenen bir hasta bu hedefe yönelik özel görüntü teknikleri ile çalıştırılır. Veya hastanın tembel olan her iki gözünün performansı arttırılmak isteniyor ise buna özel farklı egzersizler verilir.

Diğer Göz Tembelliği Tedavileri: Pleoptik tedavi, Kapama tekniği, Kısa süreli kapama tedavisi, İlaçla tedavi, Cam tedavisi, Neurovision™ tedavisi.

Göz Tembelliğinin Tedavisinde Zengin Bir Beslenmenin Yeri: Göz tembelliğinin temel tedavisi, hastanın uygun numaradaki gözlüğünü takıp iyi gören gözün kapatılması ve tembel olan gözün görmeye zorlanmasıdır. Alınan vitaminler direkt olarak tedaviye etki

Testler
Görme Testi
Eğer görme bozukluğunuz olduğuna inanıyorsanız bu tablo size fikir verebilir. Yapmanız gereken tek şey monitörünüzün büyüklüğüne ve ekran çözünürlüğüne göre monitörden ne kadar uzaklaşacağınızı saptamak. Sonra sayıları en üst sıradan en alt sıraya kadar sırayla bir gözünüzü kapatarak okumaya çalışmak. Eğer okumakta zorlanıyorsanız hemen bir göz hekimine başvurmalısınız.
Ekran çözünürlüğüne göre bakma uzaklığınız,
Ekran büyüklüğü Çözünürlük 640x480 800x600
14 inç 5.5 m 4.0 m
15 inç 6.0 m 4.5 m
17 inç 7.0 m 5.5 m
Bu ölçüm hiç bir durumda bir hekimin yapacağı kontrol yerine geçmez.



Renk Körlüğü Testi
Aşağıdaki şekillerin içindeki sayıları okuyamıyorsanız renk körü olma ihtimaliniz olabilir.
İnsan gözü gözdeki iris tabakası ile renkleri algılayabilmekte ve ayırt edebilmektedir. İris tabakasındaki renk algılamasında oluşabilecek bir problemde bazı renkleri veya tüm renkleri gri şekilde görebilmek mümkündür bu durumda yukardaki testlerde farklı rakamları ifade eden renkleri çevresindeki diğer renklerden ayıramıyorsanız renk körü olma ihtimaliniz yüksektir.



Amsler Grid Testi
Amsler Grid Testi rutin bir göz muayenesinin karşılığı olmasa da yaşa bağlı makula dejenerasyonu (sarı nokta hastalığının) erken belirtilerini evde kendinizin uygulayarak tespit etmenizi sağlayacak bir şemadır. 40 yaş üzeri herkesin bu testi uygulamasını tavsiye ederiz.

UYGULAMA ŞEKLİ
Aşağıda görülen şemayı iyi aydınlatılmış bir odada, uygun okuma mesafesinde ve ortadaki nokta tam göz hizasına gelecek şekilde duvara asınız.
Normalde okumak için kullandığınız gözlük yada kontaktlens varsa takınız.
Bir gözünüzü elinizle kapatın ve açık olan gözle tam ortadaki noktaya odaklanın. Şemada yeralan büyük karenin her 4 köşesini de görüp görmediğinize dikkat edin. Her iki gözünüz için ayrı ayrı uygulamayı tekrarlayın.
Eğer her köşeyi göremiyor yada çizgilerde dalgalanma, kırılma, bulanıklık görüyorsanız, sizde yaşa bağlı makula dejenerasyonu hastalığı belirtileri var olabilir. En kısa zamanda Retina Hastalıkları uzmanı bir göz hekimine başvurun.

Formunuz Gönderiliyor

Lütfen Bekleyiniz...